Fotodinamik Tedavi Nedir?


Fotodinamik tedavi hücre içine giren bir madde ile hücreyi  lazer ışığına hassaslaştırmak ve ondan sonra hücreye lazer atışı yapmak tekniğini kullanır. Lazerlerde esas bir hedef hücre yada bir hedef  renk olmasıdır. Örneğin mavi varisler icin kullanılan dalga boyu ile kırmızı varisler için kullanılan dalga boyları farklı olduğu gibi, akne tedavisinde sivilcenin mikrobunu gören ışık farklı, epilasyonda siyah kılı gören ışık dalga boyu farklıdır. Foto dinamik tedavide hücreyi ışığa hassalaştıran bir madde kullanılmaktadır. Bu madde ışığa duyarlı olarak bilinen  maddelerin  içinde en önde gelenlerdendir.İşlem ince kırışıklıkları yok etmeyi hedefler.özellikle göz etrafına güvenli kullanım sağlar.

İşlemi yapabilmek için bir saat boyunca  işlem  yapılacak yüzeye ışığa hassalaştıran madde sürülü. Daha sonra bir saat beklenerek maddenin hücre içine girmesi sağlanır. Lazer  zamanı geldiğinde, ısıyı yükselterek etkiyi arttırabilmek amacı ile  her bölgeden  üçer kezlazer  ışığı ile  geçilir. Bu işlem ilk yapımda ayda bir kez tekrarla üç kez, daha sonra yılda bir yapılmalıdır. Bütün cilt yüzeylerine, boyuna ellere kollara ,ince kırışıklığın görüldüğü her yere güvenle uygulanabilir. Işığa hassalaştıran maddenin pahalı olması nedeni ile göz gibi  başka işlemlerin kolay yapılamadığı bölgelerde  güvenle spesifik olarak kullanılması hedeflenmektedir.

 

fotodinamik gençleşme


OZON TEDAVİSİ

Sağlık bakanlığınca şeker hastalığı ,damar tıkanıklıkları,varis ,romatizma ,bel ve boyun fıtıklarında kullanımı onaylanmıştır.

Ozon nedir?

Ozon aktif oksijendir.Romatizma ve şeker hastalarında ,damar tıkanıklıklarında ,bel ve boyun fıtıklarında ,kronik yorgunlukta etkin olarak tedavide kullanılmaktadır. Ozon, Yunanca bir kelimedir. Oksijenin aktif  formudur. Çeviri anlamı ise “Breath of God” yani, “Tanrının Nefesi”dir.

Oksijen azaldığı zaman tüm yaşamsal öğeler geri gitmeye başlar. Yaşadığımız dünyadaki  kirlenme ve yaşlanma, kronik hastalıklar, aldığımız oksijeni ve oksijen tutulumunu azaltmaktadır. Bu problemin çözümü, oksijenin aktif formlarını azaltarak olmaktadır.

Ozon, bütün hücrelerin metabolizmasına etki eder. Ozon Tedavisi yapılan kişinin cildi başta olmak üzere bütün hücrelerinde  yenilenme başlar. Alkol kullanımı ile  karaciğerde bozulmuş enzimler eğer geri planda hepatit yada siroz gibi  yetersizlik sebebi yoksa bir ayın içerisinde alkol alınmaz ise düzelebilmektedir. Romatizma hastalarında yükselmiş CRP (C-reaktif protein)lerin yapılan çalışmalarda düştüğü bildirilmektedir. Anfizemli ve efor kapasitesi sıfır olan bir hastanın, akciğerindeki düzelme ve tekerlekli sandalyeden kalkıp yürüyebilir hale geldiği bildirilmiştir.

Klasik ozon tedavilerinden beklenilenler nelerdir?

Ozon tedavisi Atar ve toplar damarları temizleyerek dolaşıma etki etmektedir. Aterosklorotik  hastalıklar ,iskemik kalp hastalıkları, dolaşım bozukluğu ensefelopatisi  ve alt exstemitelerde olan dolaşım bozukluklarındatedavide kullanılabilmektedir. Bu etki 4 değişik  mekanizma ile ortaya çıkar.

  1. Lipid peroksidasyon  ürünleri ve  antioksidan savunma sistemi etkileri
  2. Antienflamatuvar etki
  3. Hipokoagülan etki
  4. Kanın oksijen taşıma üzerine etkisi

Bu etkisi ile bir aylık kullanımla ayak ve bacaklardaki kılcal damarlarda ve varislerde belirgin düzelmeler gözükmektedir. Bu sebeple ince damar varislerine  herhangibi bir işlem yapılmadan önce ozon  uygulanması  hastayı  her açidan koruyucu ve tedavi edici olacaktır.  Aseptik nekroz denilen femur başı nekrozunun klinik bulguları ve röntgen bulgusu bir ay içerisinde gerilediği vakalar bildirilmektedir. Bu vakalarda ilk uygulamanın hemen sonrasında  ağrı azalabilmektedir. Bacak ateroskloruzundan dolayı olan ağrılardan yürüyemeyen hastalarda açılmayı  ve yürüyebilmeyi sağlamak   mümkün olmakta, fakat uzun tedavi süreci gerektirmektedir. Kalp damar ameliyatlarında damar açmak için kullanılan  stendlerin tıkanmaması için  ozon tedavisi uygulanması başarılı sonuçlar vermektedir.

 

 İSKEMİK KALP HASTALIKLARINDA

Ozon terapisi  hastanın durumunun stabilizasyonu  ve iyileşmesinden sonra  kullanılan ilaçların dozları basamak basamak azaltılarak kullanılır.Haftada 2 kez bir tedavi küründe 8 uygulama tavsiye edilmektedir. Elde edilen olumlu sonuçlar  ağrı ataklarının  sıklığında  azalma, hareketle ağrının azalması, kardiyak  hacim ve kalp atım hacminde  artış (A.T.Bykov,E.I.Sychova ,2000)tır.

KALP RİTM BOZUKLUKLARINDA  OZON TERAPİ

Kalp ritm bozukluklarının oluşma mekanizması kesin değildir. Lipid peroksidasyon ürünlerinin kalp kasında artması aritmi sebeplerinden biridir. Kalpteki iletim sistemi serbest radikal reaksiyonlarının hasar verici etkilerine kalp kasından daha duyarlıdır.(F.Z.Meerzon ve ark.1984) Tedavi dozlarındaki ozon  antioksidan aktiviteyi artırıp lipid peroksidasyon  ürünlerini azaltarak membran yapısının düzelmesini ve kalp hücrelerindeki  elektrolit dengesini sağlayarak lokal ileti bozukluklarını ortadan kaldırır. Ayrıca ozon tedavisi kan lipidlerini düşürücü etkisi ile aritmik sendrom etkisini azaltır. (A.V.Nedostup,1996)

Ozon terapisi  sinus  ritminin düzenlenmesini sağlar.kalp kasının kasılabilirliğinde iyileşme ve atım hacmi ile dakikadaki kalp atım miktarında artış yapar ;lipidler düşer;fibrinojen protrombin endeksi  düzelir;hastanın genel durumu düzelerek iş gücü artar.

HİPERTANSİYONDA OZON TEDAVİSİ

Hipertansiyonda ozon tedavisi anti hipertansif ilaçlarla birlikte  etkiyi arttırmak için kullanılır. Medikal ozon uygulaması  membran bozukluklarını  düzeltir; kalp kasılabilirliği artar, periferik  damar direnci azalır. Bu gibi hastalarda ozonun rektal  uygulaması yapılabilir. On  on iki günlük bir tedavi sonrasında hastaların. Baş ağrıları baş dönmeleri azalır Tedavi direnci ortadan kalkar. Bu sonuçlar  böbrek ve beynin oksijen  desteğini alması ile elde ediler.

ALT EXTREMİTE DAMAR TIKANIKLILLARINDA OZON UYGULAMALARI

Alt extremitelerin dolaşım bozuklukları ozon tedavisi  için  en önemli endikasyonlardan biridir. Ozon kan oksijeninin kapiller alanda salınmasını düzeltir. Hücre membranlarının yapısal fonksiyonel özelliklerini düzelterek oksidatif serbest radikal oluşmasının engellenmesinde  ve hücre içi antioksidanların üretilmesinde  çok  önemli rol oynar. Bu ikisi arasındaki dengesizlik ateroskleroza neden olan  mekanizmalardan birisidir. Uç noktalarda  küçük atterioller artar ve  kompensatuvar kolleterallerin yapımı artar.

Cerrahinin ulaşamayacağı küçük damarlara ait  problemlerde, ameliyat sonrası tekrar tıkanıklığı engellemek için, cerrahinin  yapılamadığı durumlarda,ampütasyonu  engellemek yada ampütasyon boyutunu minimale indirmek amacı ile evre IV tıkanıklıklarda (Rokitansky 1982)  ozon tedavisi uygulanmalıdır.  Periferik damar tıkanıklıklarında  eğer  gangren oluşmamışsa  2,3 kür 8 er seans uygulanması en iyi neticeyi verecektir. Kesin obliterasyon oluşmuş extremitelerde ozonlanmış kolloidlerin verilmesi doku oksijen satürasyonunu artıracaktır.

ŞEKER HASTALIKLARININ KOMPLİKASYONLARINDA

Kan şekerinin uzun  süreli yüksek seyretmesi neticesinde kan damarları böbrekler, gözler ve sinir sisteminde geri dönüşümsüz değişiklikler ortaya çıkar.

Ozonun  diyabetik anjiopatilerde kullanılması ,ozonun karbonhidrat ve  lipid metabolizması üzerinde  pozitif etki oluşturması ,kanın oksijen taşıma  fonksiyonunu geliştirmesi ,mikrodolaşım bozukluklarını ortadan kaldırması , antioksidan sistem üzerinde aktif etkiye sahip olmasına dayanır. Bu yüzden  diyabet  komplikasyonlarının tedavisine ozon tedavisinin eklenmesi önerilir.

Bu gibi hastalarda on  kürlük bir  tedavi uygulamadan sonra göz diplerindeki hematomlarda azalma ve görme keskinliğinde artış. bildirilir. Bacaklarda  istirahat ve  yürümü  sırasında ortaya çıkın ağrı azalır bacak parestezileri kaybolur. Cilt bozuklukları düzelir. Kan plazmasında şeker, kolesterol, trigliserid ve eritrosit yapışkanlığı azalır. Antioksidan savunma sistemi artar.

Şeker hastalarında baskılınmış  bağışıklık sistemi  hayatı tehdit eden komplikasyonların ortaya çıkmasına yol açar. Pürülan  nekrotik  odağı. bulunun diyabetik ayak sendromu gibi. Bu gibi olaylarda ozon güçlü bir  bakteri, virüs ve mantar öldürücüsü  olduğu için hem lokay olarak  kullanılmalı hemde, mikrodolaşım üzerine etkilerden dolayı genel  ozon tedavisi yapılmalıdır. Bu gibi hastalarda ozon tedavisinin  sayısı ve seans aralıkları hastaya ,hastalığın durumuna göre  bireysel olarak planlanmalıdır.

Bu gibi hastalarda  ilk ozon  uygulamalarından sonra  ağrı yoğuluğu azalır,yaradaki ağrı ,infiltrasyon ve etraftaki hiperemi geriler.yara yüzeyinin  nekrotik dokudan temizlenmesi tedavinin 5,7 inci gününde gerçekleşir. Granülasyon dokusunun  belirmesi ve  epitelizasyonun başlaması 9-12 inci günde  gözlenir.hasarlı derinin po2 seviyesi artar.

Ozon tedavisi ortalama tedavi seviyesinin azaltır,ampütasyon sayısını ve ampüte edilecek kısmı azaltır.

    • Ozonun serbest oksijen radikali , hücre düzeyinde beyin  enerji  değişikliklerini sağlayarak  beyin fonksiyonlarını ve hafızayı artırabilmektedir. Bu etkisi ile yaşa bağlı oluşan problemlerden koruyucudur. Otistik çocuklarda ozona başlar başlamaz iletişimde, algılamada ve konuşmadaki düzelme  artmış kelime sayısı ile ölçümlenebilmektedir.Epilepside nöbetleri azaltıcı etkisi olduğu yapılan  çalışmalarda gösterilebilmektedir.

 

    • Ozonon tek değerli  oksijen radikali virüs bakteri ve mantarların aktivasyonunu bozar. Virüsler  üzerindeki etki özelik le DNA zarflı virüslerde daha belirgindir.Düşük doz kullanımda immün sistem  üzerinde güçlendirici etkisi hastalıklardan karşı vücudu güçlü kılmaktadır .Enfeksiyonlarda  ozonun  lokal olarak kullanımıda gerekir.Örneğin sürekli vajınal mantar enfeksiyonu geçirenlerde, vajinal ozon uygulaması yapılmalıdır. Açık yaralarda  mikrobu öldürücü  etkisi ile saf  ozonla doyurulmuş zeytinyağı kullanılmalı  fakat  yara etrafına doku proliferasyon  özelliğinden dolayı  düşük dozla  ozonlanmış   yağ kullanılmalıdır .Saf ozonla doyurulmuş yağların kullanımı kapanmayan yatak yaralarını kapatmada ve enfeksiyonu engellemede etkin bulunmuştur.

 

    • Ozon tedavisinin  major autohemoterapi yöntemi ile dozlarında kullanılması  hormonların normalleşmesini ve enzimlerin yerinde ve doğru üretilmesini sağlar. Özellikle akupunktur ile birleştirerek kullanıldığında beraberindeki psikolojik etkenlerde ortadan kaldırılabileceği için daha başarılı olmaktadır.Akupunktur  vücudun kendi enerjisini kullanan bir  sistem olduğu için ,ve ozon vücut enerjisinin arttırdığı için ozonla bir kullanıldığında akupunkturun etkisi artmaktadır.Kombine tedavi  ile  polikistik overlilerde yumartlama ve düzenli adet görme başlamakta ve daha sonra bozulmamaktadır. Yumurta azlığı sebebi ile çocuk sahibi olamayanlarda yine akupunktur ile birleştirilmiş tedavilerde yumurtlamanın sağlanmasını görülebilmektedir .Bu amaçla  özellikle  tüp  bebek merkezleri ile kombine  çalışmalar yapılması gerekmektedir.

 

    • Serbest oksijen  radikali  bağlanabildiği  ağır metallerin  vücuttan atılımını sağlar.

 

    • Dejeneratif romatizmal hastalıkların gelişimini yüksek doz kullanımlarda immün süpresif etki yaparak yavaşlatabilmektedir.Lokal  ozon kullanımları ile ataklarda eklem ağrıları üzerinde etkili olmaktadır.

 

    • Felç hasarlarında ozon tedavisi yararlıdır. Beyinden ya da omuriliğe ait bir problemden kaynaklanan felçlerde ya da sinir hasarlarında sinir dokusunun kendini yenilemesinde etkindir.  Multiple skleroz dediğimiz MS hastalarında bozulan miyelinezasyonun düzeltilmesinde enzimleri aktive edici  vitaminlerin kullanım  desteğinde etkin olduğu   bildirilmiştir.
    • Yüksek  dozlardaki immun baskılıyıcı etkisi ile oto immün hastalıkların  tedavisini kolaylaştırmaktadır..

 

    • Ozonun  serbest  oksijen atomu ağır  metallerle  bağlanma özelliğine sahiptir .Bu etkisi ağır metalleri yüksek bulunan otistik çocuklarda ağır metallerin bağlanıp atılmasını sağladıkları için tedavide önemli rol oynamaktadır.

 

    • Kalp  ritm bozukluğunda  oksijen azlığı  büyük bir   etken olarak gözükmektedir. Ozon tedavisi  tıkanan damarlar ve kalpteki  ritmi  düzenleyen sinoatrial  düğümün iyi kanlanmaması ile karakterize kalp ritm bozukluklarını oksijenlenmeyi sağlayarak  azaltabilmektedir. Kalp kasının oksijenlenmesinin doğal neticesi olarak ritm bozuklukları azalmaktadır.

 

    • Ozon sadece genel değil lokal uygulamalarda da etkindir. Uygulandıkları  yerde ağrı reseptörlerini bloke ederek  ağrıları azaltır. Ağrı  mediyatörlerinin  bölgeden uzaklaşması  ödemlerin çözülmesini  ve kalıcı tedaviyi sağlayacaktır. Migren ağrılarında akupunktur noktalarına kullanılması, bel ve boyun fıtıklarında sinir  trasesi boyunca kullanılması gerekmektedir.  Özellikle diz ağrılarında kan ozonu ile beraber diz içine ozonun intra artiküler uygulanması doku düzelmesini de sağlayarak hareket kabiliyetini artırmakta ve yaşam kalitesini yükseltebilmektedir.

 

    • Ozonun serbest oksijen radikali şekerin  hücre içini girmesini sağlayarak aerob metabolizmanın artmasını sağlamaktadır. Bu sebeple etkisi  kan şekerini düşürücek şekildedir. İlaç kullananların ozon tedavisine  başladıktan kısa bir süre sonra aldıkları  dozlarını hekimlerini danışarak düşürmeleri gerekmektedir. Kandaki  şekerin hücre içine taşınarak oksijenli metabolizmanın başlaması kişide tokluk hissini sağlayacak ve  zayıflama  sürecine katkıda bulunacaktır.

 

    • Düşük dozlarda ozon kullanımı immün sistemi sitimüle eder. Düzgün ozon yaptıranların daha az sıklıkla viral enfeksiyon  geçirdiği   gözükmektedir.

 

    • Ozon tedavisine başvuran hasta populasyonunda en sık rastlanan bir problem kronik yorgunluktur. Oksijenin serbest radikali  hücre düzeyinde oksijenli metabolizmayı arttırdığı  için,  yüzde  yüze  yakın orandaki  ozon yaptıran  hastada, enerji artışlarını subjektif olarak ifade etmektedirler.

 

    • Ozon  damara verildiği anda damar endotelindeki maddelerle  birleşerek  vasodilatasyona yol açar. Bu etki normal tansiyonun düşmesi ve  cinsel performansın artışı ile kendini gösterecektir.

 

    • Yaşla beraber  melanin hücrelerinin boya üretimi  kabiliyetini  yitirmesi saçların  rengini kaybetmesinde en büyük etkendir Ozon melanin hücrelerinin, daha iyi çalışmasını sağlayarak hem kadında hem erkekteki saç rengi  bozulmasını  azaltabilmektedir. Özellikle erken yaşta saçı beyazlayanlarda bu etki gözükebilmektedir.

OZON yerine neden oksijen kullanmıyoruz ?

Oksijen kararlı bir atomdur .Tepkimelere girmez. Ozon kararsız bir sebest moleküle sahiptir. Bu onun kararsız olmasını ve tepkimelere girmesini sağlar. Biyolojik cevaplar bu şekilde girilen tepkimelerden ortaya çıkar.

  1. Ozon tedavisi vücuttaki bütün  hücrelerin  oksijenlenmesini sağlar ve dolaşımı düzeltir.
  2. Ozon tedavisi immün sistem üzerinde etkindir.Düşük dozlarda immün sistemi güçlendirirken, yüksek dozlarda immün sistemi kortizon gibi yan etkisi olmadan baskılayarak  MS yada romatizmal hastalıklarda. alerjik astımda tedavi edici olabilmektedir.
  3. Ozon tedavisi antimikrobik etkilidir.İyi bir  antioksidandır. Dezenfeksiyon özelliğine sahiptir. Fransada şehir sularıın dezenfeksiyonunda klor yerine ozon kullanılmaktadır.
  4. Ozon tedavisi hücre yenilenmesini ,regenerasyonunu sağlar.
  5. Ozon tedavisi organların oksijenizasyonunu sağlayarak normal fonksiyonlarına geri dönmelerini sağlar.
  6. Ozon tedavisi aerobik ortamda düzgün çalışmasını sağlayarak metabolizmayı düzenler.
  7. Ozon tedavisi kanama riskini yükseltmeden pıhtılaşmayı azaltır ve kan pıhtılaşmasıın yapacağı komplikasyonları engeller.

OZONUN ETKİLERİ NELERDİR?

  1. Ozon vücuttaki antioksidan enzimleri  aktive eder.
  2. Ozon özellikle yapılarında lipid oranı yüksek gram pozitif bakterilerin çoğalmasını engeller. Lipid zarflı  herpes, HIV, HCV gibi virüslerde ozona duyarlıdırlar.
  3. Ozon eritrositlerin dokuya oksijen vermesini kolaylaştırır. Oksijen disasiasyon eğrisi sağa kayar. Damarların duvar yapısı düzelir.
  4. Ozon lökosit üretimini arttırır. Lökositlerin  mikroba karşı yaptıkları fagositoz etkisini arttırır. Fagositozun bütün evrelerini düzeltir. Yüksek dozda immün sistemi baskılıyıcak şekilde  hareket eder. Düşük dozda yara iyileşmesinde etkin sitokinlerin salınımını normalleştirir.
  5. Ozon   PRP tedavisinde trombositleri aktive etmek için  olarak kullanılabilmektedir.
  6. Ozon trombositlerin yapışkanlığını artırır; kanın akışkanlığını artırır, pıhtı oluşumunu azaltır ama kanamayı arttırmaz .
  7. Ozon hücrelerin yenilenmesini artırır.
  8. Ozon ödem yapıcı  vücut ağrı mediatörlerinin  salınımını inhibe ederek ödemi azaltır. Ağrıyı lokal olarak hafifletir.
  9. Ozon karaciğer hücrelerinin regenerasyonunu sağlar ve karaciğer hücrelerinin mikrozomal enzimlerini aktive ederek karaciğerin metabolizma etkisini artırır.
  10. Ozon uygulanmaya başlandığı ilk haftadan itibaren kan mikrosirkülasyonu artar ve atar damarlarda dolaşım yüzde altmış, venöz dolaşımda yüzde kırk kadar düzelir.
  11. Ozon serbest radikalleri nötralize eder,toksinleri okside eder;ve petrokimyasalları seçici olarak degrade eder .
  12. Ozon dolaşım üzerinde sadece vazodilatasyon etkisi ile değil; oksidatif hücre hasarını engelleyerekte etkili olmaktadır .
  13. Ozonun  ameliyat önce ve sonrasında kullanılması ameliyata bağlı komplikasyonları azaltmaktadır.
  14. Ozonun tedavi amaçlı  kalp damar hastalıklarında kulanılması ile iskemik kalp hastalıklarında ağrı ataklarının sıklığı azalır ,egzersizde vücut toleransı artar.kardiyak atım hacmi artar.
  15. Ozonun intermittan kladikasyonu yani yürüyememe sorunu olan hastalara uygulanması ile ağrısız yürüme mesafesi artar.

OZON VÜCUTTA HANGİ MEKANİZMA İLE ETKİSİNİ GERÇEKLEŞTİRİR?

  1. Ozon un kan lipidleri ile direk etkileşime girmesi ile kan kolestrol ve lipid seviyeleri düşer.
  2. Ozon şekerin  hücre içine girmesini sağlayarak kan glikoz düzeylerinde azalma yapar.
  3. Ozon mukosa regeneresyonuna yol açan mikrosirkülasyonu artırarak ,epitelizasyonu tetikleyerek ve bakterisid etkisi ile H.Pylori  üzerinde etkilidir.
  4. Ozon direk olarak solunamaz .Akciğereden. solunarak alınabilmesi  için.içinde  yağ olan bir düzenekten geçirilmeli ve ozol formunda solunmalıdır.Genelde bronşlar üzerindeki etkisi ile bronş spazmını çözebilmektedir.
  5. Ozon ürolojik hastalıklarda ,kronik antibiyotiğe drençli sistitlerde etkilidir.Böbrek fonksiyonları tam bozulmadan  böbreği koruyabilmekte ,fakat tam glomerul hasarını geri çevirememektedir.
  6. Ozon bir ağrı antagonistidir. Ozon terapi vücudun kendi ağrı kesicilerinin salınımını artırır. Beyindeki ağrı merkezini inhibe eder.
  7. Ozonun  diz problemlerinde gerek diz içine gerek diz etrafına uygulanması, son derece basarılıdır. Ödemi çözer, ağrıyı azaltır. Kıkırdak hücrelerinin artışını sağlar.
  8. Ozonun disk hernilerinde kullanılması son derece basarılıdır. Ağrıyı azaltır;ödemi çözer. Dışarı çıkan fıtığın reorganizasyonuna yardımcı olur.
  9. Ozon  retinapati, makula degenerasyonu, retinitis pigmantosa, optik sinir atrofisi ve bütün göz enfeksiyonlarında başarı ile kullanılmaktadır.
  10. Ozon cilt üzerinde cilt hücrelerinin lipidleri ile reaksiyona girerek etki eder. Cilt enfeksiyonlarında etkilidir. Egzama problemlerinde düşük dozlu ozon  yağlarının kullanımı ile çok hızlı  düzelme sağlandığı bildirilmektedir. Yine cilt hücreleri üzerindeki üretimi arttırın  etkisi ile zor iyileşen yaraların kapanmasını sağlar.
  11. Ozon kırışıklık ve selülit tedavisinde başarı ile kullanılabilmektedir. Fakat selülit dolaşım  problemi kaynaklı  bir sorun olduğu için, major ozon tedavisi ile desteklenmelidir.

OZON NELER YAPAR?

  1. Ozon tedavisi vücuttaki bütün  hücrelerin  oksijenlenmesini sağlar ve dolaşımı düzeltir.
  2. Ozon tedavisi immün sistem üzerinde etkindir.Düşük dozlarda immün sistemi güçlendirirken, yüksek dozlarda immün sistemi kortizon gibi yan etkisi olmadan baskılayarak  MS yada romatizmal hastalıklarda. alerjik astımda tedavi edici olabilmektedir.
  3. Ozon tedavisi antimikrobik etkilidir.İyi bir  antioksidandır. Dezenfeksiyon özelliğine sahiptir. Fransada şehir sularıın dezenfeksiyonunda klor yerine ozon kullanılmaktadır.
  4. Ozon tedavisi hücre yenilenmesini ,regenerasyonunu sağlar.
  5. Ozon tedavisi organların oksijenizasyonunu sağlayarak normal fonksiyonlarına geri dönmelerini sağlar.
  6. Ozon tedavisi aerobik ortamda düzgün çalışmasını sağlayarak metabolizmayı düzenler.
  7. Ozon tedavisi kanama riskini yükseltmeden pıhtılaşmayı azaltır ve kan pıhtılaşmasıın yapacağı komplikasyonları engeller.

ÖRÜMCEK AĞI ESTETİĞİ

Örümek ağında amaç yüzü kaldırmaksa kanüllü kılçıklı iplikler kullanılmalıdır.

ÖRÜMCEK AĞI ESTETİĞİ NEDİR?

Son yıllarda geliştirilen ve Avrupa’da sıkça kullanılan yeni bir cilt germe lifting, canlandırma ve form kazandırma tekniğidir.
İnsan dokusuna uyumlu olan, özel üretien iplerin ince bir kanül yardımı ile cilt altına yerleştirilmesine dayanan bir tekniktir. Yöntem, hücre yenilenmesi etkisi ile cilt kalitesini arttırmaktadır.

Ayrıca askı  niteliğinde kalın ipliklerde kullanılmaktadır. Bunlardan  beklenti yüzü asarak dokunun  yenilenmisi ve  yeni  yerine  yapışması şeklindedir. İpliklerin kalıcılığı  iki  yıl kadardır. Altı  ayda bir askı. İpliklerinin yanına  kılçıklı cog iplik  ekleyerek  kalıcılık süresi  uzatılabilir.

Örümcek ağı estetiği hem kadın hem erkek hastalara güvenle uygulanabilen bir yöntemdir.

ÖRÜMCEK AĞI ESTETİĞİ HANGİ BÖLGELERE UYGULANABİLİR?

Organik ipliklerin vücutta bir çok uygulama alanı bulunmaktadır .
Yüzde özellikle yanak ve, kaş ve göz kapağı sarkmasında, alın germede, bozulmuş çene çizgisinin düzeltilmesinde, dudak çevresinde oluşan form kayıplarında, alt göz kapağı çevresindeki kırışıklıklarda, kaş kaldırmada, gıdının belirgin hale geldiği durumlarda, ve boyun germede kullanılabilir.
Vücutta ise sarkmış kol altları, bacak içleri, ve karın bölgesindeki cildi sağlamlaştırmak ve sıkılaştırmak için kullanılabilir.

Yüzün  içindeki  yağ yastıkcıkları  zamanla  birbirlerinden ayrılır ve aşağıya doğru kayarlar. Bu durumda yüzü  yukarıya doğru cilt ciltaltı planlarından asarak kaldırmak gerekir. Cildi gençleştirmek için kullanılan ipliklerle yüzü  yukarıya doğru kaldırmak için kullanılan iplikler  tamamen  farklıdır. Yüzü kaldırmak  için kullanılın iplikler  kanüllü cog  yani kılçıklı ipliklerdir. Kanüller  saçlı deri hizasından uygulanır. Yanak altına dek  kanül yardımı ile cilt altında ilerletilir. Üzerlerindeki tek yönlü kılçıklar  dokuya tutunur ve   iplerinç ekilmesi  ile  yanak yukarıya  doğru kalkar. İplikler  çok  uzun süre  kalıcı olabilmektedir. Eğer  yüzdeki yağ dokusunda erime  varsa mutlaka  dolgularla desteklenmelidir.

Kaldırmak için kullanılan iplikler  cog iplikler denilen özel ipliklerdir. Kılçıklıdır. Uzak noktadan  kaldırılması hedeflenen bölgenin kıyısına kadar getirilerek  kılçıkların dokuya tutunması sağlanarak iplikler  yukarıya doğru çekilir. İplikler ne kadar güçlü  ve kalın ise bu tutunma o kadar güçlü olacaktır.

AMELİYATSIZ YÜZ GERME İŞLEMİNİN RİSKLERİ VAR MIDIR?

PDO iplikler yıllardır ameliyatlarda kullanılan güvenilir ipliklerdir. Yapılan çok sayıda uygulamada ve bilimsel çalışmada herhangi bir yan etki görülmemiştir. İşlem sonrası görülebilecek ağrı, hassasiyet, morarma ve şişlik tamamen geçicidir.

Bölgesel yağ azaltmada, selülit gidermede, vücut şekillendirmede lazer kökenli ışık kullanımı ağrısız iğnesiz tedaviler arasında zayıflama  literatüründe yerini almıştır.

Fazla vücut yağı insanların hem görüntüsünü, hem hareket yeteneğini etkilerken, pek çok hastalığa yol açmaktadır. Bu yağlar vücudun pek çok yerine depolanabilir. Basen, baldırlar, dizler, sırt, yüz, gıdı ve kollar gibi.

Bu yağların depolanmasını kontrol altına almak ve bunlardan kurtulmak mümkündür .
Yağları yakmak için kullanılan RF (Radyofrekans), lazerle yapılan liposuction ve yüksek fokuslu ultrasound teknolojisinin her biri,ayrı ayrı yağ metobolizmasını artıran teknolojilerdir.

NON INVAZİV LAZER  LİPOLİZ TEKNOLOJİSİ
NEDİR?

Ağrısız, invaziv olmayan bir yöntemdir. Hedef cilt üzerine 650 nm ışık enerjisi uygulayarak yağı azaltmaktır. Yağ eritmede soğuk lazer teknolojisi yeni bir adımdır. Cerrahiye alternatiftir. Özellikle egzersiz ve normal diyete cevap vermeyen bölgelerde kullanılacak Low-Level-Lazer’dir.

YAĞ ERİTME LAZERİ NASIL ETKİ EDER?

Vücutta yağ hücreleri dinlenme halindedirler .(resim 1 )

Düşük seviyeli lazer enerjisinin dokuya girmesi ile yağ hücreleri olarak bilinen adipositlerde kimyasal bir reaksiyon başlar .Depo yağ trigliseridleri serbest yağ asitlerine ve gliserole parçalanırlar .(resim 2)

Hücre zarlarının permeabilitesi artar.(resim 3)

Parçalanan yağ asitleri hücre zarlarındaki kanallardan dışarıya ,intertisyel boşluğa boşalırlar .(resim 4)

Dökülen serbest yağ asitleri ve gliserol dokulara taşınır .Taşındıkları dokularda enerji oluşturmak üzere kullanılacaklardır.Kullanılan enerji arttıkça ,daha fazla serbest yağ asidi ,gliserol dışarıya çıkacaktır.(resim 5)

Yağ asitlerinin vücut ihtiyaç duyduğu anda depolarından salınarak yakılması ,vücudun doğal bir cevabıdır.Lazer ışığına maruz kalan bölgede kan damarları bütünlüğü korunur ve akımı artar ve yağ hücrelerinin erimesi hızlanır.(resim 6)

NON İNVAZİV LAZERLİPOLİZDEN DEN BEKLENTİ  NE OLMALIDIR?

1. Hem erkek hem kadın hastalarda aşk tutacakları, yan yastıkcıkları gibi problemli bölgelerde seans sayıları ilerledikçe hatırı sayılır düzelme olacaktır.

2. Vücut incelecek ve şekillenecektir

3. Selülitler azalacaktır

4. Cilt görüntüsü düzgünleşecektir.

5. Yağ obstrüksiyonunun kalkması yağ ödemini
çözecektir

6. • Matobolizma aktive olacak ve hızlanacaktır.

UYGULAMA ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Lipolazer yağların eritilmesi istenen her bölgeye ,haftada iki kez ,en az 8 kez uygulanmalıdır . Lazer ışığı cihazdan fiberoptik taşıyıcılarla uygulama başlıklarına taşınır .Bu başlıklar ince bir tabaka jel ile zayıflaması istenen bölgenin üzerine elastik bantlarla tutturularak yerleştirilir. İşlem süresi 30-40 dakikadan az olmamalıdır.

LAZERLELİPOLİZ  ACILI BİR UYGULAMA MIDIR?

Bu sistem ,Soğuk lazer ,yada LOW LEVEL LASER olarak bilinmektedir. Böyle bilinmesinin sebebi uygulanan bölgede çok az hissedilmesidir.Huzurlu bir relaksasyon tedavisidir.Bazen,hasta başlıklarının cilde temas ettiği yerlerde hafifi sıcaklık hissedilebilmektedir.

YAĞ ERİTMEDE KULLANILAN 650-940 DALGA BOYLARI ARASINDAKİ FARK NEDİR?

650 nm , görülebilir kırmızı ışıktır ,Yağ hücreleri parçalanır ve taşıyıcı lenfositler yardımı ile bölgeden uazaklaştırılır.
940 nm Görünmez ışıktır .Yağı eritir ve yağ hücrelerini küçültür .

NON-INVAZİV YAĞ ERİTME LAZERİUYGULAMASINDAN SONRA YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?

İşlem sonrasında yapılması gereken en önemli şey ,
Parçalanmış yağ hücrelerinin bulundukları bölgeden uzaklaştırlmasıdır.
Bu sebeple işlem yapılan bölgeye , işlemin hemen akabinde kasılma yada çekilme tedavisi diye bilinen elektroterapi uygulanmalıdır .Böyle bir imkan yoksa egzersiz önerilmelidir.

Mantar ısıyla üreme gücünü kaybeder Lazerler hem  yüzeydeki , hem tırnak yatağındaki mantarı tırnak dokusunu  zarar vermeden  ısıtarak mantarın  üremesini durdurlar.

TIRNAK MANTARI NEDİR ? KLİNİK BELİRTİLERİ NELERDİR ?

 

Tırnak ve tırnak yatağında pek çok suş enfeksiyona yol açabilir .Tanı genellikle klinik olarak konur.Tırnak kenarında  tırnağın tırnak yatağından ayrılması,tırnakta sararma ve ufalma ,tırnağın yatağından ayrılan bölümü altında esmer renkli ,ufalanan döküntü madde ( debris) birikimi ile karakterizedir.Daha ileri safhada tırnak uç kenarı ayrılıp parçalanabilir ve sonuçta “erezyon” nedeni ile belirgin ölçüde kısalabilir veya tırnak kalınlaşabilir, kalkabilir, distorsiyona uğrayabilir ve ayakkabıların basıncı ile ağrılı olabilir.Patojenik olmayan bakterilerin ( örneğin aspergillus ) ikincil kolonizasyonu ile tırnak altında siyah yada yeşilimsi renklenme gözükebilir.
Sıklıkla tinea pedis yada tinea manum ile birliktedir.
Ayak tırnaklarının tutulumu el tırnaklarından fazla gözükür.
Tek tırnakta (sıklıkla ayak baş parmağının tırnağı ) yada birden fazla sayıda tırnakta ortaya çıkabilir.

Tutulum tek ise ve cilt etkilenmemişse enfeksiyon için giriş kapısı olan travmatik hasara bağlı olabilir.
Nadiren kendiliğinden iyileşir.Genellikle tedaviye çok dirençlidir.

Zaman geçtikçe ,özellikle ayak tabanlarındaki ve avuç içlerindeki cilt etkilenmişse diğer tırnaklar tutulabilir.

TIRNAK MANTAR TEDAVİSİNDE NELER KULLANILIR ?

Klasik tedavi uzun ve çok güçtür.

Kremler yada ağızdan alının ilaçlar   tırnak çekilmesi klasik tedavi seçenekleridir .
Lazerler  klasik mantar tedavilerine yeni bir yaklaşım getirmektedir.

Yüzey ve derin ısıtma için farklı lazerler kullanılmaktadır
Basit ve etkin bir yöntemdir .
Etkilenmiş tırnağı derinliğine ısıtma prensibine dayanır .
Isı ,hastanın tırnağını tutan parasitik mantarın gücünü azaltarak öldürür.Nd yag lazer derine inerek tırnak yatağındaki ısınmayı sağlarkan ,erbium yag lazerle tırnakta açılan delikler ,işlem sonrasında kullanılacak mantar kremlerinin tırnak derinliği boyunca nüfuz etmesini  nüfuz etmesini sağlayacaktır.

LAZERLE TIRNAK MANTAR TEDAVİSİ GÜVENLİ MİDİR? YAN ETKİSİ NELERDİR?

Hem  tırnak yüzeyini hem tırnak yatağını derin olarak ısıtmak mantarı öldürecektir.Vücudun kendi immün mekanızması daha sonra tırnak yatağını yapılandıracaktır.Ağızdan alınan mantar ilaçlarına göre avantajı  karaciğer üzerinde toksik etkisinin olmamasıdır.Topikal ajanlara üstünlüğü ise kimyasal olarak yayılıp sağlam dokuyu bozmamaktadır.Ayrıca topikal ajanlar ne kadar etkilide olsalar tırnak yatağına kadar inemedikleri için etkileri gösterememektedirler. Lazer ile tırnak yüzeyine mikrokanallar açarak topikal ajanların etki etmesi sağlanabilmektedir.

LAZERLE TIRNAK MANTAR TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR ?

4 adımda uygulanır.
***Mantar tırnağı deforme eder ve büyütür,kalınlaştırır.Bu sebeple tedaviden önce tırnağı törpülemek ve inceltmek gereklidir.Tırnağı inceltmek lazer ışığının tedavi alanına nüfuz etmesini sağlayacaktır.

***Bütün tırnak Nd:Yag lazerle dairesel hareketlerle taranır.Atımları üst üste yapıp boşluk bırakmamak gerekir.Hasta işlem sırasında tırnak boyunca bir sıcaklık hissetmelidir.

***Üçüncü adım Nd:Yag lazerle tırnak yatağının kenarlarını ,parmak dokusunu taramaktır.Genelde parazitik mantar hem tırnak yatağını hemde tüm çevre dokuyu tutacaktır.Dokunun taranması enfeksiyonun tekrarlanmasını engelleyici olacaktır.

*****4 üncü adım  yüzeyel etkin bir lazerle /erbium yag ) tırnak  yüzeyi üzerinde delikler açmaktır .Bu delikler hem yüzey ısının bir kez daha artışını sağlayacak , hemde açılan mikrodeliklerden kullanılacak mantar engelleyici kremler bütün tırnak boyunca etkilerini sağlayabileceklerdir.

Lazer ile tırnak mantar tedavisinde  uygulama süreci hastanın durumu ,mantarın cinsine göre farklılıklar gösterecektir.
Bütün problemli tırnaklar her sefer taranmaldır.Lazer ışığı etraftaki cilt dokusunuda mantardan arındıracaktır.

Ayrıca tırnak mantarlı insanların genel itibarı ile tırnakları başka mikroorganizmalarında  işe karışması ile enfektedir ve inceltildiğinde açıldığında etrafa derin bir koku yayılmaktadır.Lazer ışığı bu bakterilerinde ölmesini sağlamaktadır.

TIRNAK MANTARINDA LAZER TEDAVİSİ

Tırnak mantarında lazer kullanımının en büyük avantajı lazerin baktesid etkisidir.Lazer ışığı lokal hypertermiye yol açar.Bu ısı artışı patojen mikroorganizmaları öldürücü etki yapacaktır. Bunun yanında tedavi edici sürecide başlatacaktır. Tricohyton rubrum mantarının 1064 -nm Q swiched lazerle tarandığında büyümesinin inhibe edildiği gösterilmiştir. Bu lazerin gene Trichophyton Rubrum la yapilan invitro calismalarda gene üremeyi durdurucu etkisi saptanmıştır. Meral ve Taşar ın çalışmaları gene 1064 Nd-yaq lazerin Candida Albicans üzerindeki bakterisi etki ortaya koymuştur. Nd -yag fototermal ışığı tırnak yatağına kadar inerek hem dermiste hemde tırnak yatağında gerekli mantarın ölmesi için gerekli ısıyı oluşturcaktır.

Tırnaklardaki mantarın yokolmasını sağlayan ortalam ısı 43-51 derece kadardır.Tedavi süresi ortalama 2-3 dakika kadardır. Bu süre yeterli tedavi dozunu sağlayacaktır.Bu parametreler mikroorganizmaları deaktive edecektir. Mantar kolonileri hemen ölmeyecektir; ama üreme kapasiteleri duracaktır.
Hipertermimin mantar üremesini durdurduğuna dair yayınlar bulunmaktadır. Reaktif oksijen radikallerinin oluşması ve hücresel proteinlerin denatürasyonu programlı bir hücre ölümüne yol açacaktır.

Sonuç olarak 1064 nm Nd yag lazerin tırnak mantarını yok etmekte etkinliğ kesindir.Bu dalga boyunun özeliği tırnak yatağına inebilmesidir.Hem tırnak yatağını hemde tırnağı saran çevre dokuların doku bütünlüğünü bozmadan fizyolojik ısılarda güvenli yoğunlukta ısı verişi sağlanır .
Bu yöntem hızlı, çabuk belirgin bir komplikasyonu olmayan bir yöntemdir. Çeşitli mantar tipleri için uygundur. Özellikle karaciğer rahtsızlığı olan, medikal tedavi alamayan bütün hastalar için tek tedavi seçeneği gibi durmaktadır. Nd-yag lazerin derin ısı giriş etkisine ek olarak yüzeydeki mantarı proteini denatüre eden erbium – lazerle beraber kullanılması başarı yüzdesini arttırmaktadır.

Yapılan çalışmalarda total dystrofik, distal sublingual, proximal sublingual , endonyx de yerleşim yapan mantarlarda çalışılmıştır. Candida çeşitleri, Trichophtyton rubrum, Trichophyton mentogrophytes, Aspergillus niger üreyen 194 tırnakta Jasmina Kozarev’in yaptığı çalışmada 4 seansta başarı oranı yüzde 90 olarak verilmektedir.Dört seans sonrasında kültür aldırarak üreme olan tırnakta tedaviye devam etmek gereklidir.

Koltuk altı terlemesi olarak bilinen hyperhidroziste ya ter bezlerinin aktivasyonunu   geçici olarak yok etmek yada ter bezlerini cilt altı lazer uygulaması ile kalıcı olarak tahrip etmek gerekmektedir.

 Terleme  tedavisi  ne  demektir?

Terleme  tedavisi ya geçici yada kalıcı olarak yapılır.Geçici olan tedavide süre kullanılın ilaca bağlı olarak değişir.Bu süre dört altı aydır.İşlem ter bölgesinin işaretlenmesi ile başlar.Nişasta karışımı ile bölge işaretlenir ve bir santim aralıklarla kullanılan ilaç zerkedilir.bir hafta ila on gün içerisinde terleme  yüzde doksan oranında  kaybolacaktır.İşlem lokal uyuşukluk oluşturularak yapıldığından  acı sızı olmayacaktır.Terleme bu işlemle yaklaşık 4-6 ay süreli duracaktır.

Lazerle ,güvenli  etkin ,çok az tahribat  yapıcı şekilde kalıcı olarak ter bezlerini yakma tedavisidir. Tedavi Nd:YAG 1064 nm dalga boyundaki lazerle gerçekleştirilir. Bütün diğer cerrahi  tekniklerden daha az  zarar vericidir.Skar oluşması yada  hasta hareket kısıtlaması gibi  bir problem yasanmayacaktır.

Lazerle Terleme  tedavisi nasıl yapılır?

Lazer ışığı fotoselektiftir.Yani sadece ter bezlerini ısıtatarak haraplayacaktır .Yandaki  diğer  dokulara zarar vermemektedir.İşlem lokal anestezi altında yapılır .İşlem bir saatten kısa  sürer.İşlemin adımları aşağıdaki gibidir:

1) LOKASYON BELİRLEME :İşlem öncesinde  ter bezlerinin yeri iod ve nişasta kullanılarak belirlenir.
2)  Belirlenen alan infitrasyon aneztezisi ile  duyarsızlaştırılır.
3)  Cilt  ve  cilt  altı  dokusu kör spatula yardımı  ile  birbirinden ayrılarak disseke  edilir. Bu fiberoptik kanülün cilt altına daha rahat girmesini ve giren lazer kanülünün yukarı doğru atışını daha rahat yapmasını sağlayacaktır.
2)  IŞINLAMA: Ciltte fiberoptik kanülün geçebileceği 3mmlik bir  kesi yapılarak fiberoptik kanül bu kesiden içeriye doğru ilerletilir.Fiberoptik  kanülle 1064 nm lik QCW ışığı ateşlenir.İşlem ,kanülü ileri geri yavaş hareketlerle hareket ettirerek tekrarlanacaktır.Lazer ışığının doğrultusundaki doku elle manipüle  edilerek atışların mümkün  mertebe dik gelmesi  sağlanmalıdır . Bu  atış  cilt altındaki ter bezlerini  haraplayacaktır. İşlem önce  ve  sonrasında axillar  bölge soğutularak ısının 40 derce üstüne çıkması  engellenmelidir.
3)  UZAKLAŞTIRMA: Bir  kanül yardımı  ile haraplanmış ter bezleri kürete edilerek emilir ve uzaklaştırılır.

Lazerle Terleme  tedavisinin avantajları nelerdir?

En büyük  avantajı basitliği,kolaylığı işlemin  hızlılığı ,komplikasyon riskinin  düşüklüğü  ve  etkinliğidir.İşlemin tümü  bir  satten  fazla  sürmez  ve işlem yapılan kişi bir saatin içinde  normal aktivitelerine geri dönebilir.İşlem çok küçük bir kesi ile yapılacağından skar kalma ihtimaliyeti yok  denecek  kadar  azdır.

Lazerle koltuk altı ter bezlerinin tedavisinin öncesinde yapılması gerenkenler nelerdir?

&  İşlem öncesinde sigara içilmemelidir.

&  İmmün sistem güçlendirici C vitamini gibi bir  ilaç almalıdır.

&   Alınan bütün ilaçların listesi doktora  verilmelidir.

&  İşlem öncesinde kliniğe  gelmeden duş alınmalı ve işlem bölgesi dezenfektan sabunla yıkanmalıdır.

&  Ne tür  anestezi alınacağı kesin olamdığı için işlemden 2-6 saat öncesinden itibaren aç olunmalıdır.

Lazerle koltuk altı ter bezlerinin yakılarak uzaklaştırılımasından sonra dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

&  İşlemin hemen sonrasında  hasta taburcu olsada ,en az 12  saat boyunca araba kullanılmamalıdır.

&  Lokal anestetiklerin etkisi 1 saatin içerisinde azalacağından ,işlemin hemen sonrasında bir  ağrı kesici alınmalıdır.

&   Bir antibiyotik başlanmalı ve bir hafta süreyle devam edilmelidir.

&  İşlem sonrasında günde  1-2 litre sıvı alınmalı,gıda  arttırmalı , 24 saat sonra normal gıda  rejimine geri dönülmelidir.

&   İlk 12  saat dinlenilmelidir.Fakat venöz tromboz  riskinden  dolayı total dinlenme  süresi 12 saati  aşmamalıdır .Trombozu  engellemek amacı  ile minimal güç gerektiren tekrarlayıcı  hareketlerin  yapılmasında  fayda  vardır .

✍?   Hastanın işinin  ne olduğuna göre işe  dönüş  süresi değişebilir.Genelde işlem sonrasında 2-4 gün sonra işe  geri dönülebilmektedir .

&   Normal fizik aktiviteye 3 hafta sonra  dönülsede spor ve  jimnastik salonunda  çalışmaya bir aydan önce başlanmamalıdır.

&   İşlem sonrasında  ilk iki hafta sürekli bir baskı bandajı takılmalıdır.Ondan sonraki iki hafta bandaj takılması keyfidir.Bandaj işlem alanına bütün olarak kullanılmalıdır.

⛑   İşlemden hemen sonraki gün  bandaj değiştirme işlemi yapılabilir,ılık banyo alınılabilir.Kesi alanı çok dikkatle kurulanmalıdır.

⛑   İşlem sonrasında yara bölgeden sızıntı olacaktır.Bu hem aneztetik solusyon hem parçalanmış yağ hücrelerinin sızıntısı ve hafif miktarda kan olabilir.Islanan bandajlar  dikkatlice değiştirilmelidir.

⛑   İşlem sonrasındaki bir kaç günde  herhangi bir cerrahi işlemde olduğu gibi tedavi alanında  şişme görülecektir.Daha sonra doku iyileşerek altındaki dokuya yapılacaktır ..

Lazerle Akne Skar Tedavisi

Akne skarlarının giderilmesinde ilk adım ciltte kontrollü hasar oluşturmaktır.


Ciltte düzelme de ilk adım “ Kontrollü Hasar”dır. Hasar  ayarlanır.
Akne skar tedavisinde hasar yaratmak için 3 şey kullanılabilir:
**Dermaroller **Dermapen **Fraksiyonel Lazer 

Bunların hepsinde ciltteki hasarın kontrolü söz konusudur.

Dermaroller ve dermapende iğne uçlarının milimetrik olarak ayarlanması söz konusudur.:,5 mm den 2,5 mm ye dek derinliği inilebilir .Dermarollerlarda iğne sayısı 150 den 250 ye dek değişebilirken.dermapenlerde 16 -70 arası iğne sayısı farklılığı olabilmektedir.

Fraksiyonel lazer cilt içinde mikronlarla değişen delikler açarak cildin katmanlarında istenilen derinliğe inebilmektedirler.Co2 ve erbium lazer dalgaboyları fraksiyonel cilt tedavilerinde kullanılmaktadırlır.

Lazer nedir?

 

 

Lazer ışığı  paralel  ışıktır. Sabit dalga boyudur.

Lazer  ışığı  lazer  kavitasyonunun içinde oluşturulur .

Medikal lazer olarak bilinen ER:YAG ve Nd:YAG lazerler ,enerji kaynağı olarak katı lazer kristali kullanmaktadırlar.

Enerji kaynağındaki atomları  aktive edici ikinci komponent xenon flash lambasıdır.

Üçüncü komponent ise optik bir rezonatördür.

Işık kaynaktan çıkar ve optik bir fiberle hedef hücreye ulaşır.

Dokuya  gelen  ışık ,dokuda  tutulabilir, dokudan geçirilebilir, dokudan yansıtılabilir, dokunun özelliğine göre dokuda  dağılabilir.

Emilme: Fotokimyasal, Fototermal, Fotomekanik etkiye yol açacaktır.
Daha yüksek enerji genelde daha yüksek  etki  demektir.
Enerjinin dokuya geliş hızıda dokuda ne kadar  enerji  absorbe edildiğini etkileyecektir.
Işığı  dokuda  tutan absorbanlar KROMOFOR olarak  adlandırılır .
Er: YAG lazer  hedef kromoforu cilt suyu  iken
Nd: YAG lazer hedef kromoforu melanin , oxyhemoglobin ,ve deoksihemoglobindir.
Lazer dalga boyu, Lazer gücü, Lazer atım hızı, Lazer atım süresi,
Her bir  atımdaki  lazer  gücü,(pulse enerjisi/pulse süresi) Lazer ışık çapı,
Fluence ,(Lazer enerjisi/alan) Dokunun  ışığı  absorbe  etme yeteneği ,
Dokunun Termal relaksasyon  zamanı   lazer  atımlarının tedavi etkinliğini belirleyici  faktörlerdir .

Er: YAG lazer ablatif FRAKSİYONEL  lazerdir .2940 nm dalga boyunda atım yapmaktadır. Soğuk soymadan, değişik  derinliklerdeki sıcak  soymaya  dek  peeling yapabilmektedirler.

Nd:YAG  1064 nm dalga boyu  lazerdir.Bu dalga boyundaki lazer ışığı , cilt derinine inerek termal  etkisi ile  cilde hasar  vermeden  doldurma etkisi yapmaktadır.

Akne skarların düzeltilmesinde fraksiyonel lazer kullanımı  skar kenarlarının cilt yüzeyine indirilmesini sağlarken,.çukur bölgelerin Nd-Yag lazer etkisi ile  doldurulmsı işlem başarısını arttırmaktadır.

Dermapen ve roller kullanımındada hedef ,arada doku bırakarak kısmi hasar sağlamaktır.

Fraksiyonel Lazerle Akne Skar tedavilerinde dikkat edilecek hususlar nelerdir?

⚠️  Güneş veya solaryum gibi benzeri ışık tedavilerinin üzerinden 3 hafta  geçmiş olması gerekmektedir.
⚠️  Kullanılan ilaçlar ciltte  hassasiyet yapabileceğinden mutlak işlem yapacak olan  hekim haberdar edilmelidir.
⚠️  Tedavinin, cildin durumunun ağırlığına göre bir seanslık olmadığı,büyük olasılıkla tekrarlayan seanslara ihtiyaç duyulacağı bilinmelidir.
⚠️  Kullanılan doza bağlı olarak geçici eritem kızarıklık ve ödem olacağı bilinmelidir.
⚠️  İşlemin sonrasında sosyal olaylar tatil, iş görüşmeleri,evlilik düğün nişan törenleri gibi hadiseler varsa işlem mutlak ertelenmelidir.
⚠️  İşlem görecek ciltte sık sık Herpes simplex mikrobunun yol  açtığı  uçuk gözüküyorsa, işlem öncesinde mutlak bir antiviral kullanımına  baslanmalıdır.
⚠️  Cilt soyucu bir ilaç kullanılıyorsa lazerle cilt tedavileri kesinlikle altı ay ertelenmelidir.

Dermapen ,Roller  veya Lazerle Fraksiyonel Peeling yapılan ciltlerde iyileşme süresi nedir?

 

Hangi uygulama yapılırsa yapılsın iyileşme süreci inilen derinlikle alakalıdır .0,5    derinlikte iğneli   roller yada dermapen kullanılan bir ciltte iyilşme 1 günde olacaktır.Bu   Er: YAG lazer kullandığı COLD peel yada yüzeyel peeling ile aynı etkiye sahiptir. Bu işlemin yan etkisi kızarıklık olacaktır. İnilen derinliğe  göre kızarıklık 1 iki yada  3 gün  sürebilmektedir. İşlem sonrasında nemlendirici kullanmak yeterli olacaktır.

1,1,5 mmlik iğneli  dermapen ve roller kullanımı  lazerle Orta Peeling e eşittir . Ciltte kızarıklık yanında  yer  yer kahverengi ,bronz  görüntüler  ortaya  çıkacar. Cilt , 2 ila 5 gün  sonrasında soyulmaya başlar. Bu cins peeling LAS VEGAS PEELİNG diye  bilinmektedir .

İşlem sonrasında şişmeyi engellemek için ödem giderici bir krem ve antibiyotikli  bir  krem uygulanması ve aralıklı  nemlendirmek, komplikasyonsuz düzelme için gereklidir.

Daha derin sonuçlar için daha derin soyma gerekir. Bu dermapen ve roller uygulamasında 1,5-2,5 mmlik iğne kullanımına eş değerdir .İşlem sonrasında cilt 10 gün  kadar  kızarmış  kalacaktır. İyileşme 5 günden itibaren başlar. Daha üst üste atış yapılan bölgelerdeki kızarıklık 3 aydan 6 aya dek devam edebilecektir.

İşlem sonrasında antibiyotikli kremlerin cilt onarıcı kremlerle karıştırılarak kullanılması en iyi  neticeyi  sağlayacaktır. Yedinci günden sonra nemlendirici uygulaması başlayabilir. On gün sonrasında devam eden kızarıklık için kapatıcı kullanılması tavsiye edilmektedir. İşlem sonrasında post travmatik hiperpigmentasyon oluşan hastalarda sabah akşam immün baskılayıcı ve A vitamini içeren bir kremin  üç ay süre ile kullanılması uygun  olacaktır.

Bütün komplikasyonlar ve iyileşme süreçleri göz önüne alınmadan bu işlemlere kesinlikle başlanılmamalıdır.

Akne Skar Tedavisinde Nd:YAĞ Lazerin kullanımı gerekli midir?

 

Akne skarı kenarları belirli  yer yer çukurları olan engebeli bir cilt görüntüsüdür. Bu tip ciltlerde iyileşmeyi sağlamak  için Er: YAG lazerle keskinlik  kazanan skar kenarlarında kabarıklığı ve keskinliği azaltırken, çöküklüklerin giderilmesi için Nd:YAG ın derin ısıtıcı, ciltte proliferasyon ve sıkılaştırma yapan etkisinden faydalanılmalıdır. Bu teknik mikro vasküler yenilenmedir. Nd:YAG ın FRAC3 tedavileri ile gerçekleştirilir. Lazer hareketi, mikro yaralarda ve hasarlı  derinin belirgin bir  derinliğinde 3 boyutlu matrix  gelişimini sağlayacaktır. Küçük damarların açılması ile, fibroblast stimülasyonunu ve kollojenin yeniden yapılandırılmasına yol açacaktır. Bu sebeple işlem öncesinde ve sonrasında, mikro damarların büzülmesine yol açarak tedavi sürecine damarlar üzerine vazokonstriksiyon etkisi ile sekte  vuracak sigara içiminden kaçınılmalıdır.

VAJİNAL DARALTMA (INTIMALASE)

Vajinal genişlik problemlerinin giderilmesinde dokuyu sıkılıştırıcı ve toparlayıcı etikileri ile lazerler kullanılmaya başlamıştır.

Hangi Genital Problemler Lazerle Tedavi Olabilmektedir?

Vajinal genişlik

İdrar  kaçırma (Stress-Urinary-Incontinance)

Menopoz kuruluğu ( Menopozun  Genitoüriner Sendromu)

Lazer ışığının mukosa dokusu  üzerindeki fototermal  etkisi ile tedavi  olabilmektedir.

Hangi Lazer, Nasıl Jinekolojik Problemler Üzerinde Etkindir ?

Er: YAG lazer genel itibari ile estetik  ve  cerrahide kullanılan soyucu-fraksiyonel lazerler olarak bilinmektedir. Bu dalga boyu lazerde SMOOTH mode denilen non-ablatif teknik bir model geliştirilmiştir. Atım genişliği ve tekrarı ciltteki ısının daha yüksek olmasına yol açmaktadır. Pulse süresi uzadıkça, ablation soyucu etki azalır ve termal etki artar. Bu teknikle VSP (variable square pulse) lazer enerji atımları yapabilen teknolojiler  dokuyu non ablative olarak ısıtarak dokudaki kollojeni ısıtır. KOLLOJENİN uygun ısı derecesine ani ve hızlı  ısıtılması elastik liflerin kontraksiyonuna yol açar. Bu etki  sadece  geçici anlık bir etki olarak  kalmaz. Kollojen yeniden şekil kazanır ve yeni kollojen yapımı başlar. Böylece bütün etraf okularında sıkılaşma ve elastisite artar. Mukosa kalınlığı her yerde değişken olsada, genel itibari ile yüzlerce mikron kalınlığındadır.Kollojenin  arttırılması için, mukosa dokusunda ısının birikimi  hedeflenir. Bu ısı kontrollü ve güvenli bir ısı olmalıdır. Isı kaynağı ısıyı 100 mikron kadar  derinliğe iletebilmelidir.Aynı zamanda,dışardaki mukosa etkilenmemeli ve çevreleyen diğer dokular hasar görmemelidir.

INTİMALASE

INCONTILASE

RENOVALESE sırasıyla

Vajinal daralma

İdrar kaçırma probleminin düzeltilmesi

Menopoza ait vajinal kuruluğun giderilmesi tedavileridir.

Bu tedaviler  non-ablatif SMOOTH MODE teknolojisi ile gerçekleştirilmektedir. Bu etki dokunun 45-60 derece ye kadar ısıtılması ile oluşmaktadır. Isının derin tabakalarda depolanması yeni kollojen yapımını ve kollojenin şekillenmesini sağlamaktadır.

Intimalase “Vajinal Daraltma” Nedir?

Yaşa ve yapılan doğumlara bağlı olarak vajina tonunu kaybeder. Kaslar güçlerini, kontrol ve destek  görevlerini yitirirler. Vajinanın iç ve dış çapları genişler. Bu şartlarda vajina fizyolojik  görevini yapamaz hale gelir. Seksüel olayda vajinanın sürtünme gücü birleşmede çok önemlidir. Sürtünme vajinal kanalın çapı ile alakalıdır. Bu ortadan kalkarsa, orgazm gecikmesi yada hiç olmaması söz konusudur. Vajinal sürtünmenin azalması ile seksüel haz azalacaktır. Kozmetik cerrahi bu konuda çok basarılı olmakla beraber, pek çok kadın, bu genişlemenin, gevşekliğin farkında olamamakta ve bu konuları konuşmaktan çare aramaktan  uzak durmaktadırlar.

Cerrahi girişimler vajinal daraltma da daima en üst sırada başarılı olsada, uzamış iyileşme sürecini ve sinir hasarına bağlı duysal zevkin azalması riskini beraberlerinde taşımaktadırlar. Lazerin vajinal daraltmada kullanımı endopelvik fasyanın ve pelvis taban dokusunun phototermal mekanizma ile sıkılaştırılıp daraltılması esasına dayanmaktadır. 2940nm dalga boyundaki termal enerji vajina mukozasında depolanarak kollojenin yeniden şekillenmesini endopelvik fasya ve pelvis tabanın toparlanmasını sağlamaktadır.

Lazerlerin vajinal problemler için kullanımları güvenlidir.

Lazerlerin vajinal kullanımları ağrısızdır.Hafif düzeyde, tolere edilebilecek kadar ağrı vardır.

Komplikasyon hemen  hemen  gözükmemektedir.

İyileşme süresi bir hafta kadar süre olup kısadır. Bir haftadan az sürede cinsel hayata dönülebilir.

Başarı hastanın yaşına, doku kalitesine, şişman olup olmadığına, kabızlık problemleri çekip çekmediğine ,çocuk doğurup doğurmadığına göre değişmektedir.

İşlem uyanık ve  aneztezisiz  yapılabilir ve ağrısızdır. Seans sayısının artırıldıkça  daha iyi netice  için gereklidir.

Dokularda kollojeni arttırarak sıkılışma yaratan değişik dalga boylarındaki lazerler ,bu etkileri ile menopoza bağlı kuruluk ,idrar kaçırma ,ve vajinal genişlik  tedavisinde kullanılmaya başlamışlardır.

Hangi Genital Problemler Lazerle Tedavi Olabilmektedir?

 

İdrar kaçırma (Stress-Urinary-Incontinance)

Vaginal genişlik

Menopoz kuruluğu ( Menopozun Genitoüriner Sendromu)

Lazer ışığının mukosa dokusu üzerindeki fototermal etkisi ile tedavi olabilmektedir.

Hangi Lazer, Nasıl Jinekolojik Problemler Üzerinde Etkindir ?

Er: YAG lazer genel itibari ile estetik ve cerrahide kullanılan soyucu-fraksiyonel lazerler olarak bilinmektedir.Bu dalga boyu lazerde SMOOTH mode denilen non-ablatif teknik bir model geliştirilmiştir. Atım genişliği ve tekrarı ciltteki ısının daha yüksek olmasına yol açmaktadır. Pulse süresi uzadıkça, ablation soyucu etki azalır ve termal etki artar. Bu teknikle FOTONA teknolojisinin VSP (variable square pulse) lazer enerji atımları dokuyu non ablative olarak ısıtarak dokudaki kollojeni ısıtır. KOLLOJENİN uygun ısı derecesine ani ve hızlı ısıtılması elastik liflerin kontraksiyonuna yol açar. Bu etki sadece geçici anlık bir etki olarak kalmaz. Kollojen yeniden şekil kazanır ve yeni kollojen yapımı başlar.Böylece bütün etraf okularında sıkılaşma ve elastisite artar. Mukosa kalınlığı her yerde değişken olsada, genel itibari ile yüzlerce mikron kalınlığındadır.Kollojenin arttırılması için, mukosa dokusunda ısının birikimi hedeflenir. Bu ısı kontrollü ve güvenli bir ısı olmalıdır. Isı kaynağı ısıyı 100 mikron kadar derinliğe iletebilmelidir.Aynı zamanda,dışardaki mukosa etkilenmemeli ve çevreleyen diğer dokular hasar görmemelidir.

INTİMALASE

INCONTILASE

RENOVALESE sırasıyla

Vajinal daralma

İdrar kaçırma problemi tedavisi

Menopoza ait vajinal kuruluğun giderilmesi tedavileridir.

Bu tedaviler soyucu olmayan, non-ablatif SMOOTH MODE teknolojisi ile gerçekleşmektedir.  Isının  derin tabakalarda depolanması yeni kollojen yapımını ve kolljenin şekillenmesini sağlamaktadır.

İdrar Kaçırma Problemi Nedir ve Lazerle Nasıl Çözümlenebilir?

İdrar kaçırma sosyal ve hijyenik bir problemdir. İdrarın bilinçsizce tutulamamasıdır. Öksürmede, horlamada, sporda, ani hareket değişikliklerinde istemsiz idrar akışı olur. En büyük sebeplerden biri pelvis tabanının gevşekliğidir. Gebelik, normal doğum, menopoz, bilinç kaybı, şişmanlık ve ilerlemiş yaş sebeplerdendir. Uretral sfinkterin yetersizliği, urethrayı tutan, çevreleyen dokuların gevşekliği bu duruma yol  açmaktadır. Normal doğum sırasında pelvis kaslarının hasarlanması ve oradaki sinirlerin harabiyeti idrar tutamama ile neticelenmektedir.

Pelvis tabanının disfonksiyonu pelvis içindeki organların aşağıya sarkmasına yol  açar.Pelvis tabanında  gevşeklik olan kadınların yüzde 15’den 80’nine dek idrar tutamama vardır.Yapılan çalışmalarda dokularda  kollojen azalması ve  kollojen yapılanmasının bozulması söz konusudur. İdrar kesesi boynundaki fasyanın kollojen yapısının da bozulduğu görülmüştür.

Yapılan araştırmalar 40 yaşının üzerinde idrar kaçırma problemi olan kadınların sadece yüzde 15’nin bu  problemlerine çare aradığını göstermiştir. Pek çok kadın artık acısız, korkusuz, cerrahi riskleri  taşımayan, minimal invaziv, etkin, güvenli ve kısa iyileşme süresi olan lazer tedavisini araştırmaktadırlar. İdrar kaçırma probleminde elektrik stimülasyon tedavisi, ilaç tedavisi, etkin olsada etkileri 1-2 yıl  içerisinde azalmaktadır. Cerrahi yöntemlerin içinde en popüler olanı TOT ameliyatı denilen obturator  bantlama tekniğidir.

Lazer tedavisi idrar kaçırma problemine yeni bir yaklaşım getirmektedir. Non-invaziv olarak endopelvik fasyanın ve pelvis tabanının sıkılaştırlması ve daraltılması esasına  dayanır. 2940 nm dalga  boyundaki non-invaziv lazer ışığı mukosa dokusuna uygulanır. Kollojen yapımı artar ve kollojen sekillenme başlar. İşlem sonrasında bir hafta sex yasaklanır. İyileşme süresi kısadır. Günlük hayata hemen dönülebilsede egzersizden  kaçınılmalıdır. Komplikasyon hemen hemen gözükmez. İşlem öncesinde vaginal smear alınmalı ve bir problem olmadığı saptanmalıdır. İdrar kültürü temiz olmalıdır. İdrar yolu ağzında ve etrafında  kanama  olmamalıdır. İşlemden sonra vaginal kanal yıkanmalı ve irritan temizleyici maddeler oradan uzaklaştırılmalıdır.

Menopoza bağlı kuruluk, dokunun yaşla kuruması, tonunu ve elestikiyetini   kaybetmesi ana sebep olarak durmaktadır. Lazerle yapılan cilt tedavileri, lazerlerin kollojen arttırma etkileri bu dalga boylarının mukosada kullanım çalışmalarını beraberinde getirmiştir. Mukosada yapılan çalışmaların  etkin olduğunun görülmesinden sonra, bu teknolojiler  bu tür problemlerde kullanılmaya başlamıştır. 

Hangi Genital Problemler Lazerle Tedavi Olabilmektedir?

İdrar kaçırma (Stress-Urinary-Incontinance)

Vaginal genişlik

Menopoz kuruluğu ( Menopozun Genitoüriner Sendromu)

Lazer ışığının mukosa dokusu üzerindeki fototermal etkisi ile tedavi olabilmektedir.

Hangi Lazer, Nasıl Jinekolojik Problemler Üzerinde Etkindir ?

Er: YAG lazer genel itibari ile estetik ve cerrahide kullanılan soyucu-fraksiyonel lazerler olarak bilinmektedir.Bu dalga boyu lazerde SMOOTH mode denilen non-ablatif teknik bir model geliştirilmiştir. Atım genişliği ve tekrarı ciltteki ısının daha yüksek olmasına yol açmaktadır. Pulse süresi uzadıkça, ablation soyucu etki azalır ve termal etki artar. Bu teknikle FOTONA teknolojisinin VSP (variable square pulse) lazer enerji atımları dokuyu non ablative olarak ısıtarak dokudaki kollojeni ısıtır. KOLLOJENİN uygun ısı derecesine ani ve hızlı ısıtılması elastik liflerin kontraksiyonuna yol açar. Bu etki sadece geçici anlık bir etki olarak kalmaz. Kollojen yeniden şekil kazanır ve yeni kollojen yapımı başlar.Böylece bütün etraf okularında sıkılaşma ve elastisite artar. Mukosa kalınlığı her yerde değişken olsada, genel itibari ile yüzlerce mikron kalınlığındadır.Kollojenin arttırılması için, mukosa dokusunda ısının birikimi hedeflenir. Bu ısı kontrollü ve güvenli bir ısı olmalıdır. Isı kaynağı ısıyı 100 mikron kadar derinliğe iletebilmelidir.Aynı zamanda,dışardaki mukosa etkilenmemeli ve çevreleyen diğer dokular hasar görmemelidir.

INTİMALASE

INCONTILASE

RENOVALESE sırasıyla

Vajinal daralma

İdrar kaçırma probleminin düzeltilmesi

Menopoza ait vajinal kuruluğun giderilmesi tedavileridir.

Bu tedaviler FOTONANIN soyucu olmayan, non-ablatif SMOOTH MODE teknolojisi ile gerçekleştirilmektedir. Bu etki dokunun 45-60 derece ye kadar ısıtılması ile oluşmaktadır. Isının derin tabakalarda depolanması yeni kollojen yapımını ve kolljenin şekillenmesini sağlamaktadır.

Menopoza bağlı kurumada Lazer Tedavisi Nasıldır?

Menopoza bağlı vajinal problemler her kadının karşılaştığı bir semptomlar birliğidir.
Vulva ve vajinada fiziksel değişiklikler ortaya çıkar. Bunlar  menapoza bağlı ortaya çıkan semptomlardır. Gençlik yani adet görebilirlik vajinanın fizyolojisinin regulatörüdür. Kan akımını arttırır.Epitelyal kalınlık  adet görebilirlikle doğru orantılı artar. Ph düşüklüğü ve sekresyon artışı gene bu sayededir. Sponton yada ameliyata bağlı menopoza  bağlı kuruma başlar. Genital dokular canlılıklarının yitirmeye başlar. Kayganlığınn azalması ile enfeksiyon, irritasyon, kuruluk, ilişkide ağrı, vajinal doku haraplanması görülebilir.

 

Bu problemler giderek artacaktır. Kuruluk yanma, irritasyon, sık idrar yolu enfeksiyonu, seksüel problemler ortaya çıkacaktır. Sonuçta yaşam kalitesi düşecektir.
Menepozda nemlendirici ve kayganlaştırıcılar kullanılabilir.Bunlar geçici çözüm sağlarlar.  Replasman tedavileri kullanılsada, idrar yolu şikayetleri genelde devam etmektedir. Lokal  kremler de kullanılabilmektedir. Fakat pek çok kadın, olası yan etkilerden dolayı ilaç  almayı yada ilaçlı bir krem kullanmayı  kabul etmemektedir.

 

LAZER TEDAVİSİ menopozda kadınların yüzünü güldüren bir tedavi şansı olarak artaya çıkmaktadır. 2940 nm dalga boyunda Er:YAG lazer ışığının uygulanması ile, mucosa dokusunda glykojen artmaktadır. Kollejen yapımı hızlanır ve artan damarlanma ile epitel kalınlaşması başlar. Lamina propriada değişiklikler gözükür. Angiogenesis, kollojenezis, papillomatozis ve exrasellüler matrixte hücrelenme oluşur.
Menopoz şikayetlerini gidermede kullanılan LAZER tedavisi non-invazivdir ve hastalar tarafından tolere edilebilmektedir. Kısa sırada düzelir. Hastalar 2-3 gün içinde normal sex hayatlarına dönebilirler. Hemen hemen tüm hastalarda neticeler yüz güldürücüdür.

Horlamanın sebeplerinden biri yaşla aşağıya doğru inen yumuşak damaktır. Bunun düzeltilmesinde lazerlerin kollejeni artırıp, fibrilleri kısaltıcı ve toparlayıcı etkisinden faydanılmaya başlanmıştır.

Horlama Nedir?

Horlama uykuda nefes alırken, hava akışının kesilmesine bağlı sebeplerden ortaya çıkar. Sebep solunum yolundaki yapıların titreşimidir. Bu titreşim sonuç ses  olan horlama ile neticelenir. Solunum yolundaki bu yapılar küçük dil olarakta bilinen uvula ve yumuşak  damak olarak bilinen “soft plate ” dir.

Neden Horlarız ?

Nefes borusu zayıflığı boğazın uykuda  kapanmasına yol  açabilir.

Çenenin yanlış pozisyonu horlamaya yol açabilir.

Boğaz etrafında biriken yağ horlamaya yol açabilir.

Burun yolundaki tıkanıklıklar  horlamaya yol açabilir.

Havayolunun girişindeki dokuların birbirine değerek titreşmesi horlamaya yol açabilir.

Boğaz  kaslarını gevşeten alkol veya bazı ilaçlar horlamaya yol açabilir.

Sırt üstü yatarak uyumak, dilin geriye düşmesine yol açarak horlamaya yol açabilir.

Horlama Tedavisinde Uygulanan Yöntemler Nelerdir?

Horlama tedavisi kişiye göre uygulanmaktadır.
Eğer sebep, yatış pozisyonuna bağlı dilin geriye düşmesi ise,hasta yanında biri varsa uyandırılarak yatış pozisyonun düzeltilmesi sağlanmalıdır. Eğer yanlız yasanıyor ise mutlak yüzüstü veya  yan pozisyon alarak uykuya geçilmelidir.
Aşırı kiloya  bağlı horlama var ise, nefes borusunun etrafındaki yağ birikimi horlamaya neden olduğu için, fazla kiloların verilmesi horlamaya direk çözüm olacaktır. Eğer burun içi hava yolunu tıkayıcı etmenler var ise muhtemelen deviasyon ameliyatı uygulaması hava yolu tıkayıcı kıkırdak parçalarını hava yolundan uzaklaştırarark horlamaya çözüm olacaktır. Alkol alınmasına ve ilaç  alınmasına  bağlı gevşemenin yol açtığı  horlamadan , bu maddeleri almaktan vageçerek kurtulunabilir.
Horlamanın diğer tedavi şekilleri, sarkan, gevşeyen, aşağı inen yumuşak damağı ve küçük dili toparlamak üzere yapılan horlama ameliyatlarıdır.
Horlama tedavisi sırasında uygulanan Radyofrekans yöntemi çok ağrılı olarak bilinmektedir.
Pillar precudere ve uvulaplasti diğer  horlama ameliyatlarıdır.
Lazer SNOREPLASTİ hem radyofrekans tekniğinin, hem pillar procudure ve uvulaplastinin aynı işlevine sahip,  uygulama kolaylığı ve hızıyla öne çıkan bir yöntem olarak literatürde yerini almış bulunmaktadır.

Lazer ışığı ağız  içinde , damakta, dil  arkasında ,dil kenarlarında ,yumuşak  damakta,küçük dil üzerinde gezdirilir. Dokular ısınır. Termal etki elastik lifleri büzer ve gevşemiş dokuyu sanki cerrahi işlemle  kesilmişcesine büzerek toplar.

Lazer Snoreplasti Horlamaya Nasıl Engel Olur?

Lazerle horlama tedavisi son derece etkin bir metotdur.
Güvenlidir. Özel bir hazırlık gerektirmez. Minimal invazivdir. İşlem sonrasında özel bir bakım gerektirmemektedir. İşlem, uygulanması kolay ve hasta tarafından dayanılabilir bir işlemdir. Uygulama  çabuk ve kolaydır. Steril bir  uygulama alanı gerektirmez.

Lazer Snoreplasti Tedavisinde Kaç Kez Uygulama Yapılmalıdır?

Horlama tedavisi sırasında ilk seanstan sonra iyileşme başlasa da 4 hafta arayla 3 seans uygulaması gerekmektedir. Bazı olgularda uygulama tekrarları 15 ve 45 inci günlerde yapılmaktadır.

Lazer Snoreplasti ile Horlama Tedavisinin Diğer Tedavilerle kıyaslamada eksi ve artıları nelerdir?

Ameliyat değildir. Lokal yada genel bir anestezi uygulanmaz .İşlem uyanık yapıldığı  için  işlem sırasında hastanın ağzını koopere olarak uzunca süreli açabilmesi gerekmektedir.Ağız açık şekilde A harfinin söylenebilmesi işlem için ön  şarttır .Eğer bu yapılamıyorsa işleme devam etmek mümkün olmayacaktır.Bir dil basacağı kullanılmalı ,bulantı oluyorsa işlem durdurulup biraz dinlenildikten  sonra işlime devam etmelidir.

Tehlikesi yoktur.Yuksek atımla çalışıldığında ağız içinde bir kaç gün  hassasiyet hissedilebilir.

Yaş arttıkça damak  daha fazla aşağıya doğru ineceği için tekrarlanması gerekebilir.

LAZERLE SNOREPLASTİ uygulanan hastalarda sebepsiz ağız içi kokularının yok olduğu  gözükmektedir.

FOTODİNAMİK Hücre Yenileme Tedavisi

Göz etrafı ve boyun kırışıklığında komplikasyonsuz bir tedavi yöntemidir.

Fotodinamik tedavi nedir?

 Lazerlerde esas bir hedef hücre yada bir hedef  renk olmasıdır. Örneğin mavi varisler icin kullanılan dalga boyu ile kırmızı varisler için kullanılan dalga boyları farklı olduğu gibi, akne tedavisinde sivilcenin mikrobunu gören ışık farklı, epilasyonda siyah kılı gören ışık dalga boyu farklıdır. Fotodinamik tedavi ışığın seçicilik özelliğinden faydalanılarak yapılmaktadır.

Fotodinamik tedavinin fotosensitif bir ürünle hücreyi ışığa hassaslaştırma prensibine dayanır. Fotosensitif maddeyi tutan ve hassaslaşan dokuya uygun dalga boyunun uygulanması ile hücrede yeni fibroblast ve kollogen yapımı başlar. Işıkla  başlayan cilt mühendisliği fotodinamik süreç olarak adlandırılır.

 

 

Nasıl uygulanır?

Fotosensitif madde işlem yapılacak bölgeye sprey tarzında sıkılarak uygulanır. Bir saat boyunca beş dakika aralıklarla sıkılır ve bölgede ince bir tabaka olusturulur. Hücrelerin maddeyi emmesi için bir, bir buçuk saat kadar beklenilir. Daha sonra, muamele gören her bir bölge üçer kez uygun dalga boyunda ışığa tabi tutulur.

Kaç kez yapılmalıdır?

İşlemin gerçekleştiği yıl her bölge birer ay arayla üç kez bu işleme tabi tutulur. Üç kez tamamlandıktan sonra  her yıl bir kez tekrar yapmak, çalışılan bölgedeki gençliğin devamını sağlamak için yeterlidir.

Avantajları nelerdir?

Üst cildin gençleşmesinde kullanılan  bir  tedavi yöntemidir. En çok göz etrafı, boyun ve ellerde kullanımı uygundur.Özellikle üst düxzey çift filtre içeren ve cilt suyunu görmeyen IPL sistemleri ile kullanımında  komplikasyona rastlanmamaktadır.

Ne kullanılan  maddenin nede kullanılan lazer dalga boyunun kullanıldığı yere bir zararı yoktur. İşlem acısız ve ağrısızdır. İşlemden hemen sonra yıkanılabilir. Leke, iz ve ödem gibi yan etkiler bulunmamaktadır. Özellikle göz etrafı ince kırışıklıkları giderirken, dolaşımı arttırma ve dokuyu güçlendirme özelliğiyle göz altı torba ve morluklarında azalmayı sağlaması hoşa giden bir yan etki olarak göze çarpmaktadır.

Sakınılması gereken şeyler nelerdir?

Eğer göz etrafına kullanılıyorsa gözlük takarak güneşten korumayı sağlamak gerekmektedir. Solaryum öncesinde ve sonrasında sakıncalıdır. Açık yaralı bir cilde uygulanılamaz.

Neden tercih edelim?

Yaşlılığın en buyük izi cildimiz üzerinde olmaktadır. Çünkü yaşlılık kurumaktır. Gençleşmeyi arayan bizler alnımızı kırışıklıktan korumak için dinamik kırışıklığı yok ederken, dudakları burun kenarlarını doldururken eğer göz etrafımızdaki el ve boynumuzdaki ince kırışıklık olayına çözüm getiremezsek yaşlılığın izini silemeyiz. Fotodinamik gençleşme özellikle başka lazerlerle girilemeyen göz etrafı bölgesini  hasar vermeden düzeltebilmektedir.

DOLGU

Dolgular konulucakları yere göre çeşitlilik göstermektedir.

Dolgu nedir?

  • Dolgu genel anlamı ile  gerek yüzde gerek vücutta kullanılabilen ,vücut ile uyumlu ,boşlukları doldurmak için kullanılan maddelerdir.Vücuttan alının yağ dokusu dolgu maddesi olarak kullanılabileceği gibi ,bu iş  için çok çeşitli firmaların ürettiği dolgu maddeleri bulunmaktadır.Dolgu maddelerinde olması gereken en önemli özellik steriliteleridir.Protein içeriklerinden dolayı allerjik olabilirler.Dolgular eritilebilir özellikleri ile kullanım avantajı sağlarlarken ,kalsiyum kristalleri içeren dolgular daha  uzun süreli kalıcılıkları ile  bazı vücut bölgelerinde , örneğin ellerde tercih edilebilmektedirler.

Dolgu maddelerindeki özellikler ne olmalıdır?

Dolgu maddesinin temini, saklanması ve uygulanması kolay olmalıdır Kalıcılığı uzun olmalıdır.  Toksik  olmamalı kanser riski taşımamalıdır. Doğal bir görünüm sağlarken allerjik  reaksiyonlarına yol açmamalıdır.

Hangi maddeler dolgu maddesi olarak kullanılmaktadır?

Dolgu maddesinde en çok kullanılan normalde vücudumuzda bulunan bir maddedir.Dermis dokusunun temel ara maddesidir.Çoklu şeker bağlı yapısında bir şeker zinciridir.Hacminin on katına dek su tutma özelliğine sahiptir.Su tutma ve bağlama kapasitesi, derinin esnekliğini ve hacmini arttırır.Yüksek su bağlama kapasitesine sahip bu maddeler, uzun ömürlü olmaları,  allerjik reaksiyona neden olmamaları ve biyolojik emilime dirençli olmaları hedeflendiğinden polimerleri kimyasal olarak modifiye edilir. Bu maddelerin çapraz bağlanması, solüsyonu daha yoğun içerikli  yapar ve suda çözünmez hale getirir. Dolgu maddelerinin gerek cinsleri gerek aynı markanın değişik yerler için kullanılan farklı nitelikli maddeleri vardır. Kıvamı yüksek ve elastik kabiliyeti olan bu jel   şeffaf ve kokusuzdur. Sterildir. Hayvandan elde edilmemiştir.Bazı firmalar, maddelerinin içine lokal acı duyulmasını engelleyecek ama maddeyi bozmayacak  ilaçlarla kombine  etmektedirler.Bu kullanım kolaylığını arttırmaktadır.İçeriklerini bazı  aminoasitler ve eser elementlerle  güçlendirmektedirler. Böylece hem dolgu etkisi,hem  cilde elastikiyet verici etki,hem de renk açıcı etki artmaktadır.

Nerelerde kullanılmalıdır?

Cildin bozulduğu, volumunu   yani  hacmini  kaybettiği her yerde dolgu maddesinin kullanımı endikedir. Bu dudak kenarlarının ince kırışıklığı, yada göz çukurlarındaki çöküklükler, yada yanaklardaki çökmeler yada burundan aşağı inen nasolabial çizgilenmeler olabilir. Sadece yaşlanma karşıtı olarak değil, gençlerde güzelleşmeyi sağlamak amacı ile özellikle ince dudaklarda kullanımı, alt üst dudak dudak eşitsizliklerini düzeltmede son derece yüz güldürücü olmaktadır. Yaşlıda dudak dolgusunun kullanımı hem dudağa eski genç ifadesini vermekte, hemde dudak etrafı kırışıklıkların engellenmesinde profilaktik olmaktadır.Çünkü yarı çapta 1 mmlik bir artış bile, dudak dairesinin genişliğini  x 3.14/ 2 mm.arttırmaktadır. Dolguların yüz güldürdüğü bir başka yer akne izleridir.Vücutta oluşan kaza sonrası çöküklükler, yanak ve elmacık kemikleri dolgunlaştırmak en çok kullanılan dolgu alanlardır.Özellikle yanağa konulan dolgular, yüzü yukarıya dogru kaldırmakta ve genç görüntünün oluşmasına yol açmaktadırlar. Son yıllarda özellikle kullanıma giren gözaltı ışık dolgusu, göz altı morluklarında çığır açmış gibidir. Gözaltı oluğundaki morluk göz altıışık dolgusunun içerdiği antioksidan, mineraller vitamin ve proteinler sayesinde hatırı sayılır şekilde azalmaktadır.

Nasıl etki eder?

Konulduğu yerde sünger vazifesi görür, su tutar ve dermisin içine yayılarak etkisini gösterir.Cildin nemlenmesini sağlar.Nemini kaybettiği için kırılan cildi onarır.Dermisi tekrar yapılandırır.Hem koruyucu hem onarıcıdır.Zamanla doğal eriyebilir olduğu için eriyecektir Bu sebeple 6 aydan 12,  18 ve 24 aya dek konulduğu yere göre değişik kalıcılıklara sahip olsalarda dolgular eriyecek ve zamanla yenilenmeleri gerekecektir.

Doz ve uygulama nasıl olmalıdır?

Öncelikle dolgular profosyonelce bu işin eğitimini almış doktorlar tarafından yapılmalıdır.  Tedaviye başlamadan önce, oluşacak şekil, beklentiler, olabilecek yan etkiler konusunda bilgilendirilmelidirler.Tedavi öncesinde dolgu önce ve sonrasını değerlendirmek üzere mutlak bir fotoğraf alınmalıdır.Dolgunun cildin neresine yapılacağı, tamamen cildin durumuna gööre değişmektedir.Yüzeyel kırışıklık için dolgu yüzeyel yerleştirilmelidir;aksi takdirde kalıcılığı azalacaktır.Ürünün derinde olduğu eğer dolguyu verirken bir dirençle karşılaşılmıyorsa aşikardır. Çok yüzeyel dolgu uygulamasında ise dolgu verilirken iğnenin reflesi cilt altından görülebilmektedir ki buda ciltte düzensizliğe yol açacağı için kaçınılmalıdır. Yüksek volume tutan derin dolgular kullanılıyorsa, çok fazla yapmaktan kaçınılmalı, 10 gün bekliyip dolgunun oturması gerçekleştikten sonra ek doz yapılmalıdır. Dolgu maddesinin ne kadar kullanılması gerektiği, tamamen seçilen dolgu yapılacak yer ve kişinin durumu ile alakalıdır. İlk seferde bile 1 mlden 5 mlye dek dolgu uygulanabilir.Minimum ne kadar dolgu kullanılabileceğinden,istenilen netice için ne kadar dolgu kullanılabileceği konusunda fiyat bilgisi verilmeli, ve kişiler ona göre hazırlıklı olmalıdırlar. Fiyatlandırma kullanılan miktara, seçilen dolguya, yapılacak yere göre değişecektir. Dolgu yapılır yapılmaz, özellikle yüzeyel dolgular ovularak yerine oturmasını sağlamak gerekmektedir. İşlem sonrasında buz uygulaması, şişme ve morarma risklerini en aza indirmesi açısından önemlidir. Dolgu uygulaması çok hızlı bir işlem olup, yarım saatin içinde gençliğe dönmek dolgunun en hoş en kayda değer özelliğidir.

Hangi dolguları kullanmaktasınız?

Türkiyede dolgu üretimi yoktur. Piyasadaki dolgu çeşitleri süratle artmaktadır.

Her markanın yüzün değişik yerlerinde kullanılabilen değişik dolguları bulunmaktadır. Bu dolgular menşei olarak Avrupa ülkelerinden getirilmektedir. Hangi dolgunun hangi çeşidinin kullanılacağına, kişiye göre karar verilmeyi gerektiren.tecrübe isteyen bir husustur.

Kas Sıkılaştırma

Ameliyatsız kaldırma ve germe işlemi.

KAS SIKILAŞTIRMA  nedir? 

Kas sıkılaştırma ameliyatsız kaldırma ve germe işlemlerinden biridir.

Neyle  yapılır?

Kimyasal bir etken kullanılarak yapılır. Bu madde, etkisini kasın yapısını değiştirerek yapar. Bu kimyasal madde karboksilik  asiitir.

Nasıl yapılır?

Uygulamanın öncesinde uygulama yapılacak bölge lokal anestetik madde ile uyuşturulur. Uyuşma süresinden sonra dezenfekte edilerek işleme hazırlanır.

Bekleme süresinden sonra, yapılacak bölge kas boyunca bir santimetrelik kutucuklara ayrılarak, yapılacak yönlere doğru işaretlenir. Daha sonra her bir kutucuğun ortasına ve kaldırma istikametine göre hem alt hem üstüne derin kas enjeksiyonu yapılır. İşlem az da olsa ağrılıdır. Yapılacak yere göre ilaç dozu değişir. İşlemin tamamlanması ile birlikte, her yöne doğru krem de rose ile masaj yapılarak işlem tamamlanır.

Etki ne zaman görülür?

İlk etki yarım saatin içinde ortaya çıkar. Yüz ya da boyun ya da kaşlar, yani hangi bölgeye uygulandı ise, o bölge kalkar.Bu ilk etkidir. Ama derin kas içi enjeksiyondan dolayı, hemen akabinde görülebilecek olan ödem, bir hafta on gün içinde geçecektir.

Uygulama sıklığı ne olmalıdır?

İlk yapıldığından bir ay sonra tam yarı dozla tekrarının yapılması,kalıcılığını arttırmaktadır. Daha sonra 6-7 ayda bir tekrarı, etkinin sürekliliğini sağlayacaktır.

Kullanım alanları nerelerdir?

 

En çok uygulama çene ovalinin düzeltilmesi için olmaktadır. Çünkü çene ovalinin düzeltilmesi, yaşın verdiği sarkmayı ortadan kaldırmaktadır. Gene çene ovalinin düzeltilmesi,beraberinde boyundaki sarkmayıda azaltacak ve ameliyatsız germe başarılmış olacaktır. Bunun haricinde yüzde ve boyunda çeşitli sebeplerle kullanabilmekteyiz.

Bunları aşağıda sıralayabiliriz:

  • Alın, 1/3 üst yüz kaldırma
  • Burun ucu kaldırma
  • Burun daraltma
  • Kaş kaldırma
  • Burun kenar çizgileri kaldırma
  • Çene açısı düzeltme
  • Masseter kaldırma
  • Boyun kaldırma
  • Alt çene kaldırma
  • Göz kenarı cildi düzeltme
  • Dudak kenarlarını düzeltmek
  • Çene gençleştiröme
  • Yüz orta bölümü kaldırma
  • Şakak ( temporal bölge ) kaldırma
  • Ağız köşesi kaldırma
  • Boyun gençleştirme
  • Üst göz kapağı kaldırma
  • Kalça kaldırma

Uygulama önce ve sonrasında dikkat edilecek hususlar nelerdir?

 

Uygulama öncesinde eğer anti koagülan dediğimiz kan sulandırıcı bir madde kullanılıyorsa, üç gün öncesinde kesilmeli ve gene sonrasındaki üç gün başlanmamalıdır.Öncesi ve sonrasında güneşlenmek ve solaryum cildi kurutup nemini bozacağı için sakıncalıdır. Hemen akabinde buz uygulanması ödemi azaltmakta olup bunu tam zıttı olarak sıcak banyodan sakınılmalıdır.Enfeksiyonlu,irinli akneli cilde uygulanmamalıdır.İşlem yapıldığından sonraki on gün içinde nişan düğün toplantı gibi bir aktivite olacaksa, işlem, bu aktivitelerin sonrasına ertelenmelidir.

KÖK HÜCRE

Kendi hücrenizin üretilmesi ve saklanması işemidir.

Kök Hücre Nedir?

Kök hücre tedavisi, insanın kendini, kendi hücresi ile tedavi yöntemidir. Uygulanan bölgede zamanı durdurma tekniğidir. Hastanın kendinden alınan hücrenin steril şartlarda çoğaltılması ve hastaya tekrar ekim  yapılmasıdır. Tıbbi tabirle Otolog Fibroblast Hücresel Tedavi  yöntemidir.

Kime Uygulanır?

  • Yaşın etkilerini yüzünden silmek isteyen kadın erkek herkese uygulanabilir.
  • Yıpranan cildini canlandırmak isteyenlere uygulanır.
  • Çatlaklarından muzdarip olanlara uygulanır.
  • Geçmayen yaralardan şikayeti olanlara uygulanır.
  • Elastikiyetini ve canlılığını yitirmiş dudaklara uygulanır.
  • Cildinde akne skarlarından muzdarip olanlara uygulanır.
  • Cildine yabancı bir madde enjeksiyonu olmadan gençleşmek isteyenlere uygulanır.
  • Ortopedide kıkırdak bozuk olan yerlerde yeni kıkırdak yapımını sağlamak için uygulanır.

Diğer Yöntemlere Göre Pahalı Olduğu Söyleniyor; Cilt Gençleştirmede Neden Tercih Edilmelidir?

Çünkü bu yöntem, tamamen kişiye özel bir yöntemdir.

Kök hücre tedavisi yöntemi ile doğal bir görüntü sağlamasının yanısıra, kişinin kendinden elde edildiği için, hiç bir yan etkisi bulunmamaktadır. Alerjik değildir. İlaç değildir; dolayısı ile böbrek karaciğer, ya da  herhangi bir başka organ üzerinde negatif etkisi bulunmamaktadır. Bu yöntemin güvenliliğini  oluşturmaktadır.  Diğer yöntemlerden daha kalıcı, daha uzun etkilidir.

Fibrocell Nasıl Kendi Kendini Gençleştirme Yöntemi Oluyor?

Çünkü bu yöntem, tamamen kişiye özel bir yöntemdir.

Kök hücre uygulaması yapabilmek için, önce, uygulama yapılacak olan hastanın kulak arkası yada kol içi uyuşturulur.   Uyuşturulan bu bölgeden punch biyopsi cihazı ile küçük bir parça steril olarak alınır. Bu, 3 mm. lik mercimek tanesi büyüklüğünde bir maddedir. Bu işlem hastanın canını acıtan bir yöntem değildir.  Bu hücrelerden yeni hücre oluşturulacaktır.  Gene hastanın kendi kanından 60 cc(6enjektör )kan alınır.  Yeni hücrelerin elde edilmesinde hastanın kendi kanından elde edilen 25 cclik serum kullanılacaktır. Hastadan alınan kan, 5-6 kez alt üst edilerek pıhtılaşması kolaylaştırılır, ve pıhtılaşmasını sağlayıp serumunu ayırdetmek için bekletilir ve ardından 10 dakika santrifüje edilir. Alınan kan ve antibiyotikli taşıma solüsyonu ile muamele edilen deri biyopsisi soğuk zincir ile laboratuvara göderilir ve üretime alınır. Kişinin kendi hücre üretimi böylece başlamış olur.

Kendi Hücremizden Yeni Hücre Üretimi Nerede, Ne Kadar Sürede Olmaktadır?

Yeni hücre üretimi, sertifikalı, onaylı ARS arthro Biyoteknoloji laboratuvarlarında yapılmaktadır.
Bir ay kadar sonra, üretim tamamlanır. Ml de 7-10milyon hücre olustuğunda, istenilen yoğunluğa ulaşılmış demektir.

Kaç Uygulama Gerekir?

Kök hücre uygulaması için birer ay arayla üç uygulama planlanmaktadır.

Uygulama Nerelere Yapılır?

Kök hücre tedavisi, kırışıklık düzeltmenin en onemli bölgelerine, alın ortasına, göz kenarlarına, burun dudak hattına, dudak içine dudak kenarlarına; ayrıca çatlaklara, akne skarlarına uygulanabilmektedir.

Uygulaman Önce Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?

Öncelikle uygulama yapılacak  kişiler, eğer bir kan sulandırıcı alıyorlarsa, bunu 3 gün önceden kesmelidirler. Uygulama bölgesinde yara, enfeksiyon, makyaj kalıntısı olmamalıdır.

Kök Hücre Uygulaması Nasıl Yapılır?

Kök hücre uygulaması üst ve orta deri tabakalarına yapılmalıdır. Uygulama sırasında ciltteki derinlikleri, enjeksiyonla doldurup, deri gerginliğini sağlamak gerekmektedir. Bu uygulama, uygulamanın etkisini arttıracaktır.

Netice Ne Zaman Görülür?

Kök hücre yaşayan dinamik tamir sistemidir. 12-24 ay boyunca kademeli düzelme sağlanır.

Derinin kültüre edilmiş kendi fibroblastları ile tedavisi foto yaşlanmayı durdurur ve dokunun fibroblastlarının yeniden yapılanmasını sağlar. Bu düzelme uzun sürelidir. Araştırmacılar, kalıcılığın 4-5 sene olduğunu söylemektedirler.

Uygulama Sonrasında Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?

Uygulamanın hemen sonrasında sıcak su ile banyo yapılmamalı, güneşten, solaryumdan korunmalıdır. Soğuk su, buz kompresi faydalıdır.

SOĞUK LİPOLİZ

Soğuk lipoliz ile iğnesiz, ameliyatsız yağ eritme...

Etki Mekanizması Nedir?

Soğuk lipoliz, direk etki ile yağ hücrelerini dondurur. Donan yağ hücreleri lenfatik drenaj sistemi ile vücuttan atılacaktır. Bu sebeple incelmenin görülmesi bir aydan iki aya dek süre almaktadır. Etkisi kalıcıdır. Soğuk lipoliz uygulama yapılan hasta daha sonra şişmanlasa da iıposuction olan kimselerdeki gibi o bölgelerinde yağ artışı olmamaktadır. Çok kalın yağ kitlelerinde başarısının görülmesi zor olsada, sebatla düzenli uygulamada küçülme mutlak ortaya çıkacaktır.

Nasıl Uygulanır?

Soğuk lipoliz uygulama işleminde, cihazın dondurma başlığı yağlı bölge üzerine bir antifreeze membran aracılığı ile veya gliserin sürülerek yerleştirilir. İki tip kullanım başlığı vardır. Düz bölgelerde plate tabir ettiğimiz düz başlıklar tercih edilirken, özellikle yağın yoğun olduğu karın ve arka yan yağlarda, gevşek bölgelerde, vakumlu soğuk lipoliz uygulanmalıdır. Vakumlu soguk lipolizde, vakum yumuşak bölgeyi içine çekerek soğuk duvarlarına yapıstırır. Böylece daha kısa zamanda daha çok bölge aynı anda soğuk lipolize maruz kalmaktadır. Soğutma başlatılır. 0, -4,  -8,  -12 dereceye dek soğuk yapılabilmektedir.Seçilen soğukluk ve uygulama bölgesindeki yağ kalınlığına göre uygulama süresi 20 dakikadan 180 dakikaya kadar çıkabilmektedir.20 dakikadan az uygulanmamalıdır.Kişilerin soğuk direnci sürenin ayarlanmasında önemli olabilmektedir.

Soğuk Lipoliz Kaç Kez Uygulanmalıdır?

Soğuk lipoliz, 1 cm yağ için bir kez uygulanması yeterli olabilirken daha kalın yağlarda seans sayısını kesinlikle arttırmak gerekmektedir. Çünkü doğaldır ki, her bir uygulama bir başka katmana soğuğu indirecektir.

İncelme Ne Zaman Ortaya Çıkar?

Soğuk lipoliz ile bir cm lik yağı olanlarda ilk seanstan sonra 15 ila 30 günde 2 -3 cm incelme gözükmektedir. Yağ kitlesi yoğun olanlarda aynı incelme için daha fazla seans sayısı gerekmektedir. Soğuk lipolizin kaç kez uygulanacağı sorusuna cevap verebilmek için  incelmesi bölgenin büyüklüğünüde bilmek gereklidir. Soğuk lipoliz cihazının hem vakumlu hemde düz başlığı vardır. Bunların büyüklüğü  erişkin el ayası kadardır. Bir karına bir kez koyabilmekten bahsedebilmek için bir hastanın  en az 4-8 kez gelmesi gerekecektir.

Yan Etkisi Var Mıdır?

Soğuk lipoliz etkisi sadece yağ hücreleri üzerinde olup diğer dokulara zarar vermemektedir.Çünkü sinirler,melonositler, fibrositler, soğuğa çok az duyarlıdırlar. Bu özellik nedeni ile uygulanan soğok çevre dokulara zarar vermemektedir.Soğuk lipoliz aynı gün içinde uzun süreli peşpeşe uygulanacak olursa üşüme problemi ortaya çıkabilmektedir. Geçici olup hemen düzelebilmektedir.Uygulama sırasındaki soğuk kimi kişiler için çok rahatsız edici olabilmektedir.Vakumlu soğuk lipoliz uygulanan hastalarda, uygulama alanında ciltte kızarıklık, çok ender morarma görülebilmektedir.Çok hassas bazı kişilerde, 15 günden bir hafta, hatta bir kaç aya dek varabilen, ama asla kalıcı olmayan uygulam bölgelerinde hassasiyet ve uyuşukluk bildirilmektedir.

Kimlere Uygulanmamalıdır?

1.Gebe ve gebe olma ihtimaliyeti olan kişilere

2.Kardiyopatisi olanlara

3.Damar hastalarına

4.Kalp pili taşıyanlara

5Trombozis ve trombophlebitisi olan hastalara

6.Antikoagülan tedavi alanlara

7. Organ nakli olanlara

8.Büyük metal protezi olanlara

9.Şeker hastalarına

10.Epileptik olanlara

DÖVME ÇIKARMA

Dövmelerin çıkartılması zorlu bir süreçtir.Dövmenin yapılma tekniği,kullanılan boya ,boya maddesinin dokuya iniş derinliği ve dövmelerin renkleri çıkartılma işlemini etkileyen faktörlerdir.

Dövme Çıkarma Nasıl Yapılmaktadır?

Çok sevilerek yaptırılan dövmeler,  renkleri değişen kalıcı kaşlar zamanla insanlarda problem oluşturmaktadırlar. Bunlardan yüzde altmışdan yüzde yüze yakın oranda kurtulmak dövme çıkarma işlemi ile mümkün olmaktadır.

Bugün tüm dünyanın bu konuda bir numara kabul ettiği lazer Q switched Nd:yag lazerdir.

Nd:yag lazer 1064 dalga boyunda görünmez infrared ışın yaydığı için, kullanım esnasında tüm odadakilerin gözlük koruması yapmaları en önemli husustur.

Bu lazerin ışık kaynağı solid -state dir.

Dalga boyu 1064/532 dir. 1064 dalga boyu siyah ve mavi boyaların çıkarılması için kullanılırken, 532 nm lik dalga boyu kırmızı ve kahverengi boyaların çıkartılmasında kullanılmaktadır. 532 lik dalga boyu yeşil ışıktır. Hemoglobin ve insan yapısı kırmızı ve kahverengi pigmentler bu dalga boyunu emerler. Normal ciltte emeceği için 532nm dalga boyunun kullanılmasında üst cilt buharlaşabilir ve ciltte kırmızı beneklenme, tıp diliyle purpura oluşabilir. 1064 nm lik ışığın kullanılmasından sonra oluşan purpuranın geçmesi 20-60 günü bulabilmektedir. Bazı insanların dövmelerindeki boya demir iyonu içermektedir. Bu tip boyalar okside olurlar ve dövme çıkarma işlemi başarısızlıkla neticelenir.

İşlem sonrasında başarının yüzde 60 dan yüzde 100de çıkabilecği bilinmelidir. Bu başarı için 6-10 seansa dek seans sayısı uzayabilmektedir. Her iki seans arası 1-2 ay olmalıdır.

İşlem sırasında lazer enerjisini alan pigmentler gürültü ile patlarlar.Bu sebepten dolayı işlem sırasında tedavi olan şahsın cildi şişebilir,hatta yüzeysel boyalarda kanayabilir. Kanama ve şişmenin düzelmesi kişiden kişiye değişse de, 1 haftadan 1 aya dek sürebilmektedir.

İşlem gören yerde kıllar varsa dökülebilir. 4 hafta içinde dökülen kıl yerine gelecektir.

İşlem gören yere 3-5 gün su değdirilmemeli, güneşten korunmalıdır.

Rengi kırmızıya dönen kalıcı kaşlar, dövme çıkarmada en hızlı ve en iyi neticeyi almaktadırlar.

AKNE SİVİLCE TEDAVİSİ

Sivilce tedavisinde cildin yağ üretimini peeling ve lazerlerle kontrol altına almak gerekmektedir.

Akne Nedir?

Akne ya da sivilce her ne kadar toplum tarafından fizyolojik bir problem olarak  kabul edilip kozmetik bir problem olarak  değerlendirilmese de özellikle yüzde yerleşimi nedeniyle olumsuz psikososyal etkilere neden olur.

Akne Oluşumunu Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Adet düzensizlikleri, polikistik over, cilt yağını arttıran etmenler, kalıtsal  ve kirlilik gibi dış fakörler akne oluşumunda rol oynamaktadır. Asıl sebep yağın artışı olduğu kadar artan  yağın uzaklaştırılamamasıdır. Çünkü biriken yağ dokudaki özellikle kıl köklerinin iltehaplanmasına yol açarak akne oluşumuna sebebiyet verecektir.

Bu sebeple akne tedavisi sürecine geçmeden önce aknenin çıkmasını engelleyecek  nitelikli tedavilerin  başlanması gerekmektedir. Örneğin adet düzensizliği varsa ve hasta bayansa ilk  önce buna ait önlemler alınmalıdır.

Akne Tedavisi Nasıl Yapılmaktadır?

 

Akne tedavisi beş basamaktan oluşmaktadır:

1. Keratinazyonun normalleştirilmesi ve kümeleşmenin engellenmesi. Bunun için  kozmetik olarak epidermise etkin IPL laserin 2-3 kez uygulanması epidermis dediğimiz üst cildin değişimini sağlamakta ve keratinizasyonu engellemektedir. İlaç  uygulaması  olarak tüm vücuttaki subcutan dokuda yağın oluşumunu engelleyen ilaçlar  oluşan  komedonları  yok etme  ve yenilerini oluşmasını  engelleme  yeteneğindedir.Bunun yanında aralıklı uygulanan kimyasal peelingler hem cildin gözeneklerini açık tutarak yağ komedonlarının oluşmasını engeller hemde bozulmuş yağ üretim dengesini düzeltirler .Unutulmaması gereken husus şudurki ciltteki  yağın oluşumunu engelleyen yöntemlerden hangisi kullanıyor olursa olsun,bütün yöntemlerin tekrarı gerekir.İlaçla tüm vücuttaki yağı yok etme uygulamasında bile bir buçuk yıl sonra cilt altını enfekte yağın kapladığı yeniden sivilcelenmenin oluştuğu görülmektedir.

2. Akne  bakterilerinin  azaltılması  ve eliminasyonu Akne bakterileri genellikle antbiyotiklere dirençli olmaktadırlar. Bu sebeple N-liteV,Nd-Yag lazer ,veya IPL le fotodinamik tedavi yaparak   mikropları denatüre etmek ve cildi akne mikrobundan kurtarmak gerekmektedir.

3. Porları tıkayan materyallerin çıkarılması. Buda en güzel cilt bakımı ile yapılabilmektedir.Cilt bakımları  en kolay en etkin cilt temizleme yöntemlerinden biridir.Cilt bakımı sırasında cilde uygulanan ozon buharı cildi  mikroptan arındırırken ,sıkma işlemi cerahatli sivilcelerin tedavisini sağlamaktadır.

4. Enflamatuvar yanıtın engellenmesi Cildi sakinleştirici kremler ve/veya enflamasyonu engelleyici  ilaçlar  dediğimiz ilaçlarla  mümkün olmaktadır.Enflamasyonu engellemede ayrıca Nd-Yag lazerde kullnılabilmektedir.Eğer lazer kullanılacaksa ayda bir uygulama yapılmalıdır.

5. Sebum seviyesinin azaltılması Kimyasal peeling ve yüz yıkamada yıkama jellerinin kullanılması sebum seviyesini azaltmaktadır.

Sivilce – Akne Tedavisinde Kullanılanlar Nelerdir? Kimlere Lazer Uygulanamaz?

Akneli bir  yüzle ilk karşılaşıldığında yapılması gereken şey ,içten gelen bir sebep olup olmadığın araştırılmasıdır.Ergenlikte erkeklerde  artmış erkeklik hormonlerı ,ergen aknelerinin en büyük sebebi olarak  gözükürken ,bayanlarda yetersiz kadınlık hormonu salgılanması ,adet düzensizlikleri ,aylık yumurtlama döngüsündeki bozulmalar  en büyük sebep olarak durmaktadır.Her ne olursa olsun karaciğer enzimleri değerlendirilmeye alınmalı ,enzimler bakılmadan hiç bir tedaviye başlanmamalıdır.bayanlarda  cilt pütürlerinin fondoten ,pudra gibi kapatıcılarla çalışılması ,zaten nefes alamayan cildin porlarını daha fazla kapatmakta ,giderek  problemi daha fazla arttırmaktadır.Aynı şekilde ,bilinçsizce krem kullanımları ,nem yerine yağ arttırıcı kremlerin ,güneş koruyucuların kullanılması cildi kapatarak cildin immünitesini azaltmakta ve  mikrobun üremesine besi yeri oluşturmaktadırlar.

Bu sebeple tedaviye daima cilt yağını azaltıcı yani sivilcenin oluşumunu azaltıcı  bir tedavi şemasıyla başlanmalıdır.

Bu sebeple kullanılabilecek en etkin  yöntemler ,kimyasal peelingler ve yağ azaltıcı  lazer tedavileridir.Kimyasal peelingler  kendi içlerinde sınıflanırken ,lazerler IPL ,Nd-Yag,pulse dye lazerler olabilmektedir.

Sivilcenin. direk tedavisi sivilce  mikrobunu öldürmeye yönelik tedavilerdir.Bu konuda değişik lazer dalgaboyları  ve programları kullanılmaktadır.Derine inebilen dalga boylarının bu tedavide daha başarılı olduğu bildirilmektedir

Sivilce – Akne Tedavisinde gene lazerlerle  “Fotodinamik” tedavi uygulamaları mikrop öldürücü olarak kullanılmaya başlanmıştır.. Bu tedavide hücre içine geçerek hücreyi lazer ışığına duyarlı hale getiren fotosensitif maddeler  kullanılmaktadır.  Bakteri hücreleri maddeyi tutarlar. Uygun dalga boyunda yapılan lazer atışı ile sivilce mikrobu yok edilir. Ayda 1 tekrarı ile yüz mikroptan arındırılır.

Her ne olursa olsun hiç bir zaman sivilceli yüzde leke tedavisine başlanmamalıdır.

Ağızdan alının ve cildi kurutan  hap kullananlarda cilde çok dikkatli yaklaşılmalı ve cilt bakımı dahil yüze hiç bir işlem  yapılmamalıdır.Özellikle lazer kullanılacaksa ,ilaç kullanımından sonra 6 ay sürenin geçmiş olması sorgulanmalıdır.

Cilt yağını eritici maddeler  içeren ve benzeri ilaçların kullanımı cilt altı dokusunun yağını yok ederek  sivilce çıkmasını yok ettikleri bilinsede ilaç kullanımı bırakıldıktan bir buçuk yıl kadar sonra cildin yağ üretimine ve yeniden sivilce yapmaya başladığı görülebilmektedir.

Sivilce ve yağ azaltma lazerlerinin uygulanamayacağı kişiler:

*Anormal yara iyileşmesi olanlar

*İşlem bölgelerinde ağır enfeksiyonu olanlar

*Güneşe maruz kalanlar

*Gebelik

*Yumurtalık bölgeleri

*Diyabet

*İnsüline bağımlı diyabet

*Tedavi bölgesinde kanser

*Lupus gibi otoimmün hastalıklar

*Epilepsi

*Bölgede herpes enfeksiyonu

*Bozuk yara iyileşmesi olan .yaraları skarla kapanan kişiler

*Kanama pıhtılaşma bozuklukları olanlar

*Dolaşım problemi olanlar

*Bazı endokrin problemler ( addison gibi)

*A vitamini ve benzer preparatları işlemden 3 gün  önce ve 7  gün sonrasında kullanır olmak

*Cilt yağını azaltan  ve  mantar mikrobuna karşı olarak kullanılan  ilaçları   6 ay içerisinde kullanıyor olmak  bu işlemin  yapılamamsı için bir sebeptir.

Sivice tedavisi ve yüz yağını azaltmak için kullanıllan lazerlerin en çok karşılaşılan yan etkileri:

**Skar

**Gecikmiş yara iyileşmesi

**Kanama

**Bir kaç gün süren geçici  kızarıklık

**Küçük yanıklar yüzey bül oluşumu

**Geçici olarak ciltteki pigmentasyonu artışı yada azalması

**İşlem sırasında hafif yanma ve ağrı

**Kızarıklık

**Ödem

**Renk değişiklikleri

**İşlem bölgesinde depo demir  birikimi ve ton farklılığı oluşumu

LEKE TEDAVİSİ

Leke, cildin nemini korumak için kurumaya karşı verdiği cevaptır.

Leke nedir, niçin olur?

Leke pigmentasyon bozukluğudur. Deri rengi,  melonositler tarafından üretilen melanin içeren melonozomların, epidermisteki keratinositlerle birleşmesi ve degradasyonu ile ortaya çıkar. Koyu renkli bireylerde melonositler daha fazla melanin üretirler ve melanazomlar daha büyüktür.

Melanin,  bir enzim aracılığı ile 3-4 dihidroksifenilalanine   hidroksilasyonu ile meydana gelir.  Bu melanin (ömelanin ve feomelanin) oluşumunda bir basamaktır.

Her melanin, melanozomlarda yapıldıktan sonra, miyozin V filamanlarını kullanarak melonositlerdeki dendritik uçlara göçer ve motor gibi işlev görür.Her melonosit komşu keratinositlerle temasa geçer ve epidermel melanin birimini oluşturur. Melonositlerde bulunan melaninin epidermal melanin biriminin diğer keratinositleri ile nasıl birleştiği,veya dermisteki etkileri çok iyi anlaşılmış değildir. Bu alanda yapılan çalışmalar,  tedavisi zor olan pigmentasyon bozukluklarının anlaşılması açısından önemlidir.

UV radyasyonu, deriyi hasara uğratan en önemli faktörlerden biri ve en önemlisidir.Deri, UV melanogenez veya çillenme meydana gelir.Bu durum derinin UV hasarına karşı korunma mekanizmasıdır. Bu koyulaşma UV radyasyonunun, epidermel melanin birimi ile etkileşerek pozitif sinyal üretmesi ile oluşur.Aktif olarak melanin üreten melonositlerin sayısı artış gösterir.Buna ilevaten artmış melonositten keratinositlere melanozom transferi arttırılır. Böylece artmış melanin, daha çok UV hasarına karşı koruyucu görev üstlenir.Bu korumayı,  UV fotonları ve UV den yayılan serbest radikalleri absorbe ederek, DNA ve diğer hücre komponentleri ile etkileşime girmeden önce yapar.

UV etkisinden korunmak için cildi nemlendirmek ve güneş koruyucu kullanmak esastır. Güneş koruyucu 24 saat uygulanmalıdır. Güneşten kaçınma için ev ve araba camlarına bile UVA dan koruyucular takılmalıdır.

Kadınlarda MELAZMA sık görülen bir lekelenme halidir.Gebelik maskesi olarakta bilinir.Melazma düzensiz, şekli sınırlar belli olmayan, açıktan koyu kahve renge değişebilen,  makül vaya yamalar halinde izlenir. Bu yama tarzı görünüm genelde üst dudak,  çene alın,  yanaklar,  burun,  üst dudak, çeneyi tutan sentrofasiyel paternde hiperpigmetasyon gözlenir.Bazen sebep doğum kontrol hapları  olsada hiç sebepsizde olabilmektedir. Genetik yatkınlık, beslenme bozukluğu, bazı hormonlar,  epilepsi için kullanılan ilaçlar melasmaya sebep olan diğer faktörler arasındadır. Sıcak ağda sonrasındada dudak üstünde görüldüğü bildirilmiştir.Melasma epidermal yada dermal olabilir. Epidermal melasma,  kahverengi izlenir. Dermal yerleşimde, melanin yüklü makrofajlar dermis yüzeyinde ve orta seviyesinde peri vasküler dizilim gösterir ve klinik olarak mavi-gri görüntüdedir.EPİDERMAL melazma ile DERMAL melazma arasındaki fark şudur,  epidermal melazma tedavi edilebilirken, dermal melazma tedavi edilemez.

60- 65 yaş üzerindeki hastalarda %90-95 oranınında kronik UV etkisine bağlı, genelde açık alınlılarda görülen kehverengi lezyonlar SOLAR LENTİGO olarak adlandırılır.50 yaşın altındada nadir olark görülebildiklerinden aynı zamanda senil lentigo olarak adlandırılırlar.Güneş asıl etkileyici faktördür Lezyonlar güneşten korunan alanlarda yaşlılarda bile ortaya çıkmaz. Çok sayıda solar lentigonun hastalarda deri kanseri riskini arttırdığı hatırlanmalıdır.

UVA solaryumuna bağlı gelişen, çok rastlanmayan melonositik lezyonlar LENTİGİNLER olarak adlandırılır.

Gözaltı halkaları kadın ve erkekte ortak bir yakınmadır

Gözaltı halkalarının nedeni tam olarak bilinmemektedir. Pek çok kimse bu alandaki ince derinin kan damarlarının daha görünür hale gelmesini sağladığına inanmaktadır. Bazı görüşler hemosiderinin depolanması kaynaklı olduğunu öne sürmektedirler.

Post enflamatuvar hiperpigmentasyon

Aynı zamanda post inflamatuvar hiper pigmentasyon olarak bilinir ve çeşitli cilt hastalıkları sonrasında ortaya çıkar. Nadiren cilt hastalıklarının tedavisi renk değişikliğine ve sebebiyet verebilir ve olayı arttırabilirler Akne,  egzama, ve allerjik durumlar bu olaya yol  açarlar.Yine yanıklar cerrahi girişimler, travma gibi ciddi kutanöz olaylar, kimyasal peeling ve lazer uygulamaları gibi tedavilerde post enflamatuvar hiperpigmentasyona yol açabilir.Duyarlı kimselerde tekrarlıyabilir.Cildin herhangi bir bölümünde oluşabilir ama yüzde oluşması hastada daha büyük strese yol açar. Kişilerin en çok çözüm aradıkları olay bu olmaktadır..

Tedavi Seçenekleri

1.Lazerler

2.Depigementasyon yapıcı ürünler

3.Bazı vitaminler

4.Kimyasal soyucular ( peelingler )

Lazerler

Şüphesiz ki lazerlerin kullanımı pigmentasyon tedavisinde çok önemlidir. LAZERLERİN pigmente lezyonda etkin olabilmesi için hedef hücreye ihtiyacı vardır. Burada hedef hücre,  hedef renk, hedef kromofor MELANİN dir. Melonositlerde oluşan melanin keratinosit haline döner ve keratonisitlerin 1 ms kadar 70 dereceye dek ısıtılması,  keratinositleri haraplayarak lekeyi yok eder.

400 -720 nm bandında dalga boyu kullanılır. 530 -750 nm dalga boyu I-II-III tip ciltlerde,555-950 nm dalga boyu I-II-III-IV cilt tiplerinde, 400-720 nm dalga boyu 1-5 tip cilt tiplerinde kullanılır.Bu dalga boyunda cildin suyunu görmeyen ama sadece keratinositlere etki eden bir enerji söz konusudur. İşlem sırasında aplikatörün bastırılması o bölgedeki damarların içini boşaltacak ve hemoglobin ışığı emmeyecektir. Lezyonlarda işlemden hemen  sonra görülen kararma istenilen bir etkidir. Kararan leke onbeş güne dek silinip yok olacaktır. İşlem sonrasında güçlü bir  ödem çözücü kullanılması yanma kaşınma şişme gibi yan etkileri ortadan kaldırır.. Hastaya lekedeki kararma mutlak söylenmeli bunun doğal bir süreç olduğu işlemden önce bildirilmelidir.

Bu tedavi ile solar lentigo, ephelid gibi EPİDERMAL lezyonlar tedavi edilebilir .Dermal lezyonlar bu dalga boyundan fayda görmeyeceklerdir. Melazma tedavisi çok zor bir tedavi olup işlem öncesinde bir ay boyunca renk açıcılarla ile tedavi edildikten sonra lazer tedavisi uygulanmalıdır.

Melazma tedavisinde bazen ışığa duyarlılıkla enflamasyon ve takiben daha fazla pigmentasyon ortaya çıkabilmektedir.

Tedavi aralıkları 1 ay olup her iki seans arasında fark görmeyene dek tedavi sürdürülmelidir.

DERMAL lezyonların tedavisinde kullanılacak lazer Q swiched Nd: YAG lazerdir. Tedavi Fototermolizis yöntemini kullanır. Bu lazer dalga boyu olarak, 1064,532,ve 355 dalga boylarını kullanmaktadır. Bu dalga boylarında derinin derinliklerine giren ışıkla melanozomlar hücresel değişikliğe uğrarlar.Denatüre olurlar. Deride hemen bir beyazlaşma görülür.Derin foliküler hücreler için 1064 ve 532 nm. deki dalga boyları gereklidir.İşlem bölgesindeki renksizleşme bir müddet sonra yerini normal ten renklenmesine bırakacaktır.

Bu lazerlerin kullanımından önce ve sonra mutlak güneş koruması esastır.

Göz altı halkalanmalarında Cilt tipi 1-3 olanlarda 6 kez 530-750 nm dalga boyu ile uygulama, cilt tipi 4 olanlarda 555-950 nm lazerle uygulama belirgin azalmaya yol açacaktır.

Depigmentasyon Yapıcı Ürünler

Depigmentasyon yapıcı ürünlerin başında melanin yapıcı enzim aktivasyonunu durdurucu  maddeler gelir.Melanin yapımını kontrol eden melanosit kaynaklı bir enzimdir.Epidermal melonositlerde melanin biyosentezinde hız sınırlayıcı olarak etki gösterir.Satışa sunulan farklı ürünler, bu enzimi  inhibe ederek melanin oluşumunu azaltan etkiye sahiptirler.

Melanin oluşum yolunduki  enzim aktivitesini % 90 azaltabilen ilaçlar kullanılır. Hücresel metabolizmada hem DNA hem RNA sentezini geri dönüşümlü olarak etkiler. Bunların uzun kullanımındada yan etki olarak farklı lekelenmeler ortaya çıkabilir.Bu sebeple renk açıcı kremleri değiştirerek kullanmak gerekmektedir.

Mantar metabolitleri gene  renk açıcı olarak kullanılabilmektedir.

Yiyeceklerdeki enzimatik kararmayı engelleyıcı ve çileklerin kızarıklığını arttırıcı olarak katkı maddesi olarak kullanıldığı bilinmektedir.Kozmetik ürünlerde kullanıldığında ürünlerin raf ömrünün uzatmaktadır.Duyarlılık yapableceğinden % 1 lik düşük dozlarını kullanmak daha güvenlidir.

Meyan kökünün deriveleride deriye etki eder .Hücre kültürlerinde melanin oluşturan enzim aktivitesini DNA sentezi yapmadan inhibe eder.%0.5 lik topikal uygulamalarının UV-B ile oluşan hiperpigmentasyonu azalltığıda görülmektedir.Bazı çalışmalar bu maddenın ciltteki enflamasyonuda yatıştırdığını bildirmektedir.

Vitamin kombinasyonlarının ağızdan alımının  fasiyal hiperpigmentasyonda etkin olduğu gözlemlenmektedir.

 

A vitaminin derivasyonları  akne izlerinin silinmesinde etkindirler.Vitamin A nın doğal olarak oluşan deriveleri , yağda çözünen bir moleküldür.Gen trankripsiyonunu düzenleme,  hücre büyümesi, ayrışması ,proliferasyon gibi aktivitelerle hücresel düzeyde etki ederler Biyolojik aktivasyonu olan 3 kuşak vardır.Üçüncü kuşak  diğerlerine göre daha az irritandırlar.  Kullanan hastalarda hücresel atipinin ortadan kalktığı, stratum korneumda sıkılaşmanın arttığı, basal hücrelerde melanin birikiminin azaldığı keartonisitlerde kutuplaşmanın azaldığı gözlemlenir.

Uygulamada  dikkat edilecek hususlar:

  • Kuru cilde uygulanmalıdır.
  • Sadece nohut büyüklüğünde uygulanmalıdır.
  • Her 3 günde bir uygulanmalıdır.
  • 2 hafta sonra günaşırı uygulanmalıdır.
  • Birlikte nemlendirici kullanılmamalıdır.
  • Birlikte yüzeyel soyucular  kullanılmamalıdır.
  • Birlikte topikal vitamin  kullanılmamalıdır.
  • Dermal kollojen sentezini ve anjiogenezi arttırması,  bu ürünlerin fotoyaşlanmanın kutanöz etkileri üzerinde etkisini bize açıklamaktadır.

Kimyasal Peelingler

Bakterisid soyucular  su, eter ve alkolde çözünür. En baştaki kullanım endikasyonları melazma ve akne gibi post enflamatuvar lezyonlardır. İkincil endikasyonları güneş hasarlı cilt ve çillerdir.Bu soyucular akne gibi iz bırakan lezyonların tedavisinde endikedirler. Hiperpigmentasyonda faydalı isede cilt tipi dört olan hastalarda hiperpigmentasyona neden olabileceği için dikkatli kullanılmalıdır.

Kimyasal soyucuların kullanımı deri yaşlanması,  hiperpigmentasyonun engellenmesi,  akne, rozase ve melazmanın tedavisinde etkindir.

Kimyasal soyucular işlemin derinlik seviyesine göre yüzeyel,orta ve derin olmak üzere adlandırılırlar.Yüzeyel uygulamalarda epidermisin tamamında veya startum granülozumun basal hücre tabakasına dek soyma izlenir.

Orta derinlikteki soyucularda epidermis ile, dermisin tümü veya bazı kısımlarında nekroz olusur.Derin soyucular ile nekroz retiküler dermise dek iner. Günümüzde yüzeyel ve orta soyucular kullanılmakta,  derin lokalizasyonlar için lazerle yeniden yapılandırma ve dermabrazyon işlemleri uygulanmaktadır.Yüzeyel ve orta soyucular ciildin daha genç ve sağlıklı olmasını sağlayacaktır.

Yüzeyel soyucular çok  çeşitlidir..Tüm bu bileşikler,  ciltte deskumasyonu arttırıcı etki gösterır Hücre siklusu hızlanır.Stratum korneum tabakasını yok ederek, derinin pürüzsüzleşmesini sağlar. Etken maddeler çoğu zaman kombinasyonlar halinde kullanılmaktadır.

AHA’lar bazı besinlerin yapısında bulunan doğal organik asitler olup, alfa pozisyonunda hidroksi grubu taşırlar. Glikolik asit şeker kamışından, laktik asit ekşimiş sütden,  sitrik asit çeşitli meyvelerden, fitik asit pirinçten elde edilir.Cilt bakım ürünü olarak hidroksi asitlerin kullanımı tarihi Kleopatraya dek uzanmaktadır .Kleopatranın gençliğini yüzüne ekşi süt sürerek koruduğu söylenir.

Glikolik asit AHA olup tipik öğle yameği soyucusu olarak bilinir.Yüzeysel soyucular arsında en yaygın olarak kullanılandır. Esas kullanım yeri foto yaşlanmadır.Deri kalınlığını,  elastik liflerin kalınlığını,  dermiste asit mukopolisakkaritleri arttırılar. Fibrobalast proliferasyonuna ek olarak kollogen üretimide artar.

Laktik asit pek çok ev üründe ve nemlendiricilerde bulunan popüler bir AHA dır.Genelde klinik soyucu olarak kullanılmaz.

AHA’lar cillte suyu tutubilen ajanlar olarak, stratum korneum tabakasını inceltmek sureti ile derinin daha esnek olmasını sağladıkları için ve derinin ışığı daha iyi yansıtmasını sağladıkları için kuru ciltler için oldukça faydalıdırlar. Hassas ciltliler AHA’lı ürün kullanmaktan çekinirler. Oysa ki bu AHA nın kendisi ile değil formülasyonu ile alakalıdır.

Yaşlanmaya karşın etkin olmakla beraber güneş hasarı lentigo ve melazmada ki etkileri en az dört yüzeyel soyucudan sonra ortaya çıkabilir.Ayrıca orta ve derin kırışıklıkların geçmeyeceğide hastalara anlatılmalıdır.

BHA’lar aynı zamnda salisilik asit olarak bilinen bir başka kimyasal soyucu ajandır. Söğüt kabukları,  kekik üzümü yaprakları ve yabani kuş derivesi , bu ailenin tek ürünüdür. Aktinik hasara bağlı pigment değişikliklerinde % 50 lik uygulaması sonuçları yüz güldürücü olmaktadır. AHA lardan farklı olarak BHA ların antienflamatuvar özellikleri vardır. AHA lara nazaran daha az irritandırlar. Akne ve rozaseli hastalarda,  geleneksel akne tedavisi ile kombine edilerek,  komedon ve kırmızı enflame papüllerin daha hızlı rezulüsyonunu sağlar. BHA ların lipofilik oluşu gene AHA larla BHA ları ayıran önemli bir özelliktir.Bu özellikle BHA lar saç yağlanma tedavisindede kullanılabilirler. BHA tedavisi komedonları azaltmakta etkindir.

AHA’ların kollogen üretimini desteklediği kesindir.BHA uygulamada nötralize edilme gereksinimi yoktur. İşlem riskli değildir.Aşırı soyma yapmaz,  ve  çökelti yerleri görülerek sürülmemiş yerlere kolayca sürülebilir.İşlemin nötralizasyonu gerekli olmadığı için sırt ve göğüs gibi nötralizasyonu zor olan geniş alanlara uygulanması daha kolaydır.

Kimyasal soyucularda en önemli faktör,  içeriklerindeki serbest asit miktarıdır.Serbest asit miktarını etkileyen faktörler soyucunun konsantrasyonu , Asit preparatının pKa sı,  solüsyonun ph ı ürünün tamponlanıp tamponlaşmamış olmasıdır. Örneğin bir firmanın %30 luk solüsyonu ile diğer firmanın %30 luk  etkinliği aynı değildir.

AHA lar ile BHA ların Karşılaştırılması

 

AHA

BHA

Fotoyaşlanmada Etkinlik Evet Evet
Aknede Yararı Evet Evet
Melazmada Yararı Evet Evet
Kuru Cilde Yararı Evet Evet
Hücre Döngüsünü Hızlandırma Evet Evet
Exsfoliasyonda Artma Evet Evet
Lipofilik  Özellik Hayır Evet
Araşidonik Asidi İnhibe Etme Hayır Evet
Aneztezik Özellik Hayır Evet
Nötrolize Olmalı Evet Hayır
Gözle Görülür Donma Hayır Evet
Uygun Konsantrasyonda Değişkenlik Evet Hayır
Kolojen Sentezinde Artış Evet Hayır
Gebelerde ve Emziren Annelerde Kullanım Bilinmiyor Hayır

 

Aktif etken madde içeren kombinasyonlardan oluşan pek çok soyucu ürün vardır. Bazıları  geniş kullanım alanı olan  kombine soyucudurlar.Pek çok soyucu ürün bu solüsyonunun modifikasyonudur.Bu ajanlar içerisinde klasik  soyucusunun içeriklerinin aynısı farklı kombinasyonlarda kullanılmaktadır.

Max Jessner, adını verdiği kombine solüsyonu , tek tek içeriğindeki maddelerin toksiisitesini ve konstrasyonunun azaltmak,  diğer yandan ürünün etkinliğini arttırmak amacı ile bu kimyasal soyucu ürünü formüle etmiştir.Ürünün etkisini,  diğer kimyasal soyucular ile nasıl kombine edildiği ve ve kaç kat uygulandığı belirler.Bu solüsyon, nötralizasyon gerektirmediği için diğer soyucu ürünlerle kombine edilebilir. Ürün donduktan sonra ikinci bir soyucu ürünün derinliğini arttırmak ve  yoğunluğunu fazlalaştırmak amacı ile kullanılabilir. oldukça güvenli olmasına karşı cilt tipi 4 olan hastalarda post enflamatuvar hyperpigmentasyona yola açabileceği unutulmamalııdır.Bu solüsyonun kullanımı bütün diğer soyucularla kullanıldığında diğer soyucuların etkisini arttıracaktır. İşlem eğer pigmentasyon riski varsa her iki haftada bir tek kat olarak uygulanmalıdır.Hem  akne tedavisinde ,akneli hastalarda, hemde  rozaseli hastalarda etkindir.

TCA orta derinlikte soyucudur.%10 -%40 dek yoğunlukta kullanımları vardır.Uygulanmasını takiben görülen beyazlaşma protein denatürasyonunu gösterir.Beyazlaşmamış alanlar ellenilmemelidir. Derin soyma yaptığı için tek başına uygulanabilecği gibi başka bir peeling ajanı  sonrasındada uygulanabilir.

Bütün orta derinlikteki soyma işlemlerinde hastalar on gün kötü görünecekleri konusunda uyarılmalıdırlar. Kimyasal soyulma 10 uncu günde tamamlanır. Yüzeyel derinlikteki soyma işlemlerinde olduğu gibi hastaların işlem sonrasında güneşten, makyajdan, sakal tahrişinden korunmaları gerekmektedir.

Özetle:

Yüzeyel soyucuların kullanım yerleri:

  • Acne ve rozase BHA tüm deri tiplerinde kullanılabilir.
  •  AHA ve A vitamin kompleksleri  rozeaseli hastalarda eritemi arttırdıkları için kontrendikedir.
  • Melazma : Jessner peeling,  modifiye jessner peeling
  • Fotoyaşlanma ve kırışıklıklar : Bahsedilen bütün kimyasal soyucular fotoyaşlanmada etkindirler.  Sadece seçilecek ürün, hastanın öyküsüne ve hastanın tolerabilitesine göre değişir.
  • Orta derinlikte peel öncesinde deriyi hazırlamak için yüzeyel soyucular kullanılabilir. Amaç hücre döngüsünü hızlandırmaktır.Deri tipi 3 olan hastalarda orta derinlikte soyucu öncesinde 3 veya 4 yüzeyel peeling, ,  beyazlatıcı ajan tedavileri uygulanmalıdır.
  • Orta derinlikte soyucu ajan endikasyonları yüzeyel soyucular ile aynıdır.Patoloji daha belirgindir.Dolayısı ile akne ve foto yaşlanma orta derinlikteki soyucuya daha iyi yanıt verir. Hiperpigmentasyon geçmişi olanlar ve cilt tipi III olan hastalar çok dikkatli tedavi edilmelidirler.

Akupunktur nedir?

Akupunktur 5000 yıllık süregelen bir Çinli geleneğidir. Tam bir sağlık sistemidir. Vücutta enerjinin dengesizliğinden veya blokajından ortaya çıkan hastalık tablosunda etkili olan temel tedavi yöntemidir. Batılı hekimler ve klinisyenler için Geleneksel Çin tıbbını anlamak, batı tıbbından çok farklı parametrelere dayandığı için gerçekten zordur. Çin tıbbı, hastalık temeline dayanan tanı ve tedavi yöntemlerinden ziyade enerji temeline dayalı bir yaklaşımı benimsemektedir. Geleneksel Çin tıbbı uygulayıcıları, hastaları batı tıbbında olmayan kavramlar olan, ısı, soğukluk, nem, kuruluk değişimleri, yin ve yang değiiklikleri, qi( =yaşam enerjisi ) ve kan  arasındaki farklara dayanarak değerlendirirler.Bu sebeple hastalık tedavisi değil, bu dengesizliklerin tedavisi hedeflenir.

Kulak akupunkturu Çin tıbbından farklı olarak birebir batı tıbbı ile uyumludur. Kulak kepçesi bir fetusun başaşağı duran halidir. Vücuttaki her organ, her kas, her parmak, her omur her damarın izdüşümü, yeri vardır. Kulak akupunkturun bu tekniği Alman Nogier tekniği olarak bilinilir. Avrupada ilk ortaya çıkışı mısırdan forsa olarak getirilen bel fıtığı olan denizcilerin kulaklarına omurlarına tekabül eden noktaların tedavi amaçlı dağlandığının tespiti ile olmuştur.

Akupunkturun tedavi tekniği nedir?

Gerek geleneksel Çin tıbbı uygulayıcılarının, gerek kulak akupunkturu uygulayıcılarının tedavi tekniği, akupunktur noktalarını iğne, lazer yada moxa(ısı) yöntemi ile aktive etmektir.

Geleneksel Çin tıbbına göre, vücutta enerji meridyenler boyunca akmaktadırlar. Bu meridyenler damar sinir yada lenf yollarını kullanmazlar. Meridyenler birbirleri ile bağlantılı olduğu gibi, kendilerini aktifleyen yada yavaşlatan noktalara sahiptirler. 1 ana meridyen ve bu 12 ana meridyenin üzerine dizili 360 nokta vardır. Vücut akupunktur noktalarının yeri sabit olup değişmez. Meridyenler üzerindeki noktaların yerleri her insanın kendi parmakalarıın kalınlıklarına göre belirlenen cun ölçüsüne göre sabittir. Her nokta farklı bir organa karşılık gelir ve ayrı bir fonksiyonu ifade eder. 12 meridyenin ne durumda olduğunu deneyimli bir akupunkturist, 12 nabızı hissederek söyleyebilir. Enerjisi düşmüs meridyenin enerjisnin arttırılması, artmış meridyen enrjilerininse dindirilmesi lazımdır. Bu işlem meridyenler üzerindeki noktaların iğnelenmesi sureti ile yapılır. Eğer çelik iğne kullanılıyorsa, iğnelerin elle sağa çevrilmesi ile aktivasyon, saat yönü tersine çevrilerek dindirme yapılmalıdır. Elle çevirme yerine modern  teknoloji stimülasyon cihazları kullanmakta ve noktalar 1 mv luk akımla uyarılmaktadır. Gene aktive edilmesi gereken nokta varsa moxa denilen bir maddenin nokta üzerindeki iğneye kondurulduktan  sonra  yakılarak noktanın ısıtılması, veya lazer cihazı ile derin ısıya maruz bırakılması, kullanılan noktanın aktivasyonuna yol açacaktır .Birbaşka yöntemde altın ve gümüş iğnelerin kullanımıdır. Altın iğneler, lazer, elektro stimülasyon ve moxa gibi aktive edici, gümüş iğnelerde bastırıcı olarak vücut akupunkturunda kullanılabilirler. Akupunkturla bir olayı tedavi edebilmek için, akupunktur uzmanının, tıpkı bir şefin yeni bir yemek tarifesi oluşturması gibi, bir akupunktur tedavi reçetesi oluşturması gerekmektedir.

Kulak akupunkturunda olay daha farklıdır. Noktaların yeri belli olsada, dedektör ile alarm vermeyen nokta, iğnelenmemelidir. İşlem öncesinde, kulakta bir elektriksel nokta belirleyici kullanılmalı, ve ses vererek işaretlenen noktalar altın yada gümüş iğnelerle punkturize edilmelidir. Sessiz noktalara işlem yapılmamalı, sürekli uygulanması noktaları bozduğu için, kalıcı iğne uygulamasından mümkün mertebe kaçınılmalıdır.

Kişilerin hangi kulağı dominant ise o kulakta çalışılmalıdır. Dominant kulak sağlaklarda sağ, solaklarda sol kulaktır. Her iki elini kullandığını iddia edenlere, bacak bacak üstüne attırılarak yada el çırptırılarak veya eller göğüs hizasında kavuşturtularak hangi elin dominant olduğuna ait karar verilmelidir. Seansa ve dedeksiyona başlamadan önce, faraday kafesi etkisi yaparak, cep telefonu gibi radyofrekans dalgarının etkisinden kişiyi arındırmak üzere, içi pil ile dizayne edilmiş tokmaklar kullanılabilir. Kişilerde alan bozukluğu yaratan, amalgam dolgular, ve ameliyat izleri mutlak sorgulanmalıdır.

Kulak Akupunkturu

Kulak akupunkturunda sistematik bir metod oluşturabilmek için kulağı anotomik parçalara ayıran  “bölge ” sistemi geliştirilmiştir. 1991 de Dünya Sağlık Örgütünce  ,1983 de UCLA Ağrı Merkezi tarfından ortaya konulan ilk terminoloji değiştirilmişitir.Gene 1983 de Paul Nogier kulağı yatay ve dikeylerle  dikdörtgenlere bölmüştür. A-Q arası büyük harfler  yatay aks için kullanılırken a-z ye küçük harfler dikey aksler için kullanılmıştır.

Çizimlerde iki boyutlu çok kolay gözüken bu sistem kulağın 3 boyutlu düzenine kolay adapte olamamaktadır.Kaldıki en düzgün en orantılı kulaklarda bile oranlar aynı kalsada boyutlar farklılık gösterebilmektedir.1995 de  Oleson tarafından revize edilen UCLA  terminoloji sistemine göre sayılama en içten en dışa ,en merkezden en uca artacak şekilde isimlendirilmiştir.
Dr .Niboyet kulak akupunktur noktalarının diğer akupunktur noktaları ile bağlantılı olduğunu göstermiştir.

  • Kulak noktaları enternasyonel isimlere sahiptirler
  • Kulak noktaları ispatlanmış klinik etkiye sahiptirler.
  • Kulak noktalarını genellikle kepçe üzerinde olduğu kabul edilmiştir.

Kulakta hem Çin kulak akupunkturu hemde Avrupa ekolu  tarafından kabul edilen ,hiç bir anatomik  sisteme uymayan ,fizyolojik fonksiyonlarla ilgili noktalar bulunur.
Bunlara master noktalar denmektedir. Örneğin Çinlilerin Shen Man noktası Zero noktası olarak bilinmektedir.

Vücudun her noktası kulakta bir mikrosistemle ifade edilmektedir. Tıpkı dilin renk ve şeklinin önemli olması gibi kulağın renk ve şeklide bazı klinik olayların göstergesi olabilir.Kulaktaki parlak kırmızı ,mor veya kahverengi lekeler akut enflamasyonun göstergesidir. Koyu gri ve kahverengilik eşleşen organda bir kanser oluşumu olduğunun bir göstergesidir. Buralara dokunulması genellikle ağrılı olmaktadır. Kulağın beyaz olması genelde kronik bir problemi göstermektedir.

Kulaktan teşhis yapabilmek için nokta bulucu bir cihaz kullanılmalıdır. Derinin elektriksel resistansını  çok minimal  değiştiren olayları bile  cihazla tespit edebilmek mümkün olmaktadır. Kulak noktalarını bulmak için cihaz kullanımından  evvel kulak  cilt artıklarından alkol ile temizlenmelidir. Kulak noktaları küçük  ve birbirlerine yakındırlar.

Kulak akupunkturunda dominant kulak belirlenmelidir. Dominant kulak merkezlerin bulunduğu kulaktır. Sağ el le yazı yazıyor olmak sağlak olmak için yeterli bir kanıt değildir. Özellikle iki elimide kullanabiliyorum diyenlerde işlem öncesinde alkışlama, bacak bacak üstüne atma, kolları üst  üste kavuşturma testleri yapılmalıdır.

Amalgam dolgular ve dişlere ait yapılan çekim, kanal tedavileri,apse ve diş eti tedavileri kulak üzerinde toksik skar bırakabilir ve tedavi edilemediği takdirde eşdeğer gelen omuz ,diz gibi bir  bölgede senelerce süren sebepsiz ağrıya sebebiyet verebilir.

Kulak akupunkturun yapım teknikleri değişiklikler gösterir. Bunlardan ilki KULAK AKUPRESSURE tekniğidir. Elle yada bir metalle kulak hassas noktası hergün bir iki dakika basıya tabi tutulabilir. Bunun için gerekli noktaya uzun süreli kalıcı iğne yerleştirilebilir. İnen dikey masajlar kasların  tonifikasyonunu arttırırken yukarıya doğru masaj yapmak  parasempatik aktiviteyi arttırararak sedasyonu  ve organların gevşemesini sağlayacaktır.

KULAK İĞNELEME tekniği genelde kullanılan ve tercih edilen bir yöntemdir. Bazen tek taraflı bazen çift taraflı iğneleme teknikleri kullanılır. Bunun için çelik iğneler kullanılabildiği  gibi altın iğneler bir tarafa ,gümüş iğnelerin karşı  kulağa yerleştirilmesi ile daha iyi neticelerin alındığı gözlenmiştir. Bütün noktalar değil sadece elektirksel hassasiyet veren noktalar tedaviye alınmalıdır. İğneler kulak üzerinde 10-30 dakika kadar bırakılmalıdır.

SÜREKLİ STİMÜLASYON TEKNİĞİ

Kulak noktalarının  uyarılarıının devam etmesi için iğnelerin yapıştırıcı bantlarla kulağa yapıştırlması sürekli olarak kulak uyarılmasının  devamını sağlamaktadır. Bu sebeple mutlak enerji akımını sağlamak amacı ile iki elektrod yada iki iğne kulakta bırakılmalıdır. Çünkü akım daima iki kutup arasında olabilmektedir. Eğer kulağa konulan iğnelere yada elektrodlara akım verilecek olursa 10 Hz ve altındaki akımların  enkefaline ve endorfin salınımını arttırarak özellikle ağrı tedavisinde başarılı olacağını, 100 Hz ve üstü  akımların dynorfinleri arttıracağını ve nörolojik bozuklukları  baskılayacağının bilinmesi gerekmektedir. Kullanılan akım ağrılı olmamalıdır.

TRANS ELEKTİRİKSEL STİMÜLASYON

TENS adıyla bilinen ve fizik tedavinin olmazsa olmazlarından olan bu uygulama kulaktada yapılabilmektedir. İşlemden önce Shenman yada Zero point dediğimiz iki kulak noktası uyarılarak kulak noktaları  daha aktif hale geitirlebilir. Bunu “Kulağın uyanması” adı verilir. Etkin kulak noktaları 2 mikroamper gibi bir akımın verilmesi ile belirlenebilcektir. Bu noktalar 10-80 microamperle stimüle edilebilir. Nogier subtragus için 2,5 HZ,Konka için 5 Hz ,antihelix, antitragus ve superior helix için 10 Hz, tragus ve intertrajik nokta için 20 Hz, helix kuyruğu için  40 Hz, dış kulak için 80  Hz, orta kulak için 160  Hzlik bir akımla uyarılma  önermektedir.Organ bozukluklarında eşdeğer gelen  noktaların düşük herzle uyarılması gerekirken beyin bozukluklarında 160  Hzlere dek çıkılabilmektedir.Anatomik noktaların uyarılması 20 sn kadar sürerken  master noktaların 10 sn kadar uyarılması kafidir.

Tek kulağın stimülasyonunu takiben diğer kulağında stimüle edilmesi önemlidir. Problem vücudun tek yarısında bile olsa her iki kulaktaki master noktaları stimüle etmek gereklidir. Kulak stimüle edilirken ağrının geçip geçmediği test edilebilir. Eğer kulak stimüle edilirken ağrı geçmezse bir başka noktaya geçilmelidir.

Tümüyle düzelme için 2-10 seans gereklidir. Çok ağır kas iskelet problemlerinde bile saatlerce süren ağrısız dönemler olabilmektedir. TENS stimülasyonu yerine aynı noktaya lazerle stimülasyon yapmakta ağrının geçmesine yol açacaktır.

Kupa çekme nedir?

Büyüklerimizin bardak çekme olarak bildikleri kupa tedavisi akupunktur noktaları arasında yaşam enerjisini en hızlı ve en kuvvetli şekilde harekete geçirendir.Kupa yaparken  akupunktur noktalarını  kullanırız.
Tıpkı akupunkturdaki “güçlendirme “ altın ve “bastırma “ da gümüş iğne kullanımı ile yapılıyorsa  kupada bu iki amaçla yapılır.

Güçlendirici kupa tedavileri:

  • Zayıf kupa
  • Orta kupa
  • Sıcak iğne -moxa kupa
  • Empty flash kupa
  • Strong draining
  • İğne kupa
  • Tam kanatmalı kupadır

Boşaltıcı kupalar:

Buzlu kupa: Enflamasyonda
Herbal kupa: Mide rahatsızlığında ve romatizmada bazı bitkilerin kaynatılıp suyunun kupanın içine konarak kullanılmasıdır
Sulu kupa: kuru öksürükte

En  çok nerelerde kullanılır?

  • Facial Paralizi: Yüz felcinde oluştuğundan  15 gün sonra tedaviye başlanarak haftada kez yapılması 1,5 ayda yüzde 99 oranında hasarsız iyileşmeyi sağlayacaktır.
  • Menapozda sıcak basmalarında.
  • Sindirim  sistemi problemlerinde
  • Frozen shoulder da
  • Klasik bel ağrılarında
  • Emosyonel durumlarda, depresyonda,
  • Ağrılı soğuk dizde,
  • Hipertansiyonda,
  • Panik atakta
  • Kronik psöriaziste,
  • Kabızlıkta,
  • Yumurtalayamama ve adet görememede,
  • Diarede,
  • Doğum sonrası karnın toparlanması için
  • Extremite ödemlerinde,
  • Karpal tünel sendromunda,
  • Eklemlerin iltehaplı romatizmalarında  kullanılmaktadır.

Kupa tedavisi akupunkturla beraber yada ayrı olarak uygulanır.

Kupa tedavisi akupunkturla beraber yada ayrı olarak uygulanır. Farklı problemlere göre seçilecek kupa tedavisi farklıdır Her iki durumdada yenilip içileceklere dikkat edilmesi gerekmektedir . Beraberinde değişik bitkilerin karışımlarının belirli formüllerle günlük dozda içilmesi kupa tedavisinin  başarısını artırır niteliktedir.

Yan etkileri nelerdir?

Kupa yapımı ehil elde rahatlatıcıdır.Kuvvetli kupalarda yada moving kupalarda görülebilecek ekimoz ve morarma  geçicidir.Sadece akupunktur etkisi değil, aynı zamanda kullanıldığı yerde ödem çözücü, lenfatik derenajı arttırıcı etkisi ile lokal problemlerin  tedavisinde etkindir.

Kavitasyon nedir?

Ultrasound cihazlarında üç tür etki vardır. Termal,  mekanik ve kavitasyon etkisi. Bunlar ultrasound cihazlarında eşdeğer etki gösterirken,  mekanik ve termal etkiler kavitasyon cihazlarında minimalize edilmiş ve kavitasyon etkisi maksimuma çıkarılmıştır.

Kavitasyon yağ hücreleri arasındaki intertisyel sıvıda mikro hava kabarcıkları yaratır ve kabarcıkların yarattığı basınç ile hücre membranlarını parçalamayı hedefler.  Bu basıncın yarattığı etki damar, kas ve diğer vücut dokularında herhangi bir hasara yol açmaz.

Kavitasyonun gücü 1 cm3 de yarattığı hava kabarcığı sayısı ve bu kabarcıkların yaşam süresi ile ortaya çıkan basınçla ölçülür. Kullandığımız kavitasyon, 2 F cavi ( focus ve flat cavi ) 35 KHzden 47 KHze dek çıkmaktadır. Bu kavitasyonla ultrasound foxus başlığı 60000 ultrasound dalgası ile yağ hücrelerini titreterek hücrelerin iç ve dışında hava kabarcıklarını oluşturarak etkisini gerçekleştirecektir.

Kavitasyon nasıl kullanılır, hangi sıklıkla yapılmalıdır?

Kavitasyon yağın eritilmesi gereken bölgeye bir jel yardımı ile uygulanır. Kavitasyon başlıkları jelin üzerinde kaydırılarak dolaştırılır. Kullanım süresi 40 dakikadır. Kullanım süresini kısaltmak amacı ile kliniğimizde çift başlık kullanımı ile süre 20 dakikaya düşürülmektedir. Hatta bazen çift makina kullanarak süreyi dört başlık yardımı ile on dakikaya dek düşürebilmekteyiz.

Kavitasyon tedavisi tıpkı diğer bölgesel zayıflama cihazlarında olduğu gibi asla tek başına kullanılmamalı,  daima başka cihazlarla kombine edilmelidir.

Ağrısız,  sızısız keyifli ve yattığın yerde zayıflama ilkesi ile uyumlu bir zayıflama metodudur.

Kavitasyon tedavisi haftada iki kez uygulanabilitedir .Tedavide en önemli husus etkin kombinasyonlaron etkin sürelerde kullanılmasıdır.

Ultrasound tedavisi nedir?

Ultrasound tedavisi yıllardır kullandığımız bütün tedavi kombinasyonlarına kattığımız,  incelmede en baş noktada olan bir tedavi enstrümanımızdır. Yıllar boyu daha küçük başlıklı cihazlarla ultrasound tedavisini yapsakta şimdi daha yaygın alana daha etkin olabilmek için geniş başlıklı son teknoloji Cavipro cihazını kullanmaktayız.

Cavipro en son teknolojileri tek bir sistemde toplayan en üst teknoloji bir cihazdır.

Bunlar;

1)Kavitasyon ile yağ kırma teknolojisi

2)Yüksek yoğunluk ultrasound

3)Düşük frekanslı ultrasonik incelme dir female viagra.

  • HIFU yüksek frekans foküslü ultrasound (ultrasound 3mHz)

Ultrasound teknolojisidir.Yüksek yoğun sürekli dalga ses dalgasıdır. Isıya dönüşerek yağ dokusunda etraf doku ve damarlara zarar vermeden sıvılaşmaya yol açar.

  • LFUS Düşük frekanslı ultrasonik incelme (517 Khz )

Bu dalgalar stabil ve güvenli düşük frekanslı ultrasound dalgalarıdır. 110 mw/ cm2 yoğunlukla birleştiğinde yağ dokusunda doğal lipolizi sağlayan noradrenalin çıkşını aktive ederler. Lipoliz demek depo yağların yanması demektir.Bu işlemde, yağ hücreleri trigliseridleri açığa çıkarabilirler ve kana verebilirler. Bu sebeple bu işlemden sonra mutlaka bu yağ asitlerini yok etmek amacı ile egzersiz veya elektroterapi uygulanmalıdır.

Sistem güvenli ve inandırıcıdır.

Profosyonel tekniklerdir.

Zayıflamanın bölgesel komponentini sağlarlar.

Uygulama alanları nelerdir?

  • İncelme, santim kaybetme
  • Sıkılaşma, dirileşme
  • Güçlenme, tonüs artışı
  • Şekillenme
  • Doğum sonrası toparlanma
  • Antiselülit etki
  • Yağın kana dönmesi
  • Ödemi azaltma

Kullanım protokolü nedir?

1. 20 dakika kadar yağı yumuşatma ve lenf dolaşımını hızlandırmak için ve vücudu yağı kırıcı ve eritici hale getirebilmek için 3 mHz ultrasound kullanılır. Bu ultrasound yapışık nodül şeklindeki yağları ayırır. Ultrasound dalgaları hücresel mikromasaj etkisi yapar. Hücresel seviyede yağ parçalamada etkindirler. Dokulardaki yapışıklıkları engellerler.

2. 40 dakika kadar yağ yakıcı derin yağ eritici kavitasyon kullanılır. Yüksek frekans dalgaları ile çalışan kavitasyon, hücreler arasında hava kabarcıkları olusturarak etkisini gerçekleştirir. Yağ hücrelerinin arasında bu kabarcıklar basınç değişikliğine yol açarlar. Yağ hücreleri trigliseride dönüşür ve idrarla atılırlar.Yükselen ısı, internal toksinlerinde dışarı atılmasının sağlayacaktır.

3. Yağ dokusunun yirmi dakika süreyle lipolizi LFUS ( Düşük frekanslı ultrasound kullanımı )

517 KHZ ultrasoundun kullanımı nor adrenalinin yağ dokusunda açığa çıkmasına yol açarak yağı yakacaktır.Bu işlemde yağ hücreleri trigliserid salgılarlar. Salgılanan trigliserid kana karışır.  Bu sebeple bu işlemin hemen akabinde elektroterapi ile kasları harekete geçirmek esastır.

Elektroterapiyi reddeden yada uygulanamayan hastalar yürüme, koşma,  bisiklete binme, vibrasyon,  sauna gibi bir tedaviyi yapmak mecburiyetindedirler.

İşlemler genelde haftada 2-3 seans olmalıdır.

Tercihen yemekten 3 saat önce yada sonra yapılmalıdır.

8-16 seanstan az yapılmamalıdır.

İşlemden sonra elektroterapi kullanılması esastır. Yoksa yağ tekrar depolanır.

18 seanstan sonra devam etmek alınan neticelere göre mümkündür.

Kullanılmaması gereken yerler

  • Gebeler
  • Uzun süreli kalp ilacı kullananlar
  • Akut ülseri yarası olanlar

Kesin inceleceksiniz. Ama santiminizi diyetinize göre siz belirleyeceksiniz. Paranızı ve sinirlerinizi boşa harcamayın.Kendinizi bize bırakın zayıflatalım. Bekleriz,  Şamed’deyiz…

Lipoliz

LİPOLİZ  yağ eritme demektir. iliçla ,invaziv lazer girişimleri ile gerçekleştirilebilir.

Yağ eritici ilaç ajan olarak kullanılan iki ürün ,karnitine diğeride pfosphatidilkolin’dir.  Yağ asitlerinin mitokondriye taşınmasına yardımcı olarak vücutta yağ yakımını arttırıp enerji üretimini destekler, karaciğer hücrelerinde yağ yıkımını arttırır. Yumurta sarısı ve soya fasülyesinden elde edilir. Hücre zarının yapısındadır.  Yağ hücreleri zarının geçirgenliğini arttırarak yağları suda dilüe ederek etkisini gösterir.

Safra  asidi derivesi nedir?

Safra asidi derivesi yağ eriten bir üründür. Normalde bu asit vücudumuzun ürettiği ve yağları sindirmede kullandığı bir asittir.Ondan derive edilen ajanlar  bitki  polimerleri içerir. Bu madde yağ hücrelerinin duvarlarına yapışarak etkisini gösterir. Hücre duvarının instabilitesi sağlanır ve yağ asidi açığa çıkar. Parçalanan hücreden arda kalanlar vücudun koruma mekanizması tarafından taşınarak atılırlar. Kullanılmayan,  hücre duvarına tutunamayan yağ asitleri metabolize olur ve enerjiye çevrilirler.

Hangi vücut alanları safra asidi deriveleri  ile tedavi edilebilir?

Yağ depolanması olan bütün vücut alanlarında kullanılabilir.  Çene altı,  üst kollar,  bel,  kalça,  yan yastıklar, dizler,  baldır,  göğüs,  iç bacaklar gibi. Ayrıca buffolo hörgücü dediğimiz sırt omuz yağlarında,  ve yalancı meme büyümesi olarak adlandırdığımız,  psödogynocamastide de kullanabiliriz.

Kaç tedavi gerekir?

Tedavi sayısı, eritilmesi istenilen yağın derinliğine ve alanın büyüklüğüne göre değişecektir. Ortalama olarak dört hafta ara ile 3-5 tedavi gerekmektedir. Her tedavide toplam 40 ml yi aşmamak kaydıyla ve bir bölgede 25 ml yi geçmemek üzere tedavi yapılmalıdır.

Yağ eritici  ürünlerle  bölgesel yağ eritme tedavileri   kilo kaybı demek değildir. Tedavinin başarısını arttırmak için düzgün beslenme ve iyi bir exzersiz programı esastır. Yapıldığından sonra eriyen hücreler 3 hafta içinde idrarla vücuttan atılacaktır.

Tedavi nasıl hissettirir?

Yağ eritici  ajanlar kanül aracılığı ile uygulanmalıdır.  Her alan için genelde iki enjeksiyon noktası seçmek gerekmektedir.  Solüsyona kişilerin konforunu arttırmak amacı ile lokal  hissizlik  yapan bir ilaç eklenebilir. Genelde ağrısızdır. Hastaya sıcaklık hissi,  hafif yanma,  kaşıntı verebilir. Ödem ve kızarıklık yapılan bölgede 3 gün boyunca kalabilir.

İşlem sonrasında uzunca süre kalan sertlikler komplikasyon olarak bildirilmiştir.Uzun sürer.İlaçların lokal etkisinin doğal sonucudur.Geçicidir.

SELÜLİT TEDAVİSİ

Selülit dolaşım bozukluğu neticesinde oluşan görüntü bozukluğunun yanı sıra ağrılı olabilen oluşumlardır.

Selülit neden oluşur ve tedavisi nasıl yapılır?

Her yağ hücresi büyüklüğünün 1000 katına dek büyüyebilme özelliğine sahiptir. Karın, bacak, basen ve hatta kollarda gözüken bazen sıkınca ortaya çıkan,  daha ileri evrelerinde uzaktan bakmakla gözükebilen “portakal kabuğu görüntüsü ” biz tüm bayanları üzen bir durumdur. Zayıflarda, hatta çok zayıflarda bile gözükebilir.

Yağ hücresi preadiposit dediğimiz yağ hücrelerinden oluşur.Vazifesi enerjiyi lipid formunda tutmaktır. Son yıllarda yağ dokusu ana endokrin organ gibi değerlendirilmektedir.Çünkü leptin, kadınlara ait bünyesel faktörler , resistin ve tümür nekrotizan faktör olarak bilinen TNFa yı üretirler.

Selülit olarak adlandırdğımız yağ dokusu,  cilt altındaki yağ dokusudur. Sebebi ana olarak dolaşım bozukluğu olsada, kadınların bünyesel  faktörlerinin kalça ve basenlerdeki kümelenmeden sorumlu olduğu bilinmektedir.

Erişkin kadınların % 80-90 nında ne yazıkki bu problem gözükmektedir.Erkeklerde gözükmeyişi olaydan kadın bünyesel faktörlerinin  sorumlu olduğunun bir göstergesidir. Erkeklerde ,eğer  şahıs erkek fakat erkek bünyesel faktörlerinde eksiklik varsa ,yada erkek olduğu halde karşı cinse ait bünyesel faktörleri sentetik  olarak  kullanıyor ise  görülebilmektedir. Klinefelter sendromu, hypogonadizm, ve prostat ameliyatından sonra destek  tedavisi alan beylerde ortaya çıkmaktadır.

Selülitin sebeplerinin başında kişisel bünyesel faktörler  gelsede, metabolizmadaki değişiklikler, çok zorlu diyetler, bağ dokusu değişiklikleri yapan hastalıklar, genetik faktörler, mikro dolaşım sistemindeki problemler en çok etkenler olarak gözükmektedir.

Bayanlarda  özellikle bazen  stres kaynaklı doğal olmayarak artan . yada  doğuran kadında  fizyolojik olorak  artan prolaktin selülit oluşmasında önemli bir role sahiptirler.

Angiotensin coverting enzimdeki ve HIF1a ( hypoxia-inducible facor 1a ) genindeki morfolojik değişiklikler selülitin genetik komponentini yapmaktadırlar.

Kan ve lenf dolaşımının mikro düzeyde yetersizliği selülit tablosunu ağırlaştırıcı etmen olarak önemini korumaktadır.

Yaşam biçimi,  evet yanlış okumadınız yüksek stresli yaşam biçimi, vücutta katekolaminlerin çıkmasına ve mikrodolaşımın bozulmasına yol açtığı  için, gene selülitte çok önemli bir etmen olarak yerini almaktadır.

Sellülitler başlangıçta yumuşaktırlar ve bunlara Soft selülit adı verilir.Zaman içerisinde fibröz komponentlerin stazı ile doku yüzeyinde yer yer sertlikler oluştururlarki,  bir el cilt üzerinde gezdirildiğinde el altında nodüler sertlikler halinde hissedilirler ve bu selülitlere NODÜLER selülit adı verilmeltedir. Selülitlerin ilerlemesi ile birlikte nodüler sertlikler daha yaygın daha sert ve kompact hale geçerlerki buna FİBRÖZ selülit denmektedir Soft selülitler daha çabuk tedavi edilebilirken,  fibröz selülitler yoğun tedavi gerektirirler. Erken dönemde selülitler fark edilmezler ancak kişinin cildini iki parmak arasında sıkınca ciltte pürüzlenme meydana gelir.İlerlemiş vakalarda uzaktan engebeli görünüm dikkat çekicidir.

Beslenmesi bozulan dokuda yavaşlamış kan dolaşımına bağlı hücreler arası mesafelerde basınç artışı ve yavaşlayan lenf dolaşımı,  yağ dokusunda artışa yol açacaktır.

Selülit sişmanlık başlangıcı için zemindir.

Genelde selülit ve bedendeki yağ artışı beraber görülürler.

Selülitin artışı ile beraber genelde tablo obeziteye doğru gider

Selülit tedavisinde ana hedef öncelikle bozulmuş mikrodolaşımı düzeltmek olmalıdır.

Selülit tedavisi bugün zayıflama kliniklerinde en cok talep gören tedavi olma niteliğini korumaktadır.

En etkin yöntemler ;

  • Vakumterapi
  • Karboksiterapi
  • Yüzeyel ultrasound
  • Radyofrekans
  • Infrarot
  • MEZOTERAPİ ve ozon tedavisinin beraber kullanımıdır.

 

Vakumterapi  çok şişman ve dolaşımı bozuk kişilerde ödemi atmak ve dolaşımı düzeltmek amacı ile kullanılmalıdır. Hatta liposuction olan bayanlarda ameliyat sonrasında düzensizliklerin tedavisinde en etkin zararsız tek yöntem olarak yerini korumaktadır.

Karboksiterapi ciltaltına karbondioksit gazının verilmesi ile uygulanan bir mezoterapi tekniğidir Cilt altına girer girmez ilk etkisi güçlü bir vasodilatasyondur Oluşturduğu BOHR etkisi  ile oradaki oksijen miktarı derhal artacaktır. Bohr etkisine göre CO2 arttığı zaman hemoglobin hemen oksijenini bırakacaktır. Ortamdaki karbondioksit, carbonic anhidraz enzimi varlığında bikarbonat ve H+ dönüşecektir Bu olay dokunun daha asidik olmasına yol açacak, hemoglobin daha çok oksijeni ortama bırakmaya devam edecktir.Bölgedeki kan akımının düzelmesi ve artmış lipolitik etki ile karboksiterapinin selülitler üzerinde etkin olduğu aşikardır.

Yüzeyel ultrasound  yani  yüksek frekanlı ses dalgalarının cilt yüzeyine uygulanması ile doku derinliklerinde ısınma oluşur ve ısı etkisi ile mikrodolaşım canlanarak etkin derenaj sağlanır. Ayrıca pulsatif olarak fasılalı uygulanması vibrasyon etkiside yaparak deranajın artışına yol açacaktır. İnatçı selülit problemlerinde 3 MHzlik ultrosoundun kullanımı bütün  otorotiler tarafından kullanımı kabul gören bir tedavi alternatifidir.

Radyofrekans ve infrarot aynı şekilde ısı artışı mekanizması prensibiyle selülit tedavisinde başarılı olmaktadırlar. Özellikle infraruj absorbsiyonu yağ dokusunda son derece fazla olmaktadır.  Isınmanın etkisi ile hem metabolizmanın hem kan dolaşımının belirgin artışı ile lenfatik blokaj ortadan kalkmaktadır Isı yağların hidrolizini sağlar. Yağ dokusunun her bir derece ısı artışı, yağ metabolizmasının % 14 artmasını sağlamaktadır Bu demektirki yağ dokusunun 43 -44 dereceye dek ısıtılması yağ metabolizmasını % 100 oranında arttırabilmektedir.

Mezoterapi bacaklarda yaptığı morluklar ve iğneli bir yöntem olduğu için sevilmez ve her zaman uygulanamaz. Oysaki yıllardır kullanılan. en  etkin tedavi  yöntemlerinden biridir.Mezoterapi  refleks mekanizma ile dokudaki  ödemi azaltarak kan dolaşımını arttırır ve  büyümüş. yağ hücresinin metabolizmasını arttırır.

 

MEZOTERAPİ ürünlerinden beklenenler aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

*Hücre dışı toksik  maddeleri  çözmek

*Hücre dışı matriksi alkalize  etmek .

*Doku  oksijenizasyonunu geliştirmek.

*Matriksin yeniden oluşturulması için gerekli  maddeleri  sağlamak.

*Deri altı yağ dokusundaki yağ hücrelerinin normal çalışmasını ayarlamak.

Selülit için kullanılan mezoterapi ürünleri içerik olarak ,kollejen parçalıyıcı ve yağ yakıcı  içermektedirler.Mezoterapi anlam olarak cildin orta tabakasına ilaç karışımlarından   çok az miktarda vererek lokal çözücü aktiviteyi başlatmayı hedefler.

Mezoterapi haftada bir tekrarlanıp  farklı derinliklere verilen ısı tedavileri ile desteklenecek olursa başarısı artacaktır.

Dünyada pek çok  insan her gün  istenmeyen tüyleri ile uğraşmaktadır. Bazı  kimseler buna aldırmasalarda, pek  çoğu için kıllar psikolojik travma sebebidir.Normalde her insanda olan kılların yanı sıra, iki özel kıllanma durumu vardır.Hirsutizm ve hypertriko

Hirsutism

Bu sadece kadınları etkileyen bir durumdur. Kıllar erkek paterninde büyüme yapar. Yüzde sakal gibi kıllar uzama yaparlar. Genelde endokrin bir problemin sonucunda, yada bir ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkar.

Hypertrikozis

Genetik, etnik, bir ilacın yan etkisi olarak yada ender vakalarda bir tümör sebebi ile olabilir. Vücutta, gövdede, göğüste bayanlarda kılların çıkmasıdır. Çok rahatsız edicidir.

Kıllar yüzyıllardır traşlama, ağda, cımbızla alınmaktadır. 30 yıl kadar öncesinde hayatımıza iğneli epilasyon tabiri girmiştir ve yaklaşık on yıldır IŞIK & lazer sistemleri büyük bir kıl yok etme endüstrisini oluşturmuştur. Uzun sürede iyi neyice alınması, daha az yan etkisinin olması, çok kısa zamanda büyük alanların taranabilmesi sebebi ile artık herkesin tercih sebebidir.
Seçici fototermoliz yöntemine dayanır. İntensed pulse light ve / veya lazer teknolojileri kullanılır. Lazerler Ruby lazer 694 nm, Alekendrite lazer 755 nm, diode lazer 810 nm, Ndyag lazer 1064 nm, ELLİPSE  IPL2 600-950 nm dir.

Kılı yakmak için hedef folikülü etrafındaki dokuya zarar vermeden yakmaktır. Bir kromofor aracılığı ile Işığın ısıya çevrilme tekniği kullanılır.

  • Hedef hücre,
  • Dalgaboyları,
  • Atış süresi,
  • Doğru enerji bilinmelidir.

Kıl yoketmede hedef renk yani hedef kromofor kıldaki melanindir.

Kıl folikülünün kendi renk içermez. Hedef, kıl ve kıl kökündeki melanindir. Kıl ve kıl dibinin ısıtılması ısıyı kılın folikülüne taşıyacaktır. Eğer 1 ms de ısı 70 dereceye ulaşırsa, kıl kökü kalıcı şekilde yanmış olacaktır.
Kıl kökünün yanması için, kökün içerisinde kılın olması gerekmektedir. Bu sebeple en iyi neticeler kılın anagen fazında, yani canlı, yeni çıkmaya başlamış olduğu, köke en sıkı şekilde değdiği zamanda alınacaktır. Dinlenme fazında olan, uzayacağı kadar uzamış kıllar kökten uzaklaşmış olacağı için, bunlarda çok iyi netice alınmayacak, ve defalarca tedavi yapmak mecburiyetinde kalınacaktır. Tedavilerin kılın erken anagen safhasında yakalanıp yapılabilmesi için klisyen tarafından geliş süreleri belirlenmelidr.

Kıl folikülünün içindeki kıldada melanin olması lazımdır. Eumelanin, kumrallarda ve esmerlerlerde kılların yapısında vardır ve Ellipse kıl yoketme applikatörünün ışığını etkin şekilde emerler. Pheomelanin, sarışın ve kızıl insanların kılının yapısında vardır, kılı iyi emmezler, koyu sarışınlar bile ellipse tedavisine iyi cevap verirken, açık sarı ve kızıllarda başarı son derece zordur.

En iyi netice beyaz tende koyu kıl ile alınan neticedir. Gri ve beyaz kıllardada netice alınması pek mümkün değildir. Son zamanlarda bunun üstesinden gelebilmek için doğal kök boyama yöntemleri kılları koyulaştırmak adına başlamıştır.

Kılı yakacak dalgaboyunun derine girebilme özelliği olmalıdır. Daha uzun dalga boyları daha derine nüfuz edebilmektedir.
Seçilen dalgaboyu melanin tarafından emilebilmeli, ama yanındaki hemoglobin ve cilt suyu bundan etkilenmemelidir.

Melanin ışık absorbsiyon eğrisi, melaninin ışığı görünebilir ışıktan – infrarede yakın dalga boyuna dek emebildiğini göstermektedir.
Kılın yok edilebilmesi için kalınlığının nasıl olduğu önemlidir. İnce, orta ve kalın kıllara göre seçilecek atış süresi farklı olmalıdır. İnce kılların yanması için gereken enerji daha az olacaktır. Kalın kıllar için kullanılacak enerjininde daha yüksek olması gerekmektedir Epilasyonda başarı için doğru enerjilerle çalışmak çok önemlidir. Bunun yanında fazla ısı ile cilde zarar vermemek için Fitzpatrick cilt skalasına göre cildin hangi tip olduğu mutlak belirlenmelidir.

İyi netice alabilmek için mutlaka birden fazla seans tekrarı gerektiği bilinmelidir.

Her ne olur ise olsun, kılda” yüzde yüz bitme” diye bir şeyin olmayacağı, her seanstan sonra kılların biraz daha azalıp, incelip yumuşayacağı bilinmelidir. Alexsandite kullanıcıları, bu dalga boyu ince kılı görmediği için, ince kıla hiç başlamamalı, yada kalın kıllar hızla azaldıktan sonra başka bir teknikle işlemlerine devam etmelidirler. Yüz kıllarına alexandite  ile  başlamak çok ciddi bir hata olarak düşünülebilir. genetik. Bireysel vücut faktörlerine bağlı  problemi olanlarda, yada genetik olarak sebepsiz boyun ve yüz kıllanması olanlarda bile, eğer kişiler zamanı problem etmezlerse, Ellipse’le iyi neticeler alınabilmektedir.
Epilasyona gelmeden 30 gün öncesinden itibaren her türlü kılı yoketme tekniği bırakılmalıdır. 7 gün öncesinden traş yapılabilir. Gene 30 gün öncesinde güneş banyosuna, veya solaryuma son verilmelidir. Bronzlaştırıcılar kullanılmamalıdır. Bunlar kılın değil, tenin rengini koyulaştırıcak, daha düşük enerjiyle çalışılabilecek, buda epilasyonun başarısını azaltacaktır.
Kalıcı makyajın yada dövmelerin üzerine atış yapılmamalıdır. Aksi taktirde cildin rengi açılacak ve yanık oluşacaktır.

TERLEME TEDAVİSİ

El,ayak ve koltuk altında sinir blokajları terlemeyi geçici olarak durdurabilmektedir.

Terleme tedavisinde sinir hücresi blokajı  nasıl yapılır ?

Terleme olan koltuk altı el ayak gibi bölgelerde geçici süreli sinir blokajı yapmak son yıllarda terleme tedavisinde popüler olan bir yöntemdir. Sonuçların hemen görülmesi, uygulamanın kısa sürmesi , komplikasyonsuz olması, çok az yan etki görülmesi bu popüleriteyi arttırmaktadır. , İlaç  fermente kültürlerden  elde edilir. Kültürler toksin bileşiklerini dışarı vermeleri için otolize tabi tutulurlar. Toksin bileşikleri 900 kd kabul edilir.Saklama şişelerinde yer almadan önce serum albumini ile dilüe edilirler. Üreticiler sonrasında bunları kurutur, dondurur,ve işeretlerler  . Dilüe edilip kullanılana dek dondurucuda saklanması gerekir.

İlaç   kullanılmadan hemen önce koruyucu içermeyen serum fizyolojik ile sulandırılır Flakonu sulandırıken  serum fizyolojiğin şişeye, ilacın denatüre olmasını ve etkisini kaybetmeye yol açmasını engelleyecek şekilde, yavaşça enjekte edilmesine dikkat etmek gerekmektedir .Şişe sallanmamalı ve kabarcık oluşumunu  engellemek için ilacın  etkinlik kaybına yol açabilecek enjektörü fıskeleme hareketlerinden kaçınılmalıdır.

İlaç , dilüe edildikten sonra etkisini kaybetmeye başlar Günümüzde hangi zaman diliminde etkinlik kaybının önemli bir aşamaya geldiği bilinmemektedir. Pek çok uzman ilacın un açıldıktan sonra ilk 48 saatte kullanılması gerektiğini bildirmektedirler.

Bazı hastalarda ilacın yapısal elementlerinden biri olan laktoza karşı gelişen allerji görülebilmektedir.

Koltuk Altı El ve Ayak terlemesinde   etki nasıldır?

Tüm yaşayanlar bilirlerki,  hiperhidrozis (aşırı terleme ) çekenler için başedilmesi zor bir derttir.Sosyal bir sorundur. Ne yazıkki topikal ve oral ilaçlar, iyontoforezis , ve hatta cerrahi çoğu zaman bu problemi  çözmede etkisiz kalmaktadır. Sempatik sinir lifleri ter bezlerini innerve ederlerken, asetilkolini nörotransmitter olarak kullanırlar. Bezler üzerinde asetilkolinin etkisi bloke edebilen yada asetil kolini sipnaptik aralıkta parçalayabilen ilaçlar   terlemede etkin olmaktadır.

Terleme tedavisinde ilaç nasıl uygulanır?

Koltuk altına uygulama yapılacağı  zaman önce acıyı engellemek için alan bir lokal anestetik madde ile hisizleştirilmelidir.Daha sonra terleme bölgesinin alanını belirlemek üzere, iyot -nişasta testi yapılmalıdır.İyot solüsyonu etkilenen alanlara uygulanır ve sonra nişasta ile kaplanır. Ter üreten alanlar siyaha dönüsür. Zahmetli gibi gözükmekle beraber, toksin enjekte edilecek alanların belirlenmesinde ve dolayısı ile etkinliğinin belirlenmesinde faydalı bir tekniktir.Koltuk altı,  avuç içi ,  ayak tabanı, el ayak parmaklarının her santimetrekaresine enjeksiyon uygulanmalıdır.

İşlem ağrılı olduğu için, işlem öncesinde mutlak ağrı kontrolü gerekmektedir. Topikal hissizleştirici sürüp bekleme, ağrının kontrolünde yeterli olmaktadır.Çoklu enjeksiyondan korkan hastalarda hafif sedasyon, işlemi mümkün kılacaktır .

 

Terleme giderici ilaçların lokal uygulanmasının  sonrasında görülebilecek yan etkiler nelerdir?

Terlemeyi sinir blokajı yaparak yok eden ilaçların subkutan yapılan  enjeksiyonların  sonrasında görülebilecek yan etkiler genellikle geçici ve geri dönüşümlüdür.

Enjeksiyon noktalarında morarma görülebilir.Morarma riskini azaltmak amacı ile enjeksiyon yapılmasından on gün öncesine dek aspirin  ,  non- enflamatuvar, yeşil çay, vitamin E   kullanımının kesilmesi önerilebilir. Hyperhydrozis nedeni ile avuç içi ve ayak tabanının tedavisi, geçici kas güçsüzlüğüne yol açabilir  .Tedavi edilen hastalar, tenis oyuncuları gibi, cerrah gibi, piyanist gibi, güçlü el becerisi korunması gerekli kişilerse, mutlak uyarılmalı ve en az riskle işlem yapılmalıdır. Myastenia Gravis hastalarında, terlemeyi sinir blokajı yaparak yok eden ilaçlar kullanılmamalı, otoimmün diğer hastalıklarda da  kaçınılmalıdır.

Koltuk altına terleme giderici ilaçların subkutan uygulanmasının sonrasında terlemeyi koltuk altında yok ederken herhangi bir komplikasyon gözükmez .Fakat ellerde hafif his kaybı yapabileceği için ,özellikle müzik enstrümanı çalanlarda ,yada klavye başında çalışanlarda çok dikkatli bir yaklaşım gerekmektedir.

Terleme tedavisinde lokal olarak kullanılan ilaçlar güvenlimidir?

Terleme tedavisinde kullanılan ilaçlar , disülfid bağı ile bağlanan bir hafif ve  bir ağır zincirden oluşmuştur.  Bağlanma bölgelerini koruyan ve istenilen Ph a ulaşılınca salınımına izin veren bir protein bileşik içine gömülmüştür.İlacın  molekülünün ağır zincirindeki kritik bağlanma noktalarına yönelik antikorlar,  resaptörlere bağlanmasını önlerler ve böylece madde  etkisini gösteremez.Bu  maddelerle  ile etkileşime giren çok sayıda antikor oluştuğu bilinmekle beraber, ilacın  etkinliğini etkileyen tek antikor tipi nötrolizan antikorlardır.Bir diğer deyişle, ilaca karşı gelişen antikorlar hastaya zararsızdırlar.Bu antikorlar sadece  ilacı nötralize ederek onun etkisini azaltan kapasitedirler Tanımlamak   gerekirse  A maddesini   nötralize eden antikorlar B maddesini  nötralize edemezler .  Böylece eğer hastada  A ilacına karşı  antikor gelişse  bile B ilacı  kullanılabilir . Bu nedenledirki piyasada farklı benzer ilaçlar bulunmaktadır.

Pek çok araştırıcı, antikor oluşturma riskinin kısmen toksinin protein tipine ve protein yüküne bağlı olduğunu ileri sürmektedir. Üretici firmalar,  daha az immünolojik ürün oluşturmak amacı ile bu faktörlerin her birini azaltmak çabasındadırlar. Günümüz ilaçları  eskiden kullanılana nazaran, daha az protein içermekte ve çok düşük risk taşımaktadır.

Özetle sinir blokajı yapan ilaçlar hyperhydrozisi tedavide geçici sürelide olsa hızlı ve etkin bir tedavi yöntemi olarak tedavi seçeneklerinin arasında yerini almış bulunmaktadır.

LAZER LİPOLİZİS

Lazerin yağları yakmada hem mekanik hemde termal etkisi bulunur.

LAZER LİPOLİZİS

Yıllardır zayıflama alanındaki çaılışmalar; zaman kaybını engellemeyi, kolay uygulamayı, kanamayı azaltmayı, yan etkileri azaltmayı ve ciltte sıkılaşmayı hedeflemiştir.

NEDEN LAZER LİPOLİZ ?

Bu hedeflerin ışığı altında yapılan çalışmalar NDYAG lazer kullanımının YAĞ şekillenmesine aktif rol oynadığını bildirmektedir..

LAZER LİPOLİZ NE DEMEKTİR ?

Kelime olarak
LAZER =LAZER AMPLİCATION BY STIMULATED EMISSION OF RADIATION
LİPO =yag
LYSIS =Destrlikslyon ,parcalanma anlamına gelir .
Yani kelime anlamı olarak lazerle yağı parçalamaktır.

LAZERLİPOLİZ NASIL ETKİ ETMEKTEDİR ?

Lazerlipoliz uygulaması yağ hücrelerini parçalar. Yağ hücrelerinin sayısı parçalanmaya bağlı olarak azalır. Her bir yağ hücresinin kendinin bin katına dek büyüyebilme özelliği olduğunu düşünecek olursak ,yağ hücrelerinin parçalanarak ortamdan uzaklaştırılmasının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmış olur. Lazer ışıgının etkisi ile içerdeki damarlarda koagüle olacağı için kanama görülmeyecektir. Gene lazer ışığının kollojenin yeniden oluşmasına yaptığı pozitif etki ile, ortamda kollojen yeniden yapılanacak ve işlem sonrası sarkma görülmeyecektir. LAZER bu işlemi yaparken iki etki mekanizması kullanır.

1)Fotomekanik etki

2)Fototermal etki

Fotomekanik etki yağ hücrelerini ısıtarak ve buharlaştırarak parçalama
etkisidir.

Fototermal etki ise yağ hücrelerini hızlı ısıtarak patlatma etkisidir.
İşlem sırasında ısıtma olacağı için küçük damrların kanaması engellenir.

İŞLEM NASIL UYGULANIR ?

İşlem öncesinde  fizyolojik bir serum, alkali  ve lokal his kaybı sağlayan bir ürünle bir karışım hazırlanır. Bu karışım doku  içerisine  enjekte  edilerek hastanın ağrı duyması minumuma indirilir.Eğer hasta genede bir şey hissetmek istemiyorsa,klinik şartlarımızda sedasyon  anestezisi yapılarak hasta çok kısa bir sürelik sedasyon yapılır. İşlem öncesinde  yapılacak bölgeler ışınsal olarak çizilerek hazırlanmalıdır. Kanülle  içeri girilerek atış yapmaya başlanılır.POP- corn etkisi  dediğimiz yağ hücrelerinin patlama sesi duyulur. Işık geldikçe yağ hücreleri patlar .Yüzeyel ,orta ,ve  derin katmanlara toplam öngörülen ısıyı vermek gerekir. İşlem sonrasında cilt hatırı sayılır şekilde  sıcak olacaktır. Lipoliz sonrasında erimiş yağ kanülle dışarı alınacaktır.

İŞLEM SONRASINDA YAPILMASı GEREKENLER NELERDİR?

İşlemin hemen sonrasında  lazer uygulanan  alan sargı , bandaj yada korse gibi  bir kompresyon materyali ile  baskılanmaktadır. Bu baskılama 3-4 hafta  devam etmelidir. Bir ay kadar ,güneşten kaçınılmalıdır. Haftada iki lenfatik drenaj yada ultrasound uygulamasına  başlanmalı ve iki ay kadar devam etmelidir.

İŞLEM SONRASINDA YAPILMASı GEREKENLER NELERDİR?

İşlemin hemen sonrasında  lazerlipoliz yapılan alan sargı , bandaj yada korse gibi  bir kompresyon materyali ile  baskılanmaktadır. Bu baskılama 3-4 hafta  devam etmelidir. Bir ay kadar ,güneşten kaçınılmalıdır. Haftada iki lenfatik drenaj yada ultrasound uygulamasına  başlanmalı ve iki ay kadar devam etmelidir.

4D yeni bir kavramdır.İki ayrı lazerin kullanımı ile yapılır.Fraksiyonel  lazer üst cilt problemlerinin giderilmesini sağlarken ,Nd-yag lazerin kullanımı  cildin derin katmanlarını ısıtılıp  kollojeni arttırır  ,sarkmaların azaltılmasını hedefler.

4D TEDAVİSİ NE DEMEKTİR ?

Non-invaziv yüz liftingine verilen isimdirİki dgğişik lazerin  belirli bir sıralama ve işleyiş özelliklerinden faydalanarak eş zamanlı kullanımı ile yapılır. Bunlar Er-Yag ve Nd-Yag lazerlerdir.Her iki lazerin ablatif ve non- ablatif çalışma modları bulunmaktadır.

TEDAVİ NERELERE NASIL UYGULANIR ?

Bu modlar :

1) Smoothlifting

2)FRAC3

3)PIANO

4)SupERficial modlardır. Bunların sırayla uygulanması kaldırma, sıkılaşma, dolma ve yüzeyel
gençleşme yapmaktadır.

DİĞER KULLANILAN YÖNTEMLERLE BENZERLİK VE FARK NELERDİR?

İşlem ,4 işlemin beraberce uygulanmasını karakterize edecek şekilde 4D
gençleşme adını almaktadır. İki değişik lazerin 4 değişik modunun
uygulanması sinerjistik etki yaparak 4 değişik tabakaya beraberce
uygulama yapılabilmesini sağlar. Derin, orta ve yüzey konnektiv
dokularda çalışılır.

 

1 inci adım SMOOTHLİFTIN ne demektir?

Smooth lifting erbium–yag laser teknolojisinin kullanılması ile yapılır,Minimal invasive ,non-ablatif lazer teknolojisinin kullanılmasıdır,Bu teknikle kontrollü VSP lazer  enerji atışları seçilen mukozayı ısıtır.Isınan dokuda  kolloien yapımı başlar.Belirli bir ısıya erişince kas iplikleri  kasılacak ve bağlı olduğu dokuda gerilme sağlayacaktır,Kollojendeki bu ısının yaptığı gerilme etkisi sadece o anlık değildir.Isı hem yeneden yapılanmayı  başlatmıştır hemde yeni kollojen üretimi başlamıştır.Sonuçta etraf dokunun sıkılık. ve elastikliği artacaktır,

Bu işlem yüzde yanak içinde ,dudak içlerinde  yapılmaktadır.Burada çalışılan yer ağız içi mukozasıdır. Mukoza dokusu birkaç yüz mikron kalınlığındadır. Mukazal dokuda kontrollü  ısı birikimi için gerekli olan etkin ve güvenli ısı kaynağıdır.Bu ısı kaynağı ısıyı hem üst  yüzeye hemde indiği 100 mikron derinlikteki dokulara zarar vermeyecek şekilde dağıtabilmelidir. Smooth lazer teknolojisinde  lazer enerjisi yüzeyde ablasyon yapmadan alt  dokulara iner.Atımlar arasındaki ara hem gerekli termal relaksasyon zamanını sağlar hemde ısının derin dokuya inmesin izin verir.Bu şekilde ısı üst üste gelen atışlarla  dokunun 45-60 dereceye kadar ısınmasının sağlayacaktırki bu kollojenin yeniden üretilmesi ve şekillenmesi  için gereken  ısıdır.

Özetle smooth mode lazer kullanımı derinlik kontrolü olan ,dokuya zarar vermeyen ,kollojenin arttıran bir  işlemdir.

2 inci adım FRAC3 TEDAVİSİ NEYİ HEDEFLEMEKTEDİR ?

Lazer tedavileri lazer ışık hüzmeleri ile karakterizedir.Hedef alan,ışığın  dokunma şekli ,ışığın dokudaki hızı önemlidir.Işığın dalga boyu ve gücü  dokudaki  etkiyi belirleyecektir.lazer ışığı emilir;iletilir yansıtılır veya dokuda eşit oranlarda dağıtılır.dokunun optik  özelliklerini göre bu işlevlerin oranları değişmektedir.Sadece emilim belirgin doku etkisi yapar.Doku ili  ışık  hüzmesi arasında fotokimyasal,fototermal ve fotomekanik etkileşimler  başlar .

Genel olarak daha fazla  enerji daha fazla etki ile sonuçlanır.Frac” spesifik derin  etki yapan  non ablatif bir  mod olup derin katmanların ısıtılıp kollojen artışından sorumludur.

3 üncü adım PIANO TEDAVİSİ NEDİR?

Lazer ışığının dokudaki hızı dokuda absorbe edilen ısı  miktarında belirleyicidir.Daha yavaş hareketler ısının dokuda  daha fazla yoğunlaşmasına yol açacaktır.PIANO mode denilen  Nd:yag  model dokuda hızlı  ve güvenli enerji kütleleri yaratır.Cilt altından  içeriye doğru  bu enerji iletilir.Bu şekilde sinerjistik olarak  her katmanda konnektif dokunun ısınması başlar.

4 üncü adım :SupERficial TEDAVİ NE İÇİN UYGULANIR ?

Fotona ile yapılan supErficial  tedavi  soğuk ablasyon tedavisidir.Cildin  üzerinde gözenekler açarak cildin  üzerindeki ince kırışıklıkların ,cilt lekelerinin giderilmesini sağlar.Alt dokudaki ısının korunmasını ve regülasyonunu sağlar.Cilt katmanlarındaki kollojenin yüzeyel olarak artışını sağlayarak cildin  nem  yağ dengesini kontrol altına alır.

İşlemin  öncesinde bu modun cilt yenilemek mi yoksa doku sıkıştırmak için mi kullanılıcağına karar verilmelidir. Fraksiyonel kullanımlarda yüzeyel  bir soyucu gibi işlem  yapılabileceği gibi derin  leke ve çukurların giderilmeside söz konusu olacaktır.Bunun yanında  non -ablatif. SMOOTH mode kullanımları hiç bir tahribat yaratmadan göz kapağı sarkıklarının giderilmesinde kullanılarak 4D gençleşmenin tüm yüz ve boyunda etkinliğini sağlamaktadır.

HEMANJİOM TEDAVİSİ

Hemanjiom tedavisinde kılcal damarların lazerle kat kat yakılması gerekir.

Damar lezyonu ne demektir?

Derimizin kapiller ağındaki anormallikler damar problemleri olarak adlandırılırlar. Dermis üst bölümündeki kan hacminin artışı derinin kırmızı görüntüsüne yol açar. Dünyanın her yerinde pek çok insan bu tip problemlerden dolayı tedavi arayışı içindedir.

Lazerlerle tedavi edilebilen lezyonlar nelerdir?

  • Strawberry angiom (Çilek lekesi)
  • Cherry angiom (Campbell de morgan spots, senil hemanjiom )
  • Pyojenik granülom
  • Port Wein stain
  • Telenjiektazi
  • Plebectazi
  • Venülektazi
  • Kavernöz Hemanjiom
  • Rosacea (Gül Hastalığı)
  • Spider angiom (Spider nevüs, spider telenjiektazi, vasküler spider)
  • Angioma serpignosum
  • Siğiller

Damar problemlerinin sebebi nedir?

  • Genetik problemler
  • Cilt problemine bağlı gelişenler
  • Kollojen damar hastalıkları
  • Cilt hastalıklarının bir semptomu olarak
  • Hormonal problemler
  • Fiziki travmaya bağlı (yanık, ağızdan kortizon alımı veya lokal kortizon kullanımı)

Damar problemlarinin tedavileri nasıl olmaktadır?

  • Makyajla kapatma
  • Cerrahi olarak çıkarma
  • Skeleroterapi : Özellikle bacaklardaki varisler için kullanılan son derece başarılı bir yöntemdir
  • Son dönemlerde damar problemlerinin çözümünde en başarılı yöntem “seçici thermoliz” yöntemini kullanan lazerlerdir.

Hangi lazerleri kulllanmaktayız?

N-lite V,  Nd-YAG ve IPL lazer  tedavilerini lezyonların  değişik derinlik ve yaygınlıklara göre kullanmaktayız. Vücudun alt yarısında en etkin lazer özellikle bacakdaki varislerde Nd:YAG sada,  üst bölglelerde IPL ve pulse dye lazer daha etkin olmaktadır. Bu lazerlerin sebebiyet verdiği hemosiderin birikiminide IPL kullanımı ile yok etmek mümkün olmaktadır.

Lazerlerin etki mekanizması nedir?

Lazerler lezyona kan taşıyan damarları haraplayarak etki ederler Bu etkiyi damardaki proteini denatüre ederek yaparlar. Bunu yaparken etraf dokuyu en etkin şekilde korumayı hedeflerler. Lazer tedavisinde hedef   kromofor,  yani  hedef  renk , kandaki hemoglobin ve oksi hemoglobindir.Kan burada ısıtıldığında ;ısı , damar laminasına geçecek ve damar parçalancaktır.

Lazerlerin kullanılmasının öncesinde yapılmaması gereken şeyler nelerdir?

Tedavinin 30 gün öncesinden itibaren güneş ve solaryumdan kaçınılmalıdır.Bronzlaştırıcı spreyler kullanılmamalıdır.Çünkü bunlar bölgedeki melanini artıracak, hem işlemin daha ağrılı olmasına,  hemde artmış yan etkilere yol açacaktır.

Tedaviden 4 -24 saat öncesinde sigara kesilmelidir. Çünkü kan damarlarının kasılarak daralması, hedef kan akımında kısıtlamaya yol açacak,  buda hedef    kromoforların azalması anlamına gelecektir.

Yan etkiler nelerdir?

  • İşlemin hemen sonrasında yanma ve oluşucak purpurayı azaltmak için soğuk uygulaması yapılmalıdır.Ödem doğal bir sonuçtur. Ödem giderici pomadların kullanımını gerektirir.
  • Yüzde purpura 10 – 14 gün sürmekte, vücutta daha fazla devam etmektedir.
  • Hyper yada hypo pigmente alanlar görülebilir.
  • Birden fazla tedaviler gerekecektir.Tedavi aralarının bir aydan fazla olması gerekeir.Çünkü pıhtılaşmış kanı damar içinden immün sistemin alıp götürüp temizlemesi 3-4 haftalık süre gerektirmektedir.

Lazerden sonra neler bekleriz?

 

Lazer yapıldıktan hemen sonra bir kaç saniyeden bir kaç dakika ya dek purpura misali bir döküntü olması normaldir. Bu purpuramsı döküntü 48 saat içinde daha kötüleşecek daha sonra geçmeye başlıyacak, 7 – 10 gün yüzde, diğer vücut bölgelerinde daha uzun kalacaktır. Tek bir damarı bir tedavi ile yok etmek mümkün olabilmektedir.Ama pek çok hasta değişik büyüklük   ve derinliklerde damarlara sahiptirler. Bu sebeple birden fazla tedavi seansına ihtiyaç duyulacaktır.

Kimlere yapılmaz?

  • Büyüyüp yüz şeklini alana dek çocuklara,
  • Hamilelere,
  • Yaraları keloid yaparak iyileşenlere,
  • Kötü yara iyileşme anemnezi olanlara,
  • Işığa duyarlı ilaç alanlara,
  • Antiepileptik kullananlara  yapılmamalıdır .

İşlem yapılanlarda nelere dikkat edilmelidir?

  • İşlem gören alan uyuşturulmalıdır.
  • Isı artışı buzla soğutulmalıdır.
  • Jakuzi ve yüzme gibi tedavilerden kaçınılmalıdır.
  • En az 30 faktör güneş koruyucu kullanılmalıdır.

Başarı oranı nedir?

Lezyonların başarısı lezyonun yerine ,kalınlığına göre değişmektedir .Değişik lazerlerin kombine edilerek kullanılması en iyi neticeyi vermektedir .Lezyonlar yüzde 70 ila yüzde 95 oranında yok edilebilmektedirler.

Şişmanlık ve zayıflama

Yıllar ve  yüzyıllardır şişmanlık  ve  zayıflama konusu, hemen bütün insanların gündeminde olan, tüm dünyayı ilgilendiren bir problem  olarak her daim güncelliğini korumaktadır.

Obezite beraberinde getirdiği hastalıklarla,  fiziksel ruhsal ve maddi kayıplara yol açan bir problemdir. Tedavisi zor ve pahalıdır. uzun  sürelidir. Sabır ve düzenlilik gerektirir. Sadece zayıflamak değil ,  gelinen kiloyu korumakta zor ve zahmetlidir.

Ağırlık kaybı sağlandıktan sonra koruma döneminde, diyette yağ  alımının azaltılması ve yağ yakıcı egzersizin arttırılması başarılı bir tedavi için  gerekli kombinasyonlardır.  Bazal metobolizma hızı,   besinlerin sindirilmesinden sonra mutlak dinlenme anında uyanık olarak harcanan enerjidir.

Metabolizma hızını etkileyen faktörler:

  • Yaş ve cinsiyet
  • Vücut cüssesi ve bileşenleri
  • Gebelik dönemi
  • Vücut ısısının artışı
  • Kas tonusu
  • Ağır fiziksel aktivite sonrası
  • Diyet bileşimi (protein)
  • Uzun süreli açlık ve yarı açlık
  • Mensturasyon siklusu

Neler yemeliyiz?

Karbonhidratlar, özellikle posalı yiyeceklerin sofralarımızda bulunması gerekmektedir. Glisemik indeksi yüksek şeker içeren yiyecekler yenildiği anda hemen kana karışırlar ve ani insülin salgılanmasına yol açarlar. Bunu doyurmak için vücut daha fazla daha fazla yemeğe ihtiyaç duyar. Bu sebeple besinleri seçerken,  glisemik indeksi düşük olanları tercih etmeliyiz. Glisemik indeksi 55 in altında olanlar düşük,  55-70 arası olanlar orta,  70 den yukarda olanlar glisemik indeksi yüksek yiyeceklerdir.

Enerji harcamasında gıdalarla alınan enerjinin yanı sıra, vücut depolarıda enerji kaynağı olarak kullanılmalıdır. Karbonhidratlar için glikojen deposu 500-800 gram olsada yağlar için bu sınırsızdır. Karbonhidrat alımı arttığında vücut yağları yakmak yerine gelen karbonhidratı kullanmaktadır. Ayrıca karbonhidrat alımı insülin salgılanmasını arttırdığından ve insülin yağ yakımını azaltığından diyette mümkün olduğunca karbonhidrat alınmamalıdır. Ayrıca yağ dokusundaki artıştan esas olarak yağ alımındaki artış sorumlu olmaktadır.

Günlük olarak belirlenen enerjinin % 12 – 15 inin proteinlerden gelmesi önerilmektedir. Proteinlerin yeterli miktarda alınmaları tokluk hissi sağlamaları,  yüksek termik etkileri,  yağsız vücut kitlesinin korunumu nedeni ile önemlidir. Günlük enerji miktarının % 25-30 unun yağlardan gelmesi gerekmektedir.

Enerjinin % 55-60 ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır.Bunun posa içeriği yüksek besinlerden olması tercih edilmelidir.

Hatalı diyetler nelerdir?

  • Kişisel olmayan diyetler
  • Kısa sürede hızlı kilo kaybı vaad eden diyetler,
  • Çok düşük kalorili diyetler,
  • Özel ürünler öneren diyetler,
  • Tek besine dayalı diyetler,
  • Zayıflattığı öne sürülen ama pek çok yan etkisi sonradan ortaya çıkan diyetler,
  • Gerçek kilo kaybı yerine sadece su kaybına tol açan diüretik ve saunalar
  • Stillman, atkins diyeti gibi protein ve yağı yüksek  ,ketojenik  diyetler
  • Robert linns diyeti çok düşük kalorili  ketojenik  diyetler
  • Baverly hills diyeti meyve içerir, karbonhidratı çok yüksektir
  • Pritikin permanant diyeti vejeteryandır; yağ yoktur yağda eriyen vitamin eksikliği görülür
  • Cambridge diyeti toz halinde formulü vardır
  • Ducan diyeti son dönemde çok populer olan bu diyette fazla protein alımına bağlı hiperürisemi ve kalsiyum ve sodyum atılımına bağlı problemler görülebilir. Çok dikkatli uygulanması gerekmektedir
  • Çok düşük kalorili diyetler bazal metabolizma hızının azalmasına yol açacaklardır.

Suyun diyetteki rolü nedir?

İnsan su gereksinimini üç kaynaktan karşılar:

  • Metabolizma
  • Besinler
  • İçecekler

Metabolik su besinlerin metabolizmasından oluşan sudur. 1 gr proteinden 0.4, 1 gram karbonhidrattan 0.6,  1 gr yağdan 1. 0 gram su oluşmaktadır. Su içeriği yüksek besinlerin yenmesi,  içecek alımını azaltır.  Diyetle alınan enerjinin her bir kalorisi için 1 gram su alınmalıdır. Su tüketimi arttırıldığında metabolizma hızlanır ve besin öğelerinin emilimi artar. Tükettiğimiz suyun miktar ve kalitesi vücumuzun fazla yağı metabolize etme yeteneğini belirler. Çay, kahve  ve alkol su atılımını arttırdıkları için iyi bir su kaynağı değildirler.

Şişmanlık nedir?

Bedenin yağ kitlesinin yağsız kütleye oranının artarak boya göre arzu edilen düzeyin üzerine çıkmasıdır. Beden kitle indeksinin 25-29.9 arasında olması hafif şişmanlığı,  30 u aşması şişmanlığı gösterir. Bedendeki toplam yağ kadar,  yağ dağılımıda önemlidir. Yağın beden alt bölümünde toplanması jenoit,  üst bölümlerde olması android şişmanlıktır. Belirlemede bel kalça oranı ölçüt olarak kullanılır. Kadınlarda 0.8 erkeklerde 1 i aşarsa şişmanlık olarak değerlendirilir Beden ağırlığının arzu edilenin %20 üzerine çıkması hipertansiyon, kalp hastalığı ve tipII   diyabet riskini arttırmaktadır.

Şişmanliğın oluşumunda kalıtımsal ve çevresel faktörler rol oynamaktadır.  Şişmanlık enerji alımının uzun süre harcanandan daha fazla olması sebebi iledir.  Yemeğe gidildiğinde kadın yada erkek aynı porsiyonların yenmesi,  önden bir çorba içerek başlanılan yemekte her türlü gıdanın bir seferde tüketilmesi,  aşırı yağa ve hamura bağlı yemek kültürümüz, ikram ve ısrar özelliğimiz, çocukluktan edinilen spor alışkanlıklarımızın olmaması,  görüşme ve konuşma ve toplantılarımızı yemek eşliğinde yapıp uzun süreli sofra başında kalmamız,  geç saatte sofraya oturma özelliğimiz, yılların geçtiğinin ve her on yılda bir metabolizma hızımızın yüzde on düştüğünün idrakinde olmadan hala aynı büyüklükteki porsiyonlarda ısrar etmemiz,  eti pilavsız ,makarnasız,  ekmeksiz yiyemememiz,  ve hatta makarnayı bile ekmekle yiyecek kadar ekmeği çok sevmemiz,  yemenin imkanlar arttıkça daha çok yemek anlamına gelmesi,  imkansızlıklarda da ekmeğin gıdada başrolü oynaması toplumumuzun şişmanlığında en büyük etken olarak görülmektedir. Son zamanlarda giderek  artan  psikolojik problemli çok kolay depresyona giren bir toplum haline gelişimiz ve çok kolay antidepressan başlanımı,  yemek  yediği için mutsuz olmayan,  yemeği ve sişmanladığını önce umursamayan ve daha sonra depresyonu düzeldiğinde aynadaki halini görerek yeniden depresyona giren, hiçbir kıyafetine giremeyen evden çıkmak istemeyen depresyon için ilaç kullanan şişmanlar grubunu oluşturmaktadır.

Yüzyılın  bir başka çok  önemli problemide  genetiği değiştirilmiş besinler  ve gıda intoleranslarıdır . Özellikle  yedikten  sonra  nefes alamamaya kadar varan rahatsızlıklarda gluten  ve laktoz intoleransları mutlak sorgulanmalıdır.Katkı maddeli gıdalar kesinlikle diyetten  çıkarılmalıdır. Bazen laktoz intoleransı  olarak değerlendirilen vakaların sadece süt ömrünü uzatmak için kullanılan maddelere karşı katkı maddelerine karşı intolerans olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.Böyle bir ürün alımına devam ederek zayıflama mümkün olmayacaktır.Bu konuda en ciddi problem ekmekteki  glutendir.Gluten allerjisi yüzyılın  ana problemi olan şişmanlığın ana sebebi gibi durmaktadır.Bunun yanında    glikozla yapılan tatlılarda çok ciddi şişmanlık sebebi olarak gözükmektedir.

Şişmanlık kader midir?

Şişmanlık    kader   değildir.    Şişmanlıkta ilk   belirlenmesi    gereken hastanın bu probleminin altında yatan metabolik endokrin bir probleminin bulunup bulunmadığıdır. Böyle bir problem yoksa başlıca bu problemin halli gerekmektedir. Böyle bir problem yoksa zayıflamak çok daha kolay olacaktır. Öncelikle bireyin yeme alışkanlığı sorgulanmalıdır. Doymama hissi, açlıktan eli ayağı titrer halde olmak,  abur cubura dayanamamak veye    hiç bir sey yemiyorum ben yemek yemem cümlesinin ardında mutlaka vazgeçemediği ama çikolata ama kuruyemiş ama kokakola gibi günlük aşırı  miktarda  yeme  bağımlılığı olan insanların zayıflaması en kolaydır.   Çünkü  bu tip  duramama ve doyma  noktasının bozulmasına  ait   problemler   akupunkturla çok kolay kontrol altına alınabilmektedir. Hatta özellikle şişman ve tırnak yiyen çocuklarda akupunkturla bu problemlerininde düzeldiği görülmektedir. Beslenmede vücudu korumak ve zayıflamak için bu  püf noktalar  bilinmelidir.

Hangi yemek, ne zaman, hangi miktarda yenmelidir?

25 yaşında bir tam pizayı bitirip aynı kiloda kaldığımız günlerle, 50 yaşında aynı miktarda yemememiz gerektiği aşikardır. Aldığımız yağ ve karbonhidrat oranını yıllar geçtikçe azaltmamız gerektiği zaten bilinen bir realitedir.  Spor salonlarında kan ter içerisinde kalarakta zayıflamamız hepimizin yaşam koşusturmasına uygun olmayabilir ama en azından sadece hergün bir saatlik bir yürüyüş bile günlük harcadığımız kaloriyi arttırmamız açısından bize son derece büyük katkı sağlayacaktır.

Şişmanlık tabiki kader değildir, ayda sadece 2 kilo kayıp bile bize yılda 24 kilo kayıp olarak dönecektir. Zayıflamaya başlamak için sadece tatile gitmeden önceki 15 gün zayıflama merkezine koşturmak tabiki zayıflama için yeterli olmayacaktır. Sağlığımız için beslenme disiplinini kendimiz sağlayamasakta,  akupunktur yardımı ile sağlamak için, düzgün sağlıklı ve dengeli beslenebilmek için,  belli bölgelerde toplanan yağların yakımında problemi olanlar için,  size özgü diyetin belirlenebilmesi gerekmektedir…

Çene Gıcırdatma Tedavisi

Diş gıcırdatması kontrol edilebilir bir problemdir.

Bruksizm Nedir?

Bruksizm dişleri birbirine değdirme ve gıcırdatmaya verilen isimdir. Geceleri ortaya çıkar. Bunun en çok sebebinin psikolojik olduğu bildirilmektedir. Sebebi ne olursa olsun diş sağlığına zarar vereceği aşikardır. Ayrıca temporamandibular eklem bozuklukluklarına, baş ve yüz ağrılarına yol açmaktadır. Geleneksel olarak bugüne dek varolan tedavi yaklaşımları ağız içi bazlı uygulamalardır .

Bruksizm’de tedavi:

Diş gıcırdatma olarak bilinen BRUKSİZM’de sinir blokasyonu yaparak 4-6 ay süreyle  kas gücünde azaltma yapan ilaçlardan  faydalanılabilir.Küçük dozla başlanılıp yavaş yavaş yükseltilmeli, çiğnemeyi engelleyici bir doza çıkılmamaya özen gösterilmelidir.

Diş Gıcırdatması Nasıl Durdurulur?

Çene gıcırdatması durdurmak için kullanılan ilaçlar  motor sinirlerin  uçlarındaki sinir kas bileşkesinde etken mediyatörlerin  çıkışını durdurarak  yapmaktadır. Bu etkisini presinaptik membranda ileti vezikülleri için gerekli olan  proteinlerine karşı yaptığı  etkiyle gerçekleştirmektedir. Burada hareketi sağlayan mediyatörün görevi kasın motor plağını depolarize ederek kasın kasılmasını  sağlamaktır. Bu sebeple kullanılan ilaçlar kasın kontraksiyon yoğunluğunu azaltarak, veya kullanılan doza bağlı olarak kasın kasılmasını  tümden durdurarak çene ekleminin hareketini engelleyecektir. Kullanılan  ilaçların buradaki  vazifesi, kasların kontraksiyonunu durdurup geçici kas etkinsizliği yaratmaktır. Bu etkinsizlik üç aya kadar sürer. Üç aydan sonra yeni sinir uç bileşkeleri kurulmak üzere kas, yeni  tutucu hazneler üretmeye başlar. Nöronlardanda yeni dallar oluşur. Zamanla kas tüm fonksiyonunu yeniden kazanacaktır.

Kimlere Uygulanması Uygun Değildir?

  • Psikolojik problemi olanlar, huzursuz ve gerçekçi olamayanlara
  • Yaşamları için yüz ve mimik hareketleri yapmak zorunda olan aktör, şarkıcı, müzisyen ya da medyatik insanlara
  • Nöromüsküler bir hastalığı olanlara (myastenia gravis, Eaton-Lambert sendromu gibi)
  • Allerjik olanlara mutlak allerji yapan bildiği ürünler sorgulanarak işe başlanmalıdır.
  • Nörosküler geçişi etkileyecek etkiyi arttıracak ciddi ilaç kullanımı olanlara ( ilaçlar sorgulanmalıdır)
  • Hamile ya da süt verenlere

 Başka Hangi Diş ya da Yüz Problemlerinde Geçeçi Sinir Blokajı Uygulanabilir?

  • Temporomandibular eklem problemleri
  • Oromandibular katılık
  • Mandibular spazm
  • Patolojik çiğneme
  • Diş implant ve cerrahisi
  • GUMMY SMILE olarak bilinen gülerken diş etlerinin görülmesi
  • Masseter hypertrofisi
  • Diş etleri çekilmeleri

Bunlardan temporomandibular eklem problemleri beraberinde yüz ağrıları, eklem sesi, kulak etrafı ağrıları, boyun ve baş ağrıları gibi pek çok problemin sebebi olarak gözükmektedir. Tek başına bruksizm ve psikomotor aktivite alışkanlıkları da temporomandibular eklem problemlerine yol açabilmektedir. Genelde ağzı çok açma ve zorlanma nedeni ile eklemin zedelenmesi ile oluşur. Oysa ki çiğneme veya ısırma için gerekli olan güç çok azdır. Bu sebeple küçük bir doz çiğneme ve yutkunmayı bozmadan rahatlamayı sağlayacaktır.

Gülerken diş etlerinin görülmesi olarak biline Gummy Smile pek çok insanın büyük rahatsızlığıdır. Genelde üst dudak kaslarının özellikle levator labii Superioris aleque nasi kasının fazla kasılmasından kaynaklı ortaya çıkan bir problemdir. Koreli bir hekimin  bulup kendi üniversitesinin adını vererek adlandırdığı  noktaya  titre edilerek çok az  uygulanması; üst dudak kaslarının hafifçe aşağıya düşmesini sağlayarak bu görüntüyü azaltacaktır.

Yine dişlerin arasında diş etlerinin yukarı çekilmesine bağlı olarak oluşan küçük siyah üçgenlerin görünümünü bu üçgenlere ilaç uygulayarak durdurmak mümkün olacaktır.

İmplant yapımından sonra uygulaması kırılmaları engellemek ve yara iyileşmesini hızlandırmak için gerekli olmaktadır.

 Tedavinin Kalıcılığı Ne Kadardır?

Diş etleri problemlerinde de, tıpkı yüzdeki kullanımlarında olduğu gibi kalıcılık 4 -6 ayı aşmamaktadır. Fakat yüze kasları etkileyen bir işlem uygulaması yapılırken doz titrasyonu çok önemli olduğu için, her ne kadar zaman içerisinde yapılan ilaçların etkisi  azalsa da, yüzde çekilme ve kayma olmaması açısından, düşük dozla başlayıp haftada bir titre ederek dozu artırarak tam doza ulaşmak, yapılacak en uygun işlem şekli olacaktır. Bir kez uygulama yapıldıktan sonra en az üç ay ara vermek,ilaca direnç gelişmemesi için en önemli hususlardan biridir.

Yapılan Uygulamalarda Ortaya Çıkabilecek Yan Etkiler Nelerdir?

Yapım yerinde yanma, ödem, eritem lokalize ve kısa sürede geçici yan etkilerdir.

Ağız etrafı uygulamalarda karşılaşılabilecek yan etkiler fasiyal sinir paralizisi, enjeksiyon yerinde ağrı, nezleye benzer semptomlar, hedeflenmeyen kaslarda kas zayıflıkları, yutkunma güçlüğü ve hematomdur. Bu komplikasyonlar da geçici olup bir kaç haftada son bulacaktır.

 

Ameliyatsız Burun Estetiği

Ameliyatsız burun estetiği eritilebilir dolgularla yapılır. İşlem öncesinde burun açıları belirlenmelidir.

AMELİYATSIZ BURUN ESTETİĞİ

Burun çoğu insanın estetik olarak hoşnut olmadığı ama cerrahi olarak komplikasyonlarını düşünerek değiştirmeye cesaret edemediği bir organımızdır. Dolgu ve kas hareketi engelleyen bir  ürün uygulaması ile burun şeklini değiştirmek mümkündür. Bu işlem ne kadar başarılı da olsa işlemin neticesinde çok büyük bir burnun küçülmeyeceği, yada büyük burun deliklerinin ufaltılamayacağı, etli bir burnun zarif kemikli hale getirilemeyeceği bilinmeli, beklenti bu olmamalıdır. Burun estetiği kararından hemen sonra yüz açıları değerlendirilmelidir. Burun alın açısı, burunun kendi  açısı, burun labial açı değerlendirilmelidir.

HANGİ TİP BURUNLAR BU İŞLEM İÇİN UYGUNDUR ?

Eğri, kemikli, kemik eğriliği olan, ucu yere bakan bütün burunlara cerrahi olmaksızın bu işlem uygulanabilir. Sadece önde eğrilik varsa dolgu, ucu kaldırmak için koyulur. Burada esas olun burun açılarıdır. Alın burun, burun ucu ile dudak üstü ve burun yanı açılarının işlem öncesinde belirlenmesi gerekir. Burun dolgusu bir başka tabirle “profiloplasti  olarak adlandırılmaktadır. Leanardo Da Vinci 15 yüzyılda alın, burun ve çenenin burun analizlerini yaparak bu üç unsurun dış kulağın orta hattından  geçen bir yarıçapın üzerinde olması gerektiğini bildirmiştir.

İŞLEM NE KADAR SÜREDE GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR?

Acıyı engellemek için yapılan lokal uyuşma dahil işlemin toplam süresi yarım saati geçmemektedir. İlk işlem, yüz, burun tabanı ve burun açılarının belirlenmesidir. Dolgu uygulaması yavaş yapılmalıdır. İşlem sırasında deri rengi çok dikkatle gözlenmelidir. Kanlanmanın bozulmasına izin verilmemeli, böyle bir rahatsızlık duyulursa işlem durdurulmalıdır.

İŞLEMDE NE KULLANILIR ?

İşlem eritilebilir kökenli dolgu maddesi ile gerçekleştirilir. Bu maddelerden kaldırma dolgusu olup kemik ve kıkırdak üzerine konulması gerekenler tercih edilmelidir. Kullanılan bütün dolgular eritilebilir olup hoşa gitmeyen bir durumda eritilmeleri mümkün olmalıdır. Burun dolgusu ile ameliyatsız burun estetiği hedefleyenlerin, hekimlerinden mutlaka kullanılacak dolgu hakkında net bilgi almaları ve dolguların eritilebilir olduğunu garanti altına almaları gerekmektedir. İşlem öncesinde mutlak sterilizasyon sağlanmalıdır. Kanlanması az, deri altı yağ tabakası hemen hemen  hiç olmayan bir organ olan burunda, enfeksiyon bu işlemlerde en istenmeyen bir komplikasyondur.

AMELİYATSIZ BURUN ESTETİĞİNİN KALICILIĞI NE KADARDIR?

Ameliyatsız burun estetiği sonrasında kalıcılığı asıl etkileyen şey kullanılan maddeden daha fazla burundaki kan dolaşımı ve vücudun bunu eritme kapasitesidir. Aynı dolgu maddesinin yüze farklı farklı yere konulmada değişik sürelerde kalıcılık gösterdiği bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda kalıcılığın bir seneden üç seneye dek çıkabiliceği bildirilmektedir. İşlemin hemen sonrasında eğer burun köküne de dolgu uygulaması yapıldıysa, burun köküne oturan gözlüklerin sürekli kullanılması önerilmemektedir.

İŞLEMİN KOMPLİKASYONU VAR MIDIR?

Bütün iğneli işlemlerde olduğu gibi iğne yapılan yerde hafif şişlik ve kanamaya bağlı morluk akla ilk gelen komplikasyonlar dahilindedir. Tamamen geçici olup 2 ila 5 gün içerisine bu problemler herhangi bir başka şeye gerek duymaksızın kendiliğinden ortadan kalkabilmektedir. Bunun haricinde bütün dolgu maddelerinin kendi yapılarına ait ortaya çıkabilecek allerjik reaksiyonlar, hemen hiç rastlamasakta ortaya çıkabilecek erken evre komplikasyonları olarak durmaktadır. Böyle bir durumda gereken antiallerjik bir tedavi uygulaması olacaktır.
Enfeksiyon riski siteriliteye tam riayet ile gözükmemekte, olduğu takdirde uygun bir antibakteriyel seçimi ile ortadan kaldırılabilmektedir. Ameliyatsız burun estetiğinde dolgu maddesinin baskısı nedeni ile oluşabilicek kanlanmanın bozulması gibi bir komplikasyon dolgunun eritilmesi ve uygun antibakteriyal tedavinin eklenmesi ili ortadan kaldırılabilmektedir. Böyle bir komplikasyon oluştuğunda, burun bölgesi kanlanmanın az oldugu göz önünde bulundurularak  dolaşımı artırmak üzere tedaviye vazodilatör ajanlar ve ozon tedavisi eklenmelidir.

N-LITE V LAZERİ

Pulse dye etkisini damarlar cidarını yok ederek yapmaktadır.

N-Lite -V nedir ?

Damar, kırışıklık ve akne tedavisi için planlanmış “Pulse Dye Lazeri’dir”.

Damar tedavisinde üstünlüğü nedir?

Damar tedavisi denilince akla yüzdeki kılcal damarlar, telengiaktaziler, varisler, doğumsal lekeler, hemangiomlar, port wine lekeleri, rozesea gelmektedir.

Dünyada bu konuda en iyi iki lazer pulse dye lazer ve nd – yag lazerlerdir.  Pulse dye lazerin diğer lazerlere üstünlüğü ,diğer bütün lazerler damarların içindeki kanı pıhtılaştırarak etkilerini yaparken bu lazer etkisini damarı patlatarak yapmaktadır. Bu sebeple bu cihazın düzelltiği kalıcı olmakta geri dönüşüm olmamaktadır N-lite -V nin inemediği derinlikteki yerlerde  en derine inen lazer olması sebebi ile Nd- YAG lazer kullanılması gerekmektedir.

Kırışıklık, çatlak, gözenek tedavisinde diğer lazerlere üstünlüğü nedir?

Cildi iki ana katmanda inceleyebiliriz Epidermis, üst deri, dermis alt deri. Elastik lifler alt deri dediğimiz dermiste yer alır. N-lite, dermise etki ederek oradaki damar sistemini etkiler, kolajen ve yeni elastik lif yapmını destekler Cilt yenilenir,  toparlanır. Kırışıklıkların, kırık şeklindeki çizgilenmelerin  yok olmasında en etkin, en düşük yan etkili, FDA onaylı lazer, N-lite Vdir. N-lite V uygulamasından hemen sonra güneşe çıkılabilir.Etkisi dermis üzerinde olduğu için güneş bu lazerin kullanımının öncesinde ve sonrasında hiçbir sorun yaratmamaktadır. N-lite V dermis üzerine etki ile, çatlakların azalmasında, yara izlerinin silinmesinde ve sivilce deliklerinin alttan doldurularak giderilmesinde, yüzdeki açık gözeneklerin kapanmasında çok etkin rol oynamaktadır.

Acne tedavisinde etki  mekanizması nedir?

N-Lite -V nin akne için kullanılan dalga boyu akne bakterisinin içindeki ışığa hassas partikülleri hedef almaktadır.Bakteri, ışığı gördükten 2ila 4 hafta içerisinde nekroze olarak ölür Bazı hassas ciltlerde bu dönemde oluşan enflamasyon bakteri ölümüne bağlıdır. Aktif acnede, pulse dye lazer lezyonların yüzde sekseninin yok olmasını sağlar. FDA onaylıdır.

N-Lite V uygulamasının öncesinde ve sonrasında nelere dikkat edilmelidir?

Sigara ve alkol 24 saat öncesinde kesilerek 48 saat sonrasına dek kullanılmamalıdır. Başka sebepten kullanılan ilaçlar mutlak yapacak hekimle paylaşılmalıdır. İşlem sonrasında boyun ve göz etrafı gibi yerlerde 24 -48 saat içerisinde geçen ödem gözükebilirki, bunun için işlem sonrasında bir iki kez kortizonlu bir pomad uygulanması, şişliği gidermede yeterli olmaktadır.

N-Lite-V’ nin başka kullanım alanı var mıdır?

Psöriayazda lezyonları azaltmaktadır.

RADYOFREKANS & ULTRASOUND

Kollejenin yeniden yapılandırlıması derin ısıyla mümkün olmaktadır.

Ultrasound

Ultrasonik ses dalgaları kulağın duymadığı bir dalgadır .Ultrasoundun hızı saniyedeki vibrasyon sayısını gösterir. Hertz ölçüm birimidir. Medikal ve kozmetik ultrasoundlar tipik olarak 1 ve 3 MHzlik ultrasound dalgası yaymak üzere planlanmışlardır . İş siklusları %20 den % 100 e dek değişmektedir .100 ün altındakiler kesikli ultrosound olarak adlandırılırlarken,  % 100 güç,  devamlı, continuous olarak adlandırılmaktadır .Ultrosound dalgaları havadan iletilemezler. Bu sebeple bir jel aracılığı ile kullanılmaktadır.

Etki mekanizması nedir?

 

 

Kozmetikte ultrasound tedavisini 1980 lerden beri kullanılmaktadır. Geniş kullanım alanları,  güvenli olması,  fiyatının makul seviyelerde tutulabilmesi ve muhteşem sonuçları, ve hergün kullanım ve faydalarına bir yenisinin eklenmesi,  cilt yenileme tedavilerinde ve yüz germe ameliyatı yapılanların ameliyat sonrasında inanılmaz etkin bir başarı ile kullanılması,  3MHz lik ses dalgası ultrasound derine etki ederek kasların toparlanmsında etkin rol oynamaktadır.. Ultrasound verdiği derin ısı ile cilt bakımındada, kremlerin etkinliğini daha derinlere gitmesini sağlayarak arttırmaktadır .

Ultrasoundun ilk etkisi termal yani ısı etkisidir .Kollojeni ısıtır. Zaten etkisi buna dayanır.İkinci etkisi mekanik etkidir. Uygulandığı dokuda yüksek hızda vibrasyon yaparak mikro düzeyde masaj etkisini gerçekleştirir . Üçüncüsü kavitasyon etkisidir . Vibrasyondan dolayı mikro oksijen kapsülleri dokular arasında oluşur.Dördüncü etkisi biyolojik etkisidir. Kan damarını vasodilatasyon yaparak genişletir,  bölgeye gelen kan akımı artar.Sonuçta dolaşım artar,  sonoferez artar,  lenf akışı güçlenir, kas relaksasyonu artar, enfllamasyon azalır ve ağrı diner.

Derin temizleme ve nemlendirme sağlayacağı için cilt tedavilerinin başarısını arttırır.Bu porelara ve kıl foliküllerinin diplerine inen yüksek frekanslı ultrasonik vibrasyon neticesinde oluşur.Ölü hücrelerin yaptığı blokaj ortadan kalkar . Cilt bakımlarında kullanılan ürünlerin deriye penetrasyonu artar. Derin doku cilt mikro masajı cildin tonüsünü ve yumuşaklığını arttırır. Tedavi 35 – 40 dakika kadardır .İşlemen hemen sonrasında  etki hissedilir şekilde ortaya çıkar. Cilt hemen daha sağlıklı gözükmeye başlar.

Kaç seans uygulanmalıdır?

 

Yüzün tonüsünü arttırmada ve boyun sarkmasını gidermede kollojen üzerindeki etkisi ile faydalıdır .6-12 tedavi gereksede,  4 seanstan sonra etki görülür hale gelecek,  gençlerde bu etki çok daha çabuk ortaya çıkacaktır .

Radyofrekans

 

Radyofrekans 3kHzden 300 Ghze dek olan bir dalga hızıdır. Bu dalga boyu radyo dalgaları ve alternatif akım sıklığına uygunluk göstermektedir.RF mekanik dalga yerine daha çok eleltriksel dalgalanma gösterir. RF akımı elektrik iletkenine derin olarak geçmeyip yüzeyel kalarak cilt etkisini yapar.Kliniğimizde kullanılan RF 10MHz multipolar RF dir .Kayganlaştırıcı bir yağ yada jel aracılığı ile uygulanır .Pulsatif yada continous akım kullanılabilir .Hastanın canını yakmayacak şekide doz ayaralanır yada ısınma oldukça doz azaltılabilir .Etkisini firoblast aktivitesi arttırmak ve kollogen yapımını hızlandırarak gösterir. Elastik lifleri toparlayıcı etkisi ile yapıldığından hemen sonra yüzdeki toparlanma dikkat çekicidir.

RF nasıl uygulanmalıdır?

 

Kişinin cildinin ihtiyacına göre ortalama 6-10 seanslık uygulama gerekmektedir .Etki hemen gözükmekte ve tekrar dozları ile korunmaktadır .Her sene yada yapılan her cilt bakımına eşlik etmesi etkinliği arttırmaktadır .

Kimlere uygulanmamalıdır?

 

Bilinen hiçbir yan etkisi olmasada,

  • Gebe ve gebe olabilecek kişilere,
  • Kalp kası problemi olanlara
  • Kalp ritmi bozukluğu olan hastalara,
  • Kalp pecamaker kullananlara,
  • Tromboz ve tromboflebit riski olanlara,
  • Büyük çapta metal protezi olanlara,
  • Epilepsi hastalarına kullanımından kaçınılmalıdır.

BLACK DOLL ANTIAGING

Lekelerin giderilmesi ve gözeneklerin yok olması için Black Doll yöntemi...

Siyah yüzlü bebek nedir?

 

“Siyah yüzlü bebek “SR karbon tedavisine verilen isimdir. Nano teknoloji ile üretilen karbon tozu yüze kaplanır. Bütün gözenekler bu toz ile dolar.  Hemen akabimde 1064 nm dalga boyu lazerle atış yapılır. Karbon 1064 nm deki dalga boyunu inanılmaz şekilde emme gücüne sahiptir. Isınan partiküller patlar. Bu patlama ile yüzeyel kirler ve keratinositler temizlenir. Isı iletiminden oluşan enerji dermal tabakaya geçer. Cilt hücrelerinin yenilenmesini ve canlanmasını sağlar. Kollogen ve elastik liflerin tamiri başlar. Burada cilt kendi onarım yeteneğini kullanmaktadır. Düzenli kollojen yapımının başlaması yüzdeki çizgileri kırıkları, batık ve  gözenekleri dolduracak,daha düzgün elastikiyeti artmış bir cilt ortaya çıkacaktır.

SR karbon tedavisinin sonuçları nelerdir?

SR karbon tedavisinde kullanılan lazer güçlü bir enerji ile, deri içerisine nüfuz etme kapasitesine sahiptir. Karbonun bir ara madde olarak kullanımı,lazer ışığının daha derine daha güçlü bir şekilde taşınmasına yol açmaktadır. Hedef alanda sebum yapımı dramatik şekilde düzelir. Hücre aralarındaki kollojen ve fiberler yenilenerek hücre aralarını doldurur ve gözenekler kapanır.

SR karbon tedavisi sırasında, karbondaki pigment ve cilt hızla genişleyerek ısınmanın akabinde patlayacaklardır. Yüzeydeki pigment buharlaşıp kaybolurken cilt yüzeyindeki ve gözeneklerdeki kiri alıp götürecektir. Normal dokuda ise bir hasar oluşmayacaktır. Çünkü normal doku bu dalga boyunu emmeyecktir. Sonuç güzel bir cilt olacaktır.

Genellikle bir tedavi süreci 3-6 lazer tedavisinden oluşur. İlk tedaviden sonra bile cildin siyah sarı görüntüsü ve pigmentasyonu kaybolacaktır. Cilt daha beyaz, daha parlak daha düzgün ve tonusu artmış olacaktır. İyi bakımla bu cilt 2 yıl korunabilir.

Lazer yapımı sırasında sanki ciltte karıncalanma gibi hoş bir his oluşmakta, genelde T bölgesi hariç acı hissedilmemektedir.

Tedavi sırasında SR başlığı düşük güçle kullanılmalıdır. En dayanıklı ciltlerde bile 300-320 mj 4MZ lik bir uygulamanın üzerine çıkılmamalıdır. Tedavinin başarısı seçilen güce bağlıdır ama hangi güçle kullanılabileceği hastanın hassasiyetine ve cilt tipine bağlı olacaktır.

İşlem nasıl yapılır?

  • Cilt suyla temizlenir.
  • Tedavi edilecek alana karbon jel sürülür.  İnce karbon parçacıkları cildin içine nufus ederek cildi ısıtıcaktır.
  • Gözler korumaya alınır.
  • 15 dakika kadar bekledikten sonra cilt lazerle taranır. Işığın enerjisi dermise ve karbon jelle boyanmış dokuya taşınır. Karbon jelle boyanmış doku patlayacaktır. Üst tabakadaki boyanmış doku buharlaşarak kaybolacaktır. Gözeneklerdeki kir ve üst cilt yüzeyide beraberinde gidecektir. Normal cilt dokusu bu dalga boyuna hassas olmadığı için, normal dokuda herhangi bir hasar oluşmayacaktır. Cilt beyazlaşıp parlar hale gelecektir.
  • İşlemin hemn sonrasında cilt karbon jelden temizlenmeli ve nemlendirici uygulanmalıdır.

 

Dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

  • SR karbon tedavisinin bir hafta öncesinde soyucu lazer, veya peeling yapılmamış olmalıdır. Bir ay kadar süre içinde güneşlenilmemiş yada solaryuma gidilmemiş olması lazımdır.
  • Kullanılacak dozun gücü tedavi başrısını belirlesede, kullanılacak gücü yapılacak kişinin cilt hassaiyeti belirlemektedir.
  • Güneş allerjisi olanlarda uygulanmamalıdır.
  • Tedavinin hemen sonrasında 3-5 gün boyunca hafif irritasyon tamamen normaldir. Güneşten korumalı ve nemlendirici kullanmalıdır.
  • Geçici kızarıklık ve ödem oluşabilir,acil nemlendirilmesi ve soğuk kompres uygulanması gerekir.
  • V itamin B5,  aloe ve lavender içeren soğutucu jellerin kullanımı önerilmektedir. Bu uygulama derhal ısıyı soğutacak,kullanılan nemlendiricide metobolizmayı ve hızlı epidermal gelişmeyi sağlayacaktır.
  • Lazer tedavisi takip eden haftada tartarik asit ve alkol içeren ürünlerden kaçınılmalıdır. Sıcak su kullanılmamalı, kese yapılmamalıdır. Asitli ürünler, SPA ve sıcak fırın yasaktır.
  • Kalın makyaj yapılmamalıdır.
  • Kan sulandırıcılar ,anti oksidanlar ve alkol bir hafta süreyle yasaktır.
  • Güneş ışığından kaçınmak gerekir. En az 50 faktör güneş koruyucusu,dahada iyisi şapka ve şemsiye kullanılmalıdır.

Çatlak nedir?

Vücudumuzu saran cildimizin iç ve dış mekanik tesirlere karşı dayanıklılığını korumak için oluşturduğu bulgulardır.

Cildin üç tabakası vardır:

  • epidermis
  • dermis
  • subdermis

Çatlaklar dermis tabakasında oluşmaktadır. Dermis oluşturduğu elastik lifler nedeni ile cildin esnemesini ve tekrar eski hala dönmesini sağlar.

Çatlaklar nasıl oluşur?

Dermis uzun süre gerilime maruz kaldığında esnekliğini kaybeder.
Mast hücre  degranülasyonu gerçekleşir ve buda derinin kollojen ve elastinine zarar verir. Defans olarak cilt içinde çatlak bantları oluşur.

Çatlak sebepleri nelerdir?

  • Gebelik
  • Şişmanlık
  • Hızlı büyüme uzama yada kilo alma
  • Vücut geliştirme
  • Uzun süreli topikal yada oral steroid kullanımı
  • Cushing sendromu

Çatlaklar hangi bölgelerde oluşur?

  • Kollarda
  • Uyluk bölgelerinde
  • Dizde
  • Gluteal bölge dediğimimz kaba et bölgesinde
  • Göğüslerde
  • Sırtta

Çatlaklar hep aynı mıdır?

Çatlaklar yüzeyden kabarık yada yüzeyle birleşik olabilirler. Yönlerine göre değişiklik gösterebilirler. Vertikal, oblik yada düz olabilirler. Renklerine göre beyaz, kırmızı, mor olabilirler. Genelde yeni çatlaklarda renk kırmızı  iken, eski çatlaklarda renk şeffaf sedefimsi bir inci rengini almıştır. Çatlakların şekilleride lineer, dairesel, spiral ve spotvari olarak değişiklik gösterebilir. Çatlaklar başlangıçta kaşıntılı ince ve düz bant şeklinde olsalarda, zamanla ene boya genişleyerek, kırmızı mor renk alırlar. (stria rubra)

Çatlak tedavisini etkileyen faktörler nelerdir?

Çatlakların yönü, genişliği, derinliği, yaşı, ve yerleştiği bölge çatlak tedavisinde en etkili   unsurlardır.

Çatlak tedavisinde neler yapılabilir? Başarı oranı nedir?

Çatlak tedavisinde değişik  tedavi kombinasyonlarının kullanılması gerekmektedir. Unutulmaması gereken husus çatlakta yüzde yüz tedavinin olmadığıdır. Bazı müesseseler hastalarına tedavi sonrasında cildiniz bebek poposu gibi olacak diyerek yanlış ümitlendirmeler yapmaktadırlar ki  bunun doğru olmadığı bilinmelidir. Çatlak, evet azaltılabilir ama bu oran çatlağın durumuna göre % 40 -60 arasında olacaktır. Çatlak tedavisinde hedef birbirinden uzaklaşan sağlam cildi yakınlaştırmak, ve çatlak bölgesinde oluşmuş çöküklüğü mümkün mertebe gidermektir. Bunun için kullanılan yöntemlerin başında fraksiyonel lazerlerin doku iyileştirici Pulse Dye ve Nd yag benzeni remodelling yapan  lazerle beraber kullanımı  gelmektedir. Çünkü çatlak derinin elastik lifllerindeki  hasardan, kırılmadan oluşmaktadır. Non ablatif lazerler   buradaki yeniden yapımı sağlamaktadır. Lazer yapılan cildi daha iyi hale getirmek ve üst katmanda düzelme sağlamak için bir kaç kez lazer yapılan cilde PRP uygulaması o ciltte yenilenmeyi başlatacaktır. Çatlaklarda birbirinden ayrılan cildi  yakınlaştırmak için kullanılan bir diğer yöntem karboksiterapi yöntemidir. Çatlakların içine verilen karbondioksit gazı oradaki hücre yenilenmesini  başlatır. Karbondioksit gazının cilt sıkılaştırıcı  mesoteraptik ajanla dönüşümlü kullanılması 6-12 seansta çatlak derinin büyük oranda yakınlaşmasına yol açmaktadır. Mikrodermabrazyon ve peeling PRP kadar başarılı değildirler ama bir tedavi seçeneği olarak özellikle yüzeyel çatlaklarda seçilebilir.

Özetle tedavi seçeneklerini şu şekilde sıralayabiliriz :

  • Kimyasal peelingler ve dermabrazyon
  • Karboksiterapi
  • Mesoterapi
  • PRP
  • N-liteV  lazer ( pulse dye lazer),Nd-yag lazer

Gerek estetik, gerekse psikososyal yönden bir hastalık olarak kabul edilmesi gereken çatlakların, günümüzde rehabilitasyonu mümkündür. Bu konuda ilerleyen teknolojilerle yeni tedavi seçenekleri oluşturulmaya devam edilmektedir.

Lazerle REJUVENİASYON NE DEMEKTİR?

Pek çok insan cildinin yaşlanmasından, ve yaşlanmanın cildine yaptığı damarlanma ve lekelenmeden mennun değildir. Yaşlanma kendini bütün dokularda olduğu gibi cilttede kuruma ile gösterir.Kurumanın ana sebebi kollojenin azalmasıdır.Rejuveniasyon  ,yani yenilenme .yeniden şekillenme kollojenin artışı ile sağlanabilir.

 

Rejuveniasyon kelime anlamı olarak yeniden gençleşme demektir. Foto- rejuveniasyon olarak bilinen tedavi ışık kaynakları kullanılarak gerçekleştirilen bir tedavi yöntemidir.

Yaşlanmaya ve çevresel faktörlere bağlı olarak ciltte ince çizgiler, kırışıklıklar, pigmentasyon, ve telanjektaziler oluşmaya başlar. Yaşlılık kurumadır. Kuruma arttıkça cilt elastikiyeti azalır. Cilt dalgalı bir renk alır.

Foto-Rejuveniasyon ciltteki telanjiektazileri,pigmentasyonu,ve yaşlanma belirtilerini bir arada ele alan bir tedavidir.

Foto-Rejuveniasyon  farklı dalga boyları gerektirir.

Vasküler (damar) lezyonlarda hedef hücre hemoglobin gereken Pulse Dye (585),Nd,yag (1064) dalga boylarıdır.

Pigementasyonda hedef hücre melanin için  gereken Ruby (694nm ) lazer olabilir.

Kollogen remodellingte,yani kollagenin yeniden inşaasında ise hedef hücre su ve kollogendir 1064 dalga boyu bunun için bir tercih olabilir.

IPL 2 bu kromoforları hedef alan dalga boylarını içerir. Epidermis üzerine etkindir.Cilt suyunu sahip olduğu fitre teknolojisi ile görmemesi iyileşme süresini kısaltan ve lazerlerin ortak. komplikesyonlarından olan hypo ve hyperpigmentasyonu azaltan bir etki olarak  görülmektedir.

YOĞUNLAŞTIRILMIŞ  IŞIK nasıl etki eder ?

Işık dermis tarafından absorbe edilerek fibroblastların  aktivitesini  uyarır. Kollojen ve elastin artışını sağlar. Uygulanıldığından ilk 72 saatin içerisinde kollojen yapımının % 130 arttığı histolojik çalışmalarla kanıtlanmıştır. Hemoglobin tarafından absorbe edilen dalga boyları telanjiektazilerin azalmasını, melanin tarafından absorbe edilen dalga boyları ise pigmentasyonların azalmasını sağlayacaktır. Intensed pulse light IPL tedavisi seçici termoliz yöntemini kullanır. Hedefin kontrollü haraplanmasını işik enerjisinin ısı enerjisine dönmesi izler.

Ellipse IPL cilt gençleşmesinde iki hedef hücreyi kullanır. Melanin ve hemoglobin. Normal hücre siklüsünde epidermal bir hücre olan melanositlerde üretilen melanin yukarıya kerotinositlere doğru hareket eder.

Keratonisitler 1ms den fazla 70 derece ıstılırlarsa parçalanırlar. İkinci hedef hücre hemoglobinlerdir. Hemoglobin emdiği ışığı ısıya çevirerek damar cidarının parçalanmasına neden olur.

Eğer lezyon kırmızı veya pembe ise kullanılması gereken dalga boyu 530- 750 nm arası olmalıdır.

Eğer lezyon kahverengi, mavi mor damarlanma varsa, 555-950 nm dalga boylu applicatör kullanılmalıdır.

İyi bir netice için en az 3 seans yapılmalıdır. Eğer damarlanma varsa önce giderilmeli, daha sonra leke tedavisine geçilmelidir.

Tedavilerden sonraki bir ay boyınca solaryum, güneş banyosu,fondoten kullanılmamalıdır. Tedaviden hemen sonraki 2-4 saat içinde sigara içilmemelidir. Cillteki ince çizgilenme ve kırışıklığın azalması, kollejenin yeniden yapılanması, IPL in damarlar üzerine yaptığı etkiden kaynaklanmaktadır. Bu netice 2- 3 ayda net olarak kendisini gösterecektir.

Tedaviden hemen sonra görülen lekelerde koyulaşma 12 saate dek ilerleyip 7-12 günde kaybolacaktır . Damarlarda hemen görülen mavileşme düzelecek ama onu ödem ve eritem oluşması izleyecektir.

Tercihen bu tedaviyi dolgu ve  dinamik kırışıklık engelleyici ilaçların uygulamaları öncesinde yapmak, yada dolgu ve dinamik kırışıklık uygulaması  yapılmış ciltlerde işlemlerden 2 hafta sonra yapmak daha iyi netice alınmasına yol açacaktır.

Yoğunlaştırılmış ışık tedavisinden daha iyi netice alabilmek için %35 in altında kimyasal peelinglerle kombine edilebilirler. Tedavi seansları ilerledikçe ışıktedavisi yavaş yavaş cilt tonüsünün ve dokusunun uzun süreli olarak iyileştirilmesini sağlayacaktır.

Sonuçta,

Kombine tedavilerin beraber uygulanması daima tek tedavi seçeneğinden daha başarılı olmaktadır.Yaşlanma progressif bir süreç olduğu için ,işlemler aralıklı tekrarlanmalıdır.

PRP

Derin PRP çalışmaları özellikle skarlı ciltlerde belirgin değişiklik yapar.

PRP nedir?

Kelime anlamı Plathelet Rich Plasma dır. Kişinin kendi kanında bulunan onarıcı ve tamir edici hücrelerin işlemden geçirilip gene aynı kişiye verilmesi işlemine verilen ad PRP dir.Alınan kan hücre ayrıştırıcı jel (cellselektör gel) ile +5 derece açılı santrifüjde santrifüje edilir.Elde edilen miktar, kalcium ve bir aktivatörle aktive edilerek hastaya verilir. Bu tamir edici ve onarıcı hücreler, büyüme faktörü denilen iyileşmeyi tetikleyici faktörler salgılarlar.En etkili olduğu alanlar,yumuşak doku iyileşmeleri, cilt gençleşmeleri, saç mezoterapisi ve diz içi uygulamalarıdır. Piyasada pek çok PRP hazırlama kiti vardır read here. Çoğu teknik olarak birbirine benzemektedir. Bilimsel olarak PRP’nin anlamı; mikrolitre başına temel ve/veya averaj trombosit hücre sayısından daha fazla bir sayıya çıkmayı ifade eder. Yani tam kanda bulunan trombosit hücreleri referans adeti olarak 150 000 /ul ile 300 000 sayıları göz önünde bulundurulduğunda ortalama 200 000 referans değeri olacaktır.Günümüzde sıklıkla uygulanan yöntem 5 ml kandan elde edilen PRP yi uygulama yöntemidir. Kanın alınmasından, PRP nin travmatize edilmeden enjektöre alınmasına kadar pek çok faktör PRP miktarını ve PRP etkinliğini etkilemektedir. Elde edilen Trombositleri aktive edebilirsek, büyüme faktörü sekresyonu sağlayabilir ve sonuç olarak pek çok hücre inrteraksiyonunu gerçekleştirebilriz.. Trombositleri aktive edemezsek elde etitiğimiz PRP trombosit süspansiyonundan öteye geçemeyecektir.Önemli olan organik aktivasyonu sağlamaktır. Trombositler kandaki en küçük şekilli hücrelerdir.Kanın pıhtılaşmasında görev alırlar.  Büyüme faktörleri sağlayarak özellikle yumuşak doku ve kemik biyostimülasyonunu sağlarlar. Cilt altı kollojeni trombosit aktivasyonunu tetikleyebilir. Bu tetiklenme ile ADP, ATP vs.gibi bileşimler ortaya çıkar.. Bu bileşimler çevredeki trombositleri etkileyip, onlarında bu bileşenleri salgılamalarını sağlarlar.

PRP nerelere uygulanmaktadır?

  • Yüze kırışıklık ve skarları düzeltmek amacı ile
  • Ciltteki bütün çatlak ve skarlara
  • Diz içine ağrı kesici ve kıkırdak yenileyici olarak
  • Saç diplerinide saç üretimini canlandırmak için

PRP nasıl uygulanır?

Yüz uygulamalarında 3 değişik yöntem kullanılır: Bunlardan ilki bir maskeye emdirilerek yüze uygulanmasıdır. İkinci bir yöntem, 30 guage lık ince iğnelerle cilt altına verilerek mezoterapi yöntem ile uygulanmasıdır. Bir diğer ve en başarılı, ciltte fark yaratacak yöntem ise üzerinde 256 adet iğne bulunduran dermaroller uygulanmasını takiben yüze uygulanmasıdır. Temizlenen cilde lokal anestetik bir krem uygulanır. Takiben seçilen dermarolerla cilt tahribiatı yaratılır.Hangi boyda iğneli dermaroller kullanılacağı cildin tipine göre değişmektedir. 0.5 den 2.5 dek iğne boyları değişen dermarollerlar vardır. PRP nin kaç seans uygulanacağı ciltten cilde, ne amaçla uygulandığına göre farklılıklar göstermektedir. Diz içi uygulamaları diz ağrısı ve yürüyememe problemleri olanlara yapılır. Ozonla dönüşümlü olarak uygulanması çok tahrip olmuş dizlerde bile belirgin iyileşmeye yol açmaktadır. Saç dökülmelerinde özellikle kök hücre ile dönüşümlü olarak uygulanması, saç ekimi adayı olmayan genç erkeklerde ve saç dökülmesini durduramayan bayanlarda düzelme sağlamaktadır.

PRP yüzde hangi sikayetlerde kullanılmalıdır?

  • Cansız ve soluk cildi canlandırmak amaçlı
  • İnce kırışıklıkları yok etmek amacı ile
  • Gözenekleri kapatmak veya küçültmek amacı ile
  • Cildi gençleştirmek amacı ile
  • Cilt rengini açmak amacı ile
  • Lekeleri azaltmak amacı ile
  • Sivilce ( derin acne scarlarını ) scarlarını azaltmak amacı ile
  • Çatlak tedavisinde

Başarı oranı nedir?

Kliğimizdeki uygulamalardan sonra memnuniyet % 98’e yakındır. Özellikle acne scarlarındaki başarısı CO2 (karbondioksit) lazer uygulamasının başarısından çok daha fazladır. Çünkü dermorollarla daha derine inilebilmektedir. Bütün yüz gençleşmelerinde hem epidermis hem dermise etkin oldğu için, neticeleri son derece yüz güldürücü olmaktadır.

PRP kimlere uygulanmamalıdır?

  • Diyabet hastaları
  • Başında yarası olanlar
  • Kanama bozuklukları olanlar
  • İmmüniteyi baskılayıcı ilaç alanlar
  • Trombosit sayısı 50 000altı olanlar
  • 1 ayın içerisinde güneşlenen veya solaryuma giren kişiler
  • Yüzleri sivilceli olanlar
  • Aynı gün içerisinde dolgu, yüze epilasyon lazeri gibi uygulamalar yaptıranlar
  • 1 hafta 10 günün içinde toplantı benzeri işleri olanlar

PRP uygulaması sonrasında dikkat edilecek hususlar nelerdir?

  • Güneşe 1 hafta süre ile çıkılmamalıdır.
  • 24 saat boyunca yıkanılmamalıdır.
  • İşlem sonrasında birkaç saat boyunca şişme ve ödem görülebileceği, bir iki gün yüz hassasiyetinin devam edeceği bilinmelidir.

PRP ne kadar güvenlidir?

Tamamen hastanın kendi kanından elde edilen bir ürünün uygulanması olup % 100 güvenlidir.

Arkadaşlarımızdan yaptırıp hiç memnun olmayan, hiç fark görmediklerini söyleyenler var, bu konuda ne diyorsunuz?

Bu PRP den değil, PRP nin uygulama şeklinden kaynaklanan bir durumdur .ince ciltlere yada yaşlı ciltlere dermapen yada rollerla derin delikler açılarak girildiğinde sonuç leke  olabilir ve son derece istenmeyen bir durum olacaktır.Bunun yanında derin akne skarlı bir ciltte yapılacak yüzeyel uygulamaların neticesi kişiyi mutlu etmeyecektir.PRP nin başarısı seçilecek cilt ve yapılan hasar yöntemi ile doğru orantılı olarak değişim gösterecektir.

Mezoterapi nedir ve hangi ciltlere kullanılır?

Mezoterapi, invaziv işlemlere kıyasla güvenli, doğal bir cilt gençleştirme, cilde ihtiyaçlarını geri verme işlemidir. Yüz mezoterapisi cilt ve cilt altı katmanlarına cildin ihtiyacına göre maddelerin ince bir iğne ile aralıklı verilmesidir. Herkesin cildi aynı yapıda olmayıp farklı özelliklere sahiptir.Değişik cilt tiplerinin gelişimi bir çok faktöre bağlıdır.Bunlardan bazıları, genetik faktörler, yaş faktörü, hormonal etkiler, ve dış etmenlerdir. Ciltte erişkin dönem cildin yaşlanmasının başladığı ve dış etkenlere elastikiyetin azaldığı, su kaybettiği ve kırışıklıkların başladığı dönemdir. Dahada ilerleyen dönemde cilt incelir, formunu kaybeder ve kırışıklıklar derinleşir. Cillteki hormonal etkiler ergenlikte sivilce akne komedon, gebelikte leke, çatlak, çil form bozukluğu, menapozda ciltte kırışma kuruma ve incelme şeklindedir. Dış etkenler, güneşe maruziyet, soğuk hava, rüzgar, kuru hava, aşırı nemli hava, gene cildi olumsuz yönde etkileyen etmenlerdir. Güneşin etkisi, kolajen ve elastin deformasyonu, hiperpigmentasyon, elastikiyet kaybı, nem kaybı, kırışık ve ince çizgilenme ile neticelenirken, soğuk hava rüzgar ve kuru hava, nem ve elastikiyet kaybının yanında hyperpigmentasyona, cilt bütünlüğünde bozulmaya, çatlaklara, cilt ph ının bozulmasına, enfeksiyona yatkınlığa ve hassasiyete yol açacaktır.
Mesolift işlemi olarak adlandırılan bu işlem, antioksidanlar,vitamin, mineral ve aminoasitlerin cildi gençleştirmek, nemlendirmek, beslemek, kollojen ve elastin üretimini indüklemek ,cilt metabolizmasını aktiflemek amacı ile verilmesi işlemidir. Yaşa ve diğer etmenlere bağlı olarak cilt dolaşımı azalır. Oksijen ve gelen besinlerin azalmasına sekonder olarak, cildin toksinlerini atma kabiliyetide azalır. Mezoterapi, diğer bütün cilt gençleştirme işlemlerine ek olarak, bu işlemlerin etkisini arttırmak yada yek başınada kullanılabilir. Cilt içine enjekte edilen maddelerin cildi tekrar nemlendirmesi, fibrobalstaların kollojen üretimini sitümüle edecek, cildin elastikiyet ve sıkılığını arttıracaktır. Sadece yüz değil, boyun ,bacak, karın, kol ve ellerde tonüsü arttırmak ve sarkmayı azaltmak amacı ile kullanılmaktadır.

Mezoterapi nasıl uygulanır?

Mezoterapi öncesinde cilt topikal bir kremle uyuşturulur. Küçük mesafe aralıkları ile iğnelerle küçük düzlerda uygulanır. Gözle görülür neticeler, iki üç seans sonrasında başlar. 5 -15 seansa kadar uygulanabilir. Cildin ihtiyacına göre ve kullanılan maddeye göre seans sayısı ve seans aralıkları  değişmektedir.

Kimlere mezoterapi uygulanmamalıdır?

Kan  sulandırıcı ve insülin kullanımı olanlara, kanama bozuklukları olanlara, kalp problemleri olanlara, kronik böbrek ve karaciğer yetersizliği olanlara, süt veren annelere, HIV taşıyıcılarına uygulanmamalıdır.

Mezoterapinin yan etkileri nelerdir?

Mezoterapi yapıldıktan sonra bazen yapıldığı yerde küçük ağrı veya yanma yapabilir. Özellikle çene ve göz kapaklarında allerjik reaksiyon şişme görülebilir. Bazen küçük kanama odakları ortaya çıkabilir. Bunların hepsi çok kısa süreli olup geçicidir.

Mezoterapiye ne zaman başlanmalıdır?

Doğal yaşlanma normalde 20 yaşından itibaren başlar. Kollojen yapımı azalır, ve cilde esnekliğini yani çekince geri gelme kabiliyetini sağlayan elastin duraklamaya girer. Ölü hücrelerin atılımı azaldıkça, yeni hücrelerin yapım hızı düşecektir. Bu duraklama başlasada, 30 lu yaşlardan önce etkiler gözükmeyecektir. Bu sebeple 20- 30 yaşalrı arasonda cilt kremleri ve peeelingler , daha sonra mesoterapiye başlanması cildin yaşlanmasını durdurmak için esastır.

Mezoterapide kullanılan maddelerin içerikleri nelerdir?

Değişik firmaların bu konuda ürettiği ilaçlar mevcuttur.

İçerikler

  • 23 amino asit
  • 13 vitamin
  • 6 mineral
  • Su tutucu
  • Bakır peptit
  • Antioksidanlar

Mezoterapiden baklentimiz nedir?

Bütün mezoterapi ilaçları bunların hepsini içermeyecektir. Hepsinin farklı bir rolü vardır. Örneğin bazı protein kompleksleri , melanini iki yönlü bloke etme özelliğine sahiptirler. Hem melanin üreten aminoasidin aktivitesini durdurular, hemde melanositi bloke ederler. İlacın içindeki pigmentasyon komponenti pigmentasyonu engellerken , peptidler hücre yenilenmesini ve değişimini aktive edeceklerdir. Ayrıca kollogenin yeniden yapılmasında ve pigmentasyonun azalmasında etkin  antioksidanlar içerikte mevcuttur. İçerikteki su tutucular su tutar ve dermisin gerginliğini sağlar. Büyüme faktörleri cildin gençleşmesinde esastır. Bağ dokusunun eksikliği ciltte elastikiyet kaybı olarak ortaya çıkar.  Bağ dokusunun elastikiyet eksiğini yerine koyma  esastır. İtalyada üretilen ve mesoterapi dünyasına bir süredir katılan kök  hücrelerinin kullanımı  gene bir çok vitamini ve peptidi içeren bir kombinasyon olarak cilt mesoterapisinde etkin yerini korumaktadır. Demekki en önemli bir husus mesotrerapi yaptırırken, cildimizin ihtiyacının ne olduğu ve ona göre hangi ürünün seçilerek kullanıldığıdır.

 

Mezoterapi fibroblastları arttıracak, fibroblastlarda kollojen yapımını arttıracaktır. Eğer cilt kollojeni korunabilirse, yıllar içindeki kollojen azalmasına bağlı yaşanacak olan  elastikiyet kaybı ve sarkmalar oluşmayacaktır. Oluşmuşu düzeltmek her zaman çok daha zahmetli, külfetli ve zordur. Bütün tedavilerle 50 yaşındaki bir cildi 40 yaşına getirmek mümkündür. Hangi yaştan başlanılırsa ona göre daha genç olmak söz konusudur. Ama yaşlanmamak için, korumak için erken yaşta başlamak esastır. Bir tedavi küründen sonra yılda  iki kez mezoterapi yaptırmak cildin gençliği korumak açısından son derece faydalı olacaktır.

Meridyen ölçümü nedir?

Meridyen ölçümü, vücut akupunkturu ile ilgilidir. Kliniğimizde primer meridyen ölçümü, riodoraku ölçümü ve muskulotendine ölçümü (kan iskelet sistem ölçümü) olmak üzere üç değişik bilgisayar yazılımı kullanılmaktadır.

Ölçümde belirli vücut akupunktur noktaları kullanılmakta ve tedavi aşaması belirlenmektedir sur ce site.

Karboksiterapi nedir?

 

Karboksiterapi, karboksi gazının tedavi amaçlı kullanılmasıdır. 1925 lerde Fransada Royal spalarındaki suyun CO2 den zengin olmasının yara iyileşmesinde etkin olduğunu gören gözlemciler daha sonra bunu 1932 de periferik damar lezyonlarını açmak için kullanmışlardır. Avrupada kabülü ile Almanyada ameliyat sonrası vakalarda damar dolaşımını arttırıcı ve ödem çözücü olarak kullanılmaya başlanmıştır. Cerrahi olmayan bir tedavi yöntemidir.

Karboksiterapi nasıl yapılır?

Karboksiterapi bir mezoterapi işlemidir. Cilt altına solüsyonlar vermek yerine cilt altına gaz verişidir.Karbondioksit tüpü bir makinaya bağlıdır. Bu makina kontrolü şekilde gazı perfüze etmekle sorumludur.İnce uçlu 30 guage bir iğne ile cilt ve cilt altı katmanlarına girilir. Ve istenilen bir hızda karbondioksit akımı başlatılır. Yapılan bölgede yanma oldukça gaz akışı durdurulur ve iğne yeri değiştirilerek bütün bölgeler taranır.

Karbondioksitin etki mekanizması

Yağ hücrelerinin parçalamasında rol oynadığı bilinmektedir.Cilt elastikiyetini arttırır ve selülit görüntüsünü azaltır.
Çatlaklarda,  hypertrofik scarlarda başarı ile kullanılmaktadır:

  • Cilt elastikiyetini artırır.
  • Dolaşımı artırır.
  • Kollojen tamirini artırır.
  • Çizgilenme ve kırışıklığı düzeltir.
  • Lokal yağları yakar.

Karbondioksit bizim doğal bir parçamızdır. Oksijen alır karbondioksit veririz.Bitkiler karbondioksit alır ve bize ihtiyacımız olan oksijeni veririler.  Karbondioksit vücudumuzda her zaman vardır. Vücuttaki tüm hücreler, işlevleri ne olursa olsun karbondioksit üretirler. Soluduğumuz zaman, kırmızı kan hücreleri oksijeni alır ve dokulara taşırlar ve oradan karbondioksit alırlar. Vücut hücreleri fazla karbondioksite maruz kaldığında,sanki akciğerlerde olduğu gibi vücut hücreleri hemen oksijenlerini vererek karbondioksit almaya çalışacaklardır.Karbondioksit tedavisinde hedef bölgenin oksijenizasyonunu arttırmaktır.Hücrelerden açığa çıkan oksijen hem lipolitik etkiyi arttıracak hemde bu bölgedeki tüm hücreler aktive olarak yeni hücre yapımı başlayacaktır. Yağ hücreleri ile birleştiğinde vücutta yağ yakıcı metabolik sistemi başlatarak yağ hücrelerinin parçalanmsına yol açacaktır.

Başka bir deyişle karbondioksit tedavisi vücudu kandırma teavisidir.Gelen birazcık karbondioksite yanıt olarak damarlar hemen haerkete geçreek vasodilatasyona uğrarlar ve taşıdıkları oksijeni salıp bu yeni gelen karbondioksiti alarak akciğerlere temizlemeye götürmektedirler. Ortaya salınan oksijen miktarı arttıkça, hücrelerde daha aktif hale gelmektedir.

Karbondioksitin kullanım yerleri

Karboksiterapi,  yağ eritmede,  çatlaklarda, selülitte, acne skarlarında, cilt gevşekliğini gidermede, kırışıklık yok etmede kullanılmaktadır.

Karboksi tedavisinden ne kadar süre sonra iyileşiriz?

Karboksiterapi işe engel bir durum yaratmaz. Karboksiterapi alanlar hemen sonra normal hayatlarına dönbilirler ancak karın bölgelerine alanlarda bir kaç gün boyunca gerilmeye bağlı ağrı olabilir ve ele gelen krepitasyon hissi 4- 6 güne dek devam edebilir.

Karboksiterapinin riskleri ve potansiyel komplikasyonları nelerdir?

Genelde çok selülitli bölgeler hariç ağrısızdır. Genede bazı hastalar vücutlarına gaz girdikçe rahatsızlık hafif yanma hissedebilirler. Yan etkiler minik yanmalar, kızarıklık ve bir kaç gün süren ağrıdır. Selülit tedavisinde 24 süren bölgede damar vasodilatsyonuna bağlı sıcaklık hissi görülebilir.
Hemen sonrasında 2-3 saat yüzme ve banyo yapılmamalıdır.

Karboksiterapi kimlere uygulanmamalıdır?

Yapılacak bölgede yarası, cilt hastalıkları olanlara ve ispatlanan hiç bir yan etkisi olmasada gebelere uygulanılmamalıdır.

VARİS TEDAVİSİ

İnce kılcal varisler lazer tedavileri ile düzelebilmektedir.

Varis nedir?

 

Dolaşım bozukluğu sonucu oluşan yüzeyel damar genişlemeleridir.

Varis tedavisini ne ile yapmaktasınız?

Varis sahibi öncelikle tek yada çift extremite olmak üzere venöz doopler çekimine yollanır.Derin ven bozukluğu olan kişilere varis tedavisi uygulamak doğru değildir.Çünkü tekrarlama riski yüksektir.Büyük varisler ameliyatlıktır. Biz orta büyüklükte ve kılcal damarların yok edilmesi ile ilgilenmekteyiz.Orta büyüklükte damarların içine sklerozan bir madde enjekte edilir. 15 gün sonra kalan ince kılcal damarlara N-Lite V  veya  Nd-Yag ile  lazer   atışı   yapılır.

Skerozan madde uygulamasından sonra ne yapılmalıdır?

Güneş ve sıcak banyodan kaçınılmalıdır.

N-lite tedavisinden sonra ne yapılmamalıdır?

Lazerin yan etkisi uygulama bölgesinde kızarıklık, morluk, ödemdir. Bunlar geçicidir. 5 günde yok olurlar. Bunun haricinde bazı çok koyu tenlilerde çok uzun süre kalabilen ,patlayan damarların içerisinden çıkan eritrositlerin taşıdığı demirin hemosiderin olarak birikmesine ve boyamasına bağlı 6 aya kadar sürebilen kahverengi lekelenmeler bildirilebilmektedir.

Varis lazerinin yan etkisi var mıdır?

Hayır

Varis lazeri bir kez mi uygulanmaktadır?

Tüm varislerin bir uygulamada taranması mümkün olmayabilir. Bu sebeple birkaç uygulama ile taramanın tamamlanması öngörülmektedir.

Cilt bakımı neden gereklidir? 

Cilt bakımı sağlık,  koruma ve güzellik için yapılır. Cilt bakımının insan sağlığının temel unsuru olan hijyenik önlemlerden yani, günlük saç,  vücut ve diş bakımından farkı yoktur. BAKIM olayının bir diş temizliği gibi benimsenmesi ve disiplinli olarak yaptırılması gerekmektedir.. Çünkü  cildimiz devamlı olarak kirlenen ve yıpranan bir organizmadır.

Cildimiz, dış ortamda UV ışınları,  kimyasal,  fiziksel,  biyolojik etmenler, makyaj,  sigara dumanı gibi zararlı faktörlerden yoğun bir şekilde etkilenir. Vücumuzu koruyan cildimizin bu dış etmenlere karşı korunması gerekmektedir.

Ciltte görünen bir sorunun olmaması,  görünüm olarak güzel bir formda olması, o cildin sağlıklı ve güzel olduğu anlamına gelmez Bu cilt yaşam boyu bu şekilde kalmayacaktır. Cilt bakımı sadece cilt problemi olan kişilerin, makyaj yapanların ve kırışıklıkları başlayan kişilerin değil,  cilt sağlığı ve güzelliği için herkesin yapması gereken bir disiplin, geleceğe yönelik bir yatırımdır.

Cilt bakımının önemi

Günümüzde çağdaş olmak, bireyin sağlığı, güzelliği, dinamizmi için önemsediği disiplinler, bunlar için ayırdığı süreç ve bu sürece sahip çıkması ile mümkün olmaktadır. Klasik güzelliğin artık demode olduğu bir gerçektir. Günümüz toplumunda kadın,  aktif, dinamik süreçleri değişen,  cilt ve beden sağlığını disipline etmiş kişidir.

Bireyin moral eğrisi ile kendi görüntüsü arasında sıkı ve organik bir bağ olduğu bilinen bir gerçektir. Kendini güzel hisseden, aynadaki görüntüsünden memnun olan insan hayata daha pozitif bakar daha güleryüzlü,  daha kendinden emin ve daha pozitif olurlar. Çağdaş kozmetikte amaç sadece dış tedavi ve daha iyi bir görünüm sağlamak değildir. Aynı zamanda bütün vücutta kendini iyi hissetme duygusunun inşa edilmesi,zihin rahatlığı, ve ruhun harmonisinin sağlanmasıdır. Burdanda anlaşıldığı üzere kozmetik, vücut zihin ve ruhun rahatlığının aracıdır.

Cildi koruyan fizyolojik parametreler nelerdir?

Asit manto:

Cildin üzerindeki terin buharlaşması sırasında geriye kalan yağ asitleri, diğer asitler ve suda çözünen kimyasal elementler tarafından asit manto oluşturulur.  Bu doğal koruma sistemi enfeksiyonları önleyerek, hastalık yaratan bakterilerin ve virüslerin yaşama şansını azaltır Cildi dış etmenlerden ve hava koşullarından korur.

Sağlıklı bir cildin asit koruyucu mantosu bozulursa PH değeri baza döner. Cildin asit ve baz içeriği PH kavramı ile ölçülür. 0-7 sit,  7- 14 arası baz değerlerdir. İnsan cildinin PH değeri 4.2-6 arasındadır. Bu nedenle cilt bakım kremleri yumuşak bir asit değeri gösterir. Temizleme maddeleri nötr dür.Tonikler 5,5.5 asittir.

Ciltte alkali değere sahip hiç bir ürün kullanılmamalıdır. Sabun,  kolanya alkalidir.

Lipid manto:

Yağ bezleri salgısıdır.Koruyucudur.Epidermisin yumuşaklığını sağlar. Nem kaybını önler.Asit manto ile beraber cildi korur.Bu tabakanın korunması cildin sık sık temizlenerek taze ve yeni filmin meydana gelmesine imkan vermekle mümkündür.Cilt temizliği bu nedenle gereklidir.

Nem faktörü:

Vücudun % 70 i sudur ve bunun 13 ü epidermistedir.  Cilt kollogeni olduğu sürece su emen bir kumaş gibidir.Ciltteki su kaybının sonucunda,  cildin kuruması,  çatlaması ve sonuçta kırışması meydana gelir. Geliştirilen ürünler cilt nemini korumak içindir.

 

Cildi yıpratan ürünler:

Dış Etkenler

  • güneş ışınları
  • rüzgar
  • soğuk sıcak kuru hava
  • kireçli sudur

Kuruma, pullanma ve çatlamaya neden olurlar

Kimyasal maddeler (sabun, şampuanlar)

  • Sabun cilt Ph ını alkaliye kaydırır. Normal cilt florasını bozar. İleri dönemde yağlı ciltlerdeki yağ salgısını arttırır, gözenekleri kapatarak sivilce,  komedon, mantar ve pişiklerin oluşmasına yol açar.

Makyaj artıkları

  • Cildin gözeneklerini kapatarak cildin oksijenlemesine engel olular.

Sigara,  alkol,  kafein

  • Cilt kan akımında ve beslenmesinde azalmaya neden olurlar.

Stresli yaşam tarzı,  çalışma ortamı uykusuzluk

  • Hormonların salgılanma düzeyleri değişir. Kuruma yağlanma sivilce oluşumu görülür.

Yanlış beslenme

Hava kirliliği

Allergenler

Bütün bu etkenler cildin doğal dengesini bozarlar. Bu dengeyi yeniden sağlamak için düzenli cilt bakımı gerekmektedir.

Cilt Bakımından önce kişinin cilt tipi belirlenmelidir.

Cilt Tipleri Nelerdir?

Normal cilt

  • Kan dolaşımı düzenlidir.
  • Duru ve gergindir.
  • Kılcal damarlar gözükmez.
  • Ne yağlı ne kurudur
  • İpeksidir.
  • Gözenekler sıkıdır yada yoktur.
  • Komedon sivilce yoktur.
  • Hassas değildir.

Kuru cilt:

  • Yağ ve nemi azdır.
  • Solgun ve kurudur.
  • Elle temasta kurudur.
  • Göz çevresi alın dudak çevresinde çizgi ve kırışıklıklar gözlenir.
  • Gözenekler sıkı veya yoktur.
  • Kılcal damarlar özellikle yanaklarda yüzeye yakındır.
  • Çevre şartlarından çok çabuk etkilenir.
  • Komedon yoktur.
  • 30 yaş üstünde görülür.
  • Cilt formu gevşektir.
  • Kırışmaya meyillidir.

Karma cilt

  • T bölgesi yağlıdır.
  • T bölgesinde komedonlar olabilir.
  • Yanaklar kuru yada normaldir.
  • İki farklı cildin özelliklerini taşır.
  • 18- 55 yaş arası gözükebilir.

Yağlı cilt

İki değişik yağlı cilt vardır

A)Sebora deosa (yağlı cilt )Kalın epidermis

  •  Sarı solgun parlak
  •  Açık gözenekler
  •  Kılcal damar gözükmez.
  •  Komedon sivilce yağ butonları

B)Sebaro sicca (Kuru yağlı cilt)

  •  15 – 30 yaş arası gözükür Yağ bezleri çalışır ama ter bezleri çalışmaz.
  •  Cilt kirli bir renktedir.
  •  Kaşlar ve dudak kenarlarında kepeklenmeler vardır.
  •  Banyo sonrasında kuruma ve kepeklenme gözükür.

Hassas cilt

  • Epidermis ince ve gergindir.
  • Kılcal damarlar yüzeye yakındır.
  • Parça parça kırmızı bölgeler vardır.
  • Genellikle açık sarışınlarda görülür.

Olgun cilt

  • Cilt yağ ve suyunu kaybetmiştir
  • Epidermis ince ve yıpranmıştır
  • Ciltte yoğun kırışıklıklar ve sarkma vardır
  • Bağ dokusu gevşektir ve formu bozulmuştur

Cilt bakımının amacı nedir?

  • Cildin doğal hidrolipid yapısını ve dengesini korumak
  • Keratinize olmuş ölü hücrelerin atılması, oksijenlenme,  kan dolaşımının artması, oksijenlenme, yeni hücre oluşumu
  • Cildin kirliliğinin temizlenmesi ve koruyucu katmanın oluşturulması
  • Yıpranma ve yaşlanma ile azalan biyolojik aktiviteler için cildin ihtiyacı olan aktif maddelerin verilmesi
  • Oksijen+su + kollojen + elastin
  • Kendini bedensel,zihinsel ve ruhsal daha iyi hissetme

Cilt bakımının aşamaları nelerdir?

  • İyi bir cilt bakımı cildin yapısına uygun temizlikle başlar.
  • Oksijen ve ozon verilmesini takiben cilt temizlenir.
  • Temizlenen cilde High frekans uygulaması ile cilt mikroplarının ölmesi sağlanır.
  • Maske ile cilt yatıştırılır veya cilde ihtiyacı olan ürünler emdirilir.
  • Ultrasound eşliğinde cildi yenileme,  nemlendirme,  solunum beslenme ve korumayı yapacak ürün uygulanır
  • Nemlendirici masaj yapılır.
  • Olgun ciltlerde toparlanamayı sağlama ve sarkmayı engellemek üzere RF uygulaması yapılır.

Cilt bakımı sonrasında neler dikkat edilmelidir?

Cilt bakımı sonrasında temizleme nemlendirme ve güneş koruma için ürün kullanmamız çok önemlidir.

Bu amaçla kullancağımız ürünler kozmetiklerdir.

Kozmetik ilk çağlardan beri son derece önemli olmuştur.

Yunan ve Roma kültürlerinde banyo maddeleri,  kremler,  ve koku maddelerinin gelişimi ve kullanımı artmıştır.

İlk kozmetik Sümerler tarafından kullanılan bademyağıdır.

Vücut güzelliğinin sağlığının korunması, geliştirilmesi, iyileştirilmesi amacı ile kullanılan ürünlere kozmetik adı verilir

Normal cilt yüzeyine Yağ ve Ter salgılar.Bu ikisi beraber cildi koruyucudur.

Kozmetik ve tıpta buna cildin doğal kozmetiği denir.

Cildin doğal kozmetiğine en yakın yapıda üretilmiş ve doğal etken maddelerin oluşturduğu ürünlere biokozmetik denmektedir.

Biokozmetikler, cildin doğal yapısına uygun olarak formüle edilirler

  • doğal içerikli
  • besleyici
  • nemlendirici
  • koruyucu
  • dengeliyicidirler
  • cilt tarafından kolay kabul edilirler kısa sürede etki ederler.

Doğal cilt bakımı ürünlerinin içerisinde bulunan temel maddeler:

Bitkisel yağlar 

  •  Hafif ince uçucudurlar
  •  Cildi yumuşatır besler nem verirler.
  •  Cildi dış etmenlere karşı korurlar
  •  AZULEN,  jojoba, karoten gibi

 Hayvansal proteinler 

  •  Cildin dayanıklılığını ve elastikiyetini sağlarlar
  •  Cildi onarır ve tedavi ederler
  •  Hücre gelişimini sağlarlar
  •  KOLLOJEN,elastin,  fofolipidler gibi

Bitkisel özsular

  •  Nemlendirici ve besleyicidirler
  •  Antiseptiktirler
  •  Güneşten koruyucudurlar
  •  Sakinleştiricidirler
  •  Sıkılaştırıcıdırlar
  •  ALOE VERA,  deniz yosunu gibi

Vitaminler

  •  Hücre gelişimi için gerekli olan hayati önemde etki maddeleridir
  •  Vitamin A Hücre yapımı ve fonksiyonlarını hızlandırır. Cildin dayanıklılığını artırır. Epitel dokuyu korur. Ciltte kuruma ve pullanmayı önler
  •  Vitamin E: Kan dolaşımını düzenler. Cildin dayanıklılığını arttırır. Cildi onarır.
  •  Biotin: Cilt hücrelerinin canlılığı,  metabolizması için gereklidir

Diğer doğal etken maddeler:

JELLY ROYAL: Arıların balmumundan elde edilir Gözenek sıkılaştırıcıdır.

PROPOLİS: Çam ağaçlarının reçinesinde bulunan,  çamlara böcek çıkmasına engel olan bir maddedir, Akneli, sivilceli ciltlerde dezenfektandır.

Emilgatör: Bir sıvının başka bir sıvı içine karışmasını sağlayan maddelere verilen isimdir

Mumlar: Ürüne istenilen yoğunluğu kazandırırlar. Ürünün koruyuculuğunu sağlarlar

Anti-oksidan maddeler: Ürünün uzun süre korunmasını ve mikro organizma üremesini engellerler.

Vitamin E

Vitamin C

Antimikrobik maddeler

Kılların ciltten uzaklaştırılması için kullanılan yöntemler

  • İğneli epilasyon
  • Cımbızlı epilasyon
  • Kıl dökü kremler
  • Jilet ve benzeri aletler
  • İple alma
  • Lazer

Kıllanma probleminden sorumlu olan faktörler nelerdir?

  • Genetik faktörler
  • Ergenlik dönemi
  • Hormonal faktörler
  • Yumurtalık kistleri
  • İlaç kullanımları

İğneli epilasyon nedir?

Yaklaşık yüz yıldır iğneli epilasyon yöntemi kılların cillten uzaklaştırılmasında geçerli bir yöntem olarak kullanılmaktadır.
İğneli epilasyonda en geçerli yöntem blend yöntemidir.
Blend =Elektroliz+termoliz
Hızlarına ve etkinliklerine göre değişik blendler bulunur. Normal, sequential, flash blend, flash pulse blend gibi…
İğneli epilasyonda hedef folikülü tahrib etmektir. Folikülde tahribat %100 olduğunda kıl bir daha çıkmayacaktır.

İğneli epilasyonun lazer epilasyona kıyasla dezavantajları nelerdir?

  • Acılıdır.Lokal anestezi kullanımı gerektirir.
  • Kritik bölgelerde uygulama güçlüğü
  • Yavaş uygulama imkanı
  • Bazende olsa ciltte hafif hasar

İğneli epilasyonun lazere göre avantajları nelerdir?

  • Her evredeki kıla müdahele imkanı
  • Her renkteki kıla müdahele imkanıdır.

Bu sebeple iğneli epilasyon, lazerin görmeyeceği beyaz ve sarı kıllar için, yada lazerin çok seyreltip incelttiği seyrek kıllar için bir bitiş imkanıdır. Bilinmesi gereken odurki, iğneli epilasyonda da özellikle yüz kıllarında 1-3 yıla kadar tedavi gerekebilmektedir.

İğneli epilasyondan sonra yapılması gerekenler nelerdir?

  • Pomad kullanımı özellikle ozon kremi kullanmak hem yara oluşmasını ,hem delik, iz kalmasını engellemektedir.
  • Işığa karşı koruma yapılması
  • Sudan 24 saat süreyle kaçınmak

Besin İntolerans Testi

Çeşitli gıdaların ,duyarlı kişilerde , fiziksel ve mental sağlığa büyük çapta etkileri olduğu uzun zamandan beri bilinmektedir.

İmmün sistem aşırı miktarda çalışırsa ya da bir takım bozukluklara uğrarsa bu karmaşık yapılar, eklemler veya sindirim sistemi gibi bazı yerlerde birikerek besin intoleransının semptomlarını oluşturur.

Örneğin;

Solunum Sistemi: Rinit, sinüzit ve astım. İskelet sistemi artrit, eklem ağrıları, kas ağrıları ve güçsüzlük.

Mide-bağırsak Sistemi: Bulantı, kusma, şişkinlik, kramp, aşırı gaz, su tutulumu, bulantı, kabızlık, ishal, kilo kontrol güçlüğü ve kolik.

Merkezi Sinir Sistemi: Baş ağrısı, migren, konsantrasyon güçlüğü, duygu durum ve davranışlarda değişiklikler, depresyon, anksiyete, yorgunluk ve hiperaktivite.

Cilt: Ürtiker, atopik dermatit, egzama, cilt kaşıntısı ve diğer döküntüler.

Semptomlar, rahatsızlık veren veya reaksiyona neden olan “reaktif” gıdaların yenmesinden 3 gün sonra bile ortaya çıkabilir ve haftalarca devam edebilir. Bu nedenle  , hangi gıdanın şikayet nedeni olduğunu bulmak çok güç olabilir. Kan örneklerinde gıda antikorlarının seviyelerinin saptanması gıda intoleransının ortaya çıkarılmasına yardımcı olabilir.

BESİNİNTOLERANSTESTİ  “Food lgG Micro-Array Testi” bu duyarlılık yaratan gıdaların saptanmasında atılan ilk adımdır. Gıdaya karşı oluşan antikorların seviyelerindeki  artış ,tek başına problemin kendisini oluşturmaktadır. Test, reaksiyona yol açmaya en güçlü aday olan gıdaların neler olabileceğini saptamaya yardımcıdır.

Food lgG Micro-array Testi sonucunuzda “yüksek” ya da “sınırda” değerleri ile tanımlanmış gıdaları yememeniz şikayetlerinizde azalmaya yol açabilir. Test sonuçları belirli bir gıdaya karşı oluşan antikor seviyelerinde artış gösterdiğinde en az 3 ay boyunca o gıda beslenmeden tamamen çıkarılmalıdır. Bu sürenin bitiminde belirlenecek diyet önerilen ile besin maddesi tekrar kullanılmaya başlanabilir.

Saç problemleri

İnsanlık tarihinin en eski zamanlarından beri saç, estetik olarak kimlik, kişilik  biçimi, sıklıkla sağlığın ve kişinin kendini iyi hissetmesinin bir göstergesi olmuştur. Saç problemleri ve buna ait konular, kadın erkek tüm insanlarda yaşa bakılmaksızın stres kaynağı olmaktadır. Hipokrat döneminden beri  tıp  bu konuyla  yıllardan beri ilgilenmekte ve bu konunun, saç anormallikleri ve saç dökülmelerinin kişiler için yoğun bir travma kaynağı olduğu bilinmektedir.

Öncelikle saç dökülmesinin nedenlerini bilmek yapılacak tedavinin içeriğini saptammızda bize yol gösterici olacaktır.

Erkek tipi saç dökülmesi:

Erkek tipi  alopesi olarak adlandırılır.  Genetik  bilimi,   erkek tipi saç dökülmesinin her iki  ebeveynden DNA’da bulunan özgül genler aracılığı ile geçiş gösterdiğini bildirmektedir. Bu tip dökülme alın saç çizgisinden başlar, tepe bölgesinde veya en tepe bölgesindeki saçlarda incelme ortaya çıkar ve en sonunda arka va yan kafa bölgelerinde halkaya benzeyen bir bölgede saçlar kalır. Şiddeti yaş ile artış gösteren saç dökülmesinin başlangıcı, hızı ve son noktası genetik varyasyonlar gösterir.

Erkek tipi saç dökülmesinde bünyesel  faktörler ; genetik olarak duyarlı kişilerde kıl köklerindeki reseptörlere bağlanarak saçı döker. Çünkü hücre içine giren madde  çekirdeği ile etkileşime girer. Protein üretimi değişir. Kıl folikülleri küçülür. Minyatüre olan kıl folikülleri daha kısa, daha ince ve daha az pigmente hale gelir. Hatta kıl fibril üretimi tamamen durabilir. Arka ve yan saçlarda bu reseptörler olmadığı için buradaki saçlar korunacaklar ve dökülmeycektir. Saç ekimlerinde de buradaki saçlar kullanılmaktadır. Çünkü nereye konulurlarsa konulsunlar, bünyesel faktörlere uygun reseptörleri olmadığı için dökülmeyeceklerdir.

Erkek tipi dökülme en hızlı şekilde 35 yaşına dek devam etmektedir. Bu sebeple saç ekim zamanı olarak bu yaştan sonrası düşünülmelidir. Peki bu yaşa kadarki gencin kendini iyi hissetmesi için gereken saç bakımı ne olmalıdır?

İşte burada SAÇ MEZOTERAPİSİ devreye girmektedir. Klinik deneyimlerimize göre saç mezoterapisi haftada bir altı hafta süreyle yapılmalı, her yıl bir kür olarak saç ekimi zamanı gelene dek tekrarlanmalıdır. Mezoterapatik ajan olarak kök hücre içeren solüsyonları kullandığımızda en iyi neticeyi almaktayız. Mezoterapiyle beraber,bazı ilaçların kullanımına başlanmalı ve ara verilmemelidir. Bu ilaçlar erkeklerin bünyesel faktörlerini taklit ederek kıl köklerindeki reseptörlere bağlanmakta ve gerçek bünyesel faktörler  kendi reseptörlerine   bağlanamadığı için dökülme durmaktadır.

Saç mezoterapisi, saç ekimi yapılan kişilerde, vitamin kombinasyonları ile uygulanmakta olup, bu şekildeki karışımlar, yeni çıkacak saçların daha canlı ve daha kaliteli olmasını sağlamakta ve saç ekiminin başarı yüzdesini belirgin oranda arttımaktadır.

Kadın tipi saç dökülmesi:

Kadınlarda izlenen saç dökülmesi tipik olarak erkeklerden farklı seyir gösterir. Kadın tipi saç kaybı erkekten farklı bir genetik geçişle ortaya çıkmaktadır. Bayanlarda saç dökülmesi ergenlikten sonra herhangi bir zamanda izlenebilir. Genellikle doğumdan sonra, menapoz döneminde veya total histerektomi sonrasında belirginleşir. Bazı olgularda diffüz saç dökülmesi, tüm saçlı deride yoğunluğun azalmasına neden olabilir. Ancak çoğu vakada tam bir kellikle sonuçlanmaz. Bazen ön çizgi korunurken, tepedeki saçlarda belirgin incelme gözlenir.

Her ne kadar çoğu bayan tipi saç dökülmesinin arkasındaki neden genetik geçiş olarak dursada, saç kaybının sebepleri şöyle sıralanabilir:

Hastalıklar:

  • Lupus
  • Diabet
  • Anemi
  • Tiroid hastalıkları
  • Yüksek ateş
  • Beslenme bozuklukları
  • Vücut immun direncine yol açan olgular, ameliyatlar
  • Hızlı diyetler
  • Psikolojik ve fizyolojik stres
  • Gebelik/doğum
  • Traksiyon (çekme) alopesisi
  • Sıcak tarak alopesisi
  • Trikotillomani  (saç  kirpik  yolma  )
  • Vitamin eksikliği
  • Selenyum eksikliği
  • Çinko eksikliği
  • Enfeksiyonlar

Basit kelimelerle saç konusu açıldığında, çoğu hasta nicelik nitelik veya her ikisinden de yakınabilir.

Niteliğe gelince parlaklık, yumuşaklık ve şekil verilebilirlik en çok istenilen üçlüdür. Genellikle mat veya yağlı, veya ucuşan saçlar biz bayanlarda kötü saç gününü çağrıştırmaktadır. Hastaların saçları ile kaygıları iki farklı kategoridedir: Saç dökülmesi ve şekil verilebilmesi.

Temiz saçların, kirli saçlardan daha az parlak olması çok hastayı şaşırtabilmektedir. Saçın gösterdiği göreceli parlaklık faktörünü belirleyen çeşitli etkenler vardır. Kütikül, saçın yüzeyinde bulunan, bir çatının kiremitlerine benzer yapılardır. Güneşle maruziyet, sık fırçalama ve kimyasal saç tedavileri kütiküllerin kaybolmasına neden olur. Düz saç ışığı kıvırcık saça göre daha iyi yansıtır. Dolayısı ile düz saçta pullar daha sıkı bağlanmıstır ve ışığı daha çok yansıtacağından daha parlak gözükmektedir. Yumuşak saç üst üste binmiş kütikül pullarından ibarettir.

Saçın porozitesi onun nemi emebilme yeteneğini yansıtır. Güneş teması, fırçalama, kimyasal ürün ve diğer çevresel etkenlere bağlı kütikül hasarı, kütikülün ayrılmasına sebep olur. Kütiküler hücrelerin koruyuculuk özellikleri de azalmış olacağı için boya, perma ve fön çekilmesi gibi diğer kozmatik işlemler saç kütüküline daha çok zara verir. Poröz saç kurudur, kolay kırılır ve uçları çatallıdır. Kirler ve diğer yabancı maddeler kütikül pullarının hasarlanması halinde, kütüküllerin arasında ilerlemeye yol açar ve kütiküllerin kırılmasına sebep olur. Bu kırılma saçın ışığı yansıtma yeteneğini azaltarak saçı matlaştırır. Sert sulardaki depositlerde aynı kirler gibi etki yapacaktır.

Proteinler saç kütükülleri arasına depolanarak saça daha parlak ve canlı bir görüntü kazandırırlar.

Trikofitilozis genellikle kırık uçlar olarak bilinir. Saçın kimyasal ve fizik travmaya karşı longutüdinal olarak uçtan ayrılmasıdır.

Saçların korunmasında SAÇ MEZOTERAPİSİ saç ekim adayı olamayan bayan hastalar için kurtarıcı gibi gözükmektedir. Bayanlarda saç mezoterapisi, KÖK hücre, PRP,   vitamin enjeksiyonları olarak yapılabilmektedir Hangisinin yapılması gerektiği saç probleminin arkasındaki nedene göre değişmektedir. Bazen değişimli olarak her hafta bir tanesi uygulanabilmektedir. Bayan saç mezoterapisi hem dökülmeyi durdurmak hemde  yeni  ve canlı saçlara kavuşmak açısından son derece faydalı yüz güldürücü bir işlemdir.

Saç mezoterapisi iğneli  bir işlem olduğu için  ağrılıdır.Bu sebeple lokal kremlerle acı dindirilmelidir. Çok kısa süreli çok yüzeyel bir anestezi saç mezoterapisisin yapılmasında yeterli olmaktadır.Saç mezoterapisinden sonraki günlerde alın bölgesinde görülebilecek şişlik tamamen normal olup, işlemden 2-3 gün sonrasında düzelecektir.

Saçların korunmasında ve mevcut halinin iyileştirilmesinde saç mezoterapisnini mutlak aralıklı tekrar edilmesi gereken bir işlem olduğu unutulmamalıdır.

KALICI MAKYAJ

Kalıcı makyaj nedir, kimlere uygulanır?

Kalıcı makyaj nedir, kimlere uygulanır ?

Kalıcı makyaj tatuaj yöntemi kullanarak kalıcı pigment uygulaması olup oldukça yaygındır. Kaş kalıcı makyajı insanlar arasında en çok sevilen, en başarılı, en çok ihtiyaç duyulandır. Güzel kaş şekil ve yoğunluğu insan yüzüne anlam katan bir öğedir. Çoğu insanda doğuştan kaşlarında düzensizlik ve seyreklik görülebilir. Yada ilerleyen yaşla, kaşların dökülmesi ile gelen seyreklik bakış ifadesini bozmaktadır. Bu gibi durumlarda kalıcı kaş uygulaması çok yüz güldürücü olmaktadır.

Kalıcı dudak uygulaması, ince dudaklı olup sürekli dudak kalemi uygulayanlarda kalıcı çözüm olarak gözükmektedir. Yine sürekli uçuk çıkarıp dudak etrafı pigmentlerinde düzensizlik olanlarda dudak konturu şekilsizliği ortadan kaldırmada esastır. Göz etrafı kontürü bir başka tercih edilen bölgedirki yapılması genelde bir zorunluluk sebebi ile değildir. Çok soluk dudaklı insanlarda dudak içi kalıcı makyaj uygulaması sürekli ruj kullanım ihtıyacını ortadan kaldırmakta, dudağa hoş bir renk ve dolgun bir görüntü vermektedir.

Kalıcı makyaj yara izlerinin kapatılmasında, meme ameliyatı geçirenlerde, aerola etrafındaki renk farkının doğal hale getirilmesi için tercih edilen bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kalıcı  makyaj nasıl uygulanır ?

Öncelikle kalıcı makyaj sonrası olabilecek memnuniyetsizliği ortadan kaldırabilmek amacı ile kalıcı makyaj uygulanacak bölgeye istenilen renk ve şekil temizlenebilir bir kalemle uygulanır ve görüntü kişiye mutluluk verecek ise kalıcı makyaj uygulamasına geçilir.  Önce kalıcı makyaj uygulanacak bölge dezenfekte edici madde ile temizlendikten sonra, uyuşturucu bir kremle uyuşturulur ve hastanın hassasiyetide göz önünde bulunurularak lokal anestetik bir madde enjekte edilip hiç bir acı duymayacak şekle getirilir. Uygulama cihaz yardımı ile yapılır. Seçilecek bölge genişliğine göre üçlü yedili dokuzlu iğne kullanımı, hem daha kısa sürede işlemin tamamlanmasını sağlamakta, hem de rötüşsüz oturmuş rengi verebilmektedir.

Kalıcı  makyaj  sonrasında  karşılaşabilecek  problemler  nelerdir? Nasıl  düzeltilir ?

Kalıcı makyaj uygulamasını takip eden ilk günlerde yapılan yerde şişme, ödem beklenilmesi gereken kaçınılmaz yan etkilerdir.Bu sebeple işlemden önce hastaya bu konuda uyarıların kesin olarak yapılması gerekmektedir.Eğer çok kısa süre içerisinde kişinin tatil, düğün nişan toplantı gibi bir aktivitesi varsa kesinlikle bir başka tarihe ertelenmelidir.

Kalıcı makyajın erken safhadaki problemi renk oturma süresi olarak belirlenen ve beklenen bir aydan sonra kişinin bu yaptırdığı işlemden hoşnutsuz olması yada biraz uzun,  biraz kısa, biraz kalın, biraz ince olması için yapılan işlemde bir değişiklik talebidir.İnce olmuş yerler ikinci bir rötüş uygulaması ile kalınlaştırılabilir yada bir fazlalık varsa hemen Q swich nd-yag lazerle istenmeyen bölge temizlenir.

Kalıcı makyajın istenmeyen komplikasyonları uzun sürede ortaya çıkan komplikasyonlardır.En istenmeyen yan etki renk değişimidir.Kaşlardaki rengin kırmızıya dönmesi,göz etrafında uygulanan siyahın yeşilleşmesi can sıkıcı olmaktadır.  Bu problemi ortadan kaldırmak üzere rengi dönen kalıcı makyaj önce Q swich nd-yag lazerle problemsiz şekilde silinmekte, ondan sonra istenilen renk yeniden yapılmaktadır.Özellikle kaşların kahverengisinde ortaya çıkan kırmızılık bu yöntemle hemen silinilebilmekte kaşların kendine bir zarar vermemektedir.Göz etrafındaki yeşile dönen siyahların silinmesi ise biraz daha az başarılı olmaktadır.Bu sebeple göz etrafı yaptırılırken bu renk değişiminin olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.Dudak kenarlarının rengi zamanla sadece solmaktadırki, yeniden renklendirilmesi bir problem olmamaktadır.

Hangi  boyalar  kullanılmaktadır ?

Kalıcı  makyaj uygulamasında kullanımı ve ithali izin verilen boyalar kullanılmalıdır.

DİNAMİK KIRIŞIKLIK TEDAVİSİ

Kırışıklığı engellemek için ,öncelikle 'hareketi' engellemek ve kırışıklığın derinleşmesini durdurmak gereklidir.

DİNAMİK KIRIŞIKLIKLAR NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Son yıllarda ortaya çıkan, yaşlanmanın ciltteki belirtilerini yok etmede kullanılan,  özellikle dinamik kırışıklığın tedavisinde en etkin tedavi yöntemi kas hareketini önleyen ilaçlarla yapılan tedavilerdir. Bu amaçla tıp dünyasına tedavi amaçlı giren bir maddeler kullanılmaktadır. İlk kullanım yeri spastik cocukların kaslarındaki kontraktürü açmak, spasmı yok etmek içindir. Bu kullanım esnasında, kaslar üzerindeki bu gevşetici etkisinden, hareketi engelleyici etkisi ile, özellikle alın ve göz etrafındaki hareketi engellemek amacı ile kullanımı düşünülmüştür. Uzun yıllardan beri yüzün 1/3 bölgesi kırışıklıklarının yok edilmesinde en etkin yöntem olarak kas blokajı yapan ilaçlar kullanılmaktaıdr.

Kimlere  kırışıklık gidermek için ilaç yapılmamalıdır?

Çok kaş çatan, konuşurken alnını sürekli yukarıya doğru kaldıran ve çizgilenmesine yol açan, kaş çatması her iki alın arasında kırık yapan kişilere,  çok sigara içip dudağının üzerini büzdürüp kıran, boyun çizgileri erken yaşta belirgin olan kişilere kaş hareketlerini sağlayan kasların orta noktalarına kası hareketsiz kılan ilaçlar  yapmak lazımdır. Bu tip ilaçlar   kaş oluğunun düzeltilmesi, hastanın çatık kaş görüntüsünü rahatlatmakta, alın uygulaması alın çizgilerini engellemekte, göz kenarı uygulaması gülerken ortaya çıkan ve kaz ayağı tabir edilen çizgilerin oluşmasını durdurmaktadır.  Ayrıca boyundaki platisma kasının çizgilenmesi ile ortaya çıkan hindi boynu görüntüsünü gene kas gevşeten ilaçlar ile  engellenebilmektedir. Buruna kalkık görüntü vermekte bu tip ilaçların  kullanım alanları içindedir.  El, ayak ve koltuk altları çok terleyen hiperhidrozis denilen aşırı terleme tedavisinde,nöromüsküler geçişi etkileyen bu tip ilaçların kullanımı ile  uygulamdan  yarım saatten itibaren terleme durdurulabilmektedir.

Kaç yaşından itibaren hareket blokajı yapan ilaçlar uygulanabilir?

Sinirkas bileşkesini etkileyerek kas hareketlerini durduran ilaçlar  çok erken yaştan itibaren uygulanabilir?Bu şekildeki ilaçların kullanımı ile hedeflenen çizginin  olmadan oluşumunu engellemektir. Bu ilaçlar ergenlikten ölene dek uygulanabilirler.Uzun süreli kullanımda içlerindeki  protein yapısına direnç oluşabilir ve etkinlik süreleri azalabilir.Kullanmaya devam edilicek olursa bir sonaki adım tümden etki kaybı olacaktır.Bu sebeple ,tekrarlayan  kullanımlarda direnç ve etki kaybı  gözlemlenecek. olursa ,başka protein içeren ,aynı etkiye sahip başka ilaçları   kullanmak  gerekmektedir

Ne sıklıkla yaptırmamız gerekiyor? Sürekli yaptıracakmıyız?

Sinir kas bileşkesine etki ederek hareketi engelleyen ilaçlar  kısa süreli etkindirler . Etki süresi uygulanan doz miktarına göre 4 -6 ayı aşmamaktadır. Çok erken yaşta kırışıklık oluşmasın diye bu şekilde ilaç  yaptırmaya başlayanlarda, gözlemlerimize göre, , birkaç  kez kullanımdan sonra, beyin o kasları kullanmayı unutup o mimik kişinin kullandığı bir mimik olmaktan çıkmakta ve kırışıklığın önlemi erken yaşta alınmış bulunmaktadır. Otuz yaşından sonraki uygulamalarda bu amaçla  kullanılacak ürünleri ,4-6 ayda bir tekrarlamak esastır.

Sinir kas bariyerinde etki  ederek hareketi kısıtlayan ilaçları bir dönem yaptırıp sonra yaptırmaya ara verirsek yada tümden yaptırmayı kesersek eskisinden daha kötü olurmuyuz?

Sinir -kas bileşkesinde etkileri ile dinamik kırışıklığını engelleyen ilaçların yapılması  kesildikten sonra daha kötü olmak  diye bir komplikasyon yoktur.

Kullanım süresince dinamik kırışıklıkların oluşumu engellenmiş olacağı için ,kırışıklık oluşma  süreci kullanım bırakıldıktan sonra başlayacaktır.Uzunca süre kırışıklığın engelenmiş olması ciltte kalıcı kırışıklık oluşmasınada bir önlem teşkil edcektir.

Hangi cins dinamik kırışıklığı ilacı kullanıyorsunuz?

Değişik cinsler vardır. Kliniğimizde girişi. yasal ve. sağlık  bakanlığınca onayı verilmiş markalar  kullanılmaktadır

Sinir -kas bileşkesine uygulanan bu ilaçların kullanımında  herkese kullanılacak doz aynımıdır?

Hayır değildir. Kas hareketlerinin yoğun olduğu bölgeye yapılması gereken doz daha fazladır.  Burada ayarlamalar hekimin tecrübesine göre değişmektedir.

Sinir- kas bileşkesine hareketi durdurmak için yapılan  ilaçların   uygulamasından sonra ortaya çıkabilecek yan etkiler nelerdir?

Dinamik kırışıklığı engellemek için yapılan işlemler  iğneyle yapılan işlemlerdir. Bütün iğneli işlemlerde olduğu gibi, uygulamasından sonra bir iğne noktası kanayabilir, bir kaç gün içinde geçecek bir morluk oluşabilir, İğne delikleri ciltten 24 saatte kapanacağı için, bu süre zarfında yüze saç boyası vs gibi bir maddenin değerse o maddeye bağlı allerji görülebilir.  Allerjiyi baskılayacak  bir ilaç alınması ile düzelir. Bu tip ürünlerin etkisi kaslar  üzerinde olacağı için uygulamasından sonra göz kapağında düşüklük görülebilirki, uygun göz damlasının kullanımı ile bir haftada, hiç bir şey kullanmadan bir ay kadar sürede geri dönmektedir.

Terleme tedavisi yapılanlarda el ve ayak içlerinde hissizlik görülebilmektedir.

Kimlere sinir-kas bileşkesine etki  ederek hareketi  durduran ilaç uygulanamaz?

Myastenia gravis hastaları, yüz felci geçirenler, açık yara ve herpes enfeksiyonu olanlarda, immün sistemi düşüren hastalık veya ilaç kullanımı olanlarda kullanılması sakıncalıdır.