OZON

Ozon tedavisi geniş bir endikasyon spektrumuna sahiptir. Alternatif bir tedavi yöntemi değildir. Pratik uygulanabilen metodlarla uygulanır. Diğer bütün tedavi yöntemleri ile kombine edilebilir ve diğer tedavilerin başarısını arttırır.

Kimyasal yapı olarak üç değerli oksijen olarak bilinen Ozon ilk olarak 1856 yılında  ameliyathane dezenfeksiyonu için kullanılmaya başlanmış, 1870 lerden itibaren kan yoluyla uygulanmıştır. Tıbbi ozon gazı %100 oksijenin yüksek elektrik voltajına tabi tutulması ile oluşturulur. Ozon bütün sıvılarda çözünür. Yani vücuda uygulandığı andan itibaren artık gaz formunda değildir. Ozon, kararsız bir gazdır. Sahip olduğu tek oksijen radikali vücutta tepkimelere  girerek ozonun işlevlerini gerçekleştirir .Bu sebeple ozon, süper oksijen diye adlandırılabilir.

Ozon düşük dozlarda aktive edici etkiye sahipken yüksek dozlarda baskılayıcı etkiye sahiptir. Ozon vücuda girdiği andan itibaren etkisi başlar. Eritrositler üzerine etkisi ile glikolizi uyarır ve doku oksijenizasyonu artar. Kanın vizkozitesi azalır. Bu etkisi ile damar tıkanıklıklarında, stend konulanlarda, sigara kullananlarda, şeker ve kolesterole bağlı komplikasyonların engellenmesinde kullanılmaktadır.

Ozon eritrosit agregasyonunu yani yapışkanlığını engellemekte ama kanama pıhtılaşma  zamanını değiştirmemektedir. Lökositler üzerinde ozon üretimi arttırıcı etkiye sahiptir. Oluşturduğu hidrojen peroksit ile  lökositlerin fagositik aktivitelerini arttırdığı gibi fogositozun bozulmuş bütün evrelerini de düzeltir. Yara iyileşmesinde ve bütün immümsistemi etkileyen romatizmal hastalıklarda sitokinlerin salınımı sağlayarak etkisini gösterir.

Bunların yanında ozon,

  • Virüslerden özellikle DNA virüslerinde ,zarflı virüslerde etkinken ,bakterisid ve antifungal etkiyede sahiptir.
  • Tümör hücrelerini antioksidan etkiyle küçültebilir.
  • Ozon, detoksifikasyonda hem bağlanmaya hem çözülmeye hem de atılmaya yardımcıdır.
  • Ozon, trombositler üzerinde yapışkanlığı azaltıcı şekilde etkindir. Bu etki gene damar tıkanıklıklarında istenilen bir etki olarak karsımıza çıkmaktadır.
  • Ozon, mikro dolaşım üzerinde iki hafta kadar kısa bir sürede arteryal ve venöz dolaşımı %40-60 oranında düzeltir.
  • Damar bozukluklarında hem oluşturduğu N2O2 ile vasodilatasyon yaparak hemde hücre hasarını engelleyerek etkili olmaktadır.
  • Cerrahin yapılamadığı damar tıkanıklarında ampütasyonu engellemek yada  demarkasyon hattını minimale indirmek  için ozon tedavisi uygulanabilmektedir.
  • Ozon, yağ asitleri ile direk etkileşime girerek atresklerotik plakların gelişimini engellemektedir.
  • Ozon, şekeri hücre içine sokma etkisine sahiptir.Çünkü glikozon hücre membranından içeri girişini arttırır. Bu etkisi ile şeker hastalarında yüksek   insülin dozları ile bile düşmeyen kan şekerlerini düşürebilmektedir. Ayrıca hipoksiyi  ortadan kaldırdığı  için oksijene afiniteli Hba1c seviyelerini düşürür.
  • Ozon detox etkilidir. Çünkü serbest radikallleri nötralize eder ve  toksinleri okside eder. Detoksifikasyon etkisini  karaciğer hücrelerinin enerji metabolizmasını ve ATP artışını sağlayarak yapar. Karaciğer hücrelerinin rejenerasyonunu sağlar.
  • Gastrointestinal sistemde  ülserlere sebep olan h.Pylori üzerinde bakterisid etkisi ile etkindir.Ayrıca ülser epitelizasyonunu  süratle sağlar.Dokudaki hipoksiyi ortadan kaldırarak spazmolitik etki yapar.Bu sebeple özellikle gıda intoleransı olanlarda mide barsak sistemini rahatlatır.

Ozon, direk solunamaz. Düşük konstrasyonlarda bile solunum yolundan alınması öksürüğe sebebiyet verir. Yağ düzeneğinden geçirerek solunduğunda özellikle kronik obstiriktİf akciğer hastalıkları dediğimiz kronik bronşit ve amfizemli hastalarda olusturduğu niteik oksit ile düz kaslardaki spazmı çözer. Bu etkisi ile astım hastalarında kullanılır. Ozol formunda solunabilen ozon, akciğer hastalıklarında, hastaların akciğer kapasitelerinin ve efor kapasitelerinin artmalarını sağlayacaktır.

Ozon, gebelikte, fetoplesentar yetersizlikte mikrodolaşımı sağlayarak bebeğin beslenmesini sağlamaya yardımcı olur. Gebe kalamayanlarda endometriumun iyileştirilmesinde, yumurta olgunluğunun sağlanmasında etkindir. Özellikle sigara kullanımına bağlı sperm sayı ve canlılığı azalmış olan erkeklerde kaliteli sperm oluşmasına ozon yardımcı olacaktır. Genital organların özellikle geçmeyen  enflamatuvar  hastalıklarında, kronik vajinitlerde ozonlanmış serum uygulamasını takiben direk ozon uygulanması tedavide çok etkin kullanılmaktadır.

Göz hastalıklarında ,retinopatilerde retinitİs pigmentosada, optik sinir atrofisinde kullanılmaktadır. Derinin bütün enfeksiyonlarında kullanılabilir. Sedefte.dermatitlerde, aknede, seboroik dermatitde, kırışıklık, selülit tedavisinde etkindir.

Ozonun kas eklem hastalıklarında çok yaygın kullanımı vardır. Matrix proteinlerini sentezleyen kıkırdak hücrelerini aktive ederek tamir sürecini dizlerde başlatır. Gerçek bir ağrı antogonistidir. Kondrosit  ve fibroblast proliferasyonunu artırır. Ödemin reabsorbsiyonunu ve ağrının azalmasını sağlar. Bel fıtığı diye bilinen disk hernilerinde tedavi edici olabilir. Ozon terapi ile fıtıklaşmış herni büzülür ve mekanik iritasyonun azalması ile aksonun duyarlılığı ve ağrı azalır Ödem çözücü etkisi ile  disk bölgesinde ödemi çözer ve nücleuus pulposusun yeniden organize olamsına yardımcı olur.

Kalça ve mandibula ekleminin avasküler nekrozunda gene mikrodolaşımı sağlayarak tedavi edici olur. Ağrı süratle geçer ve bir ay gibi bir sürede radyoljik görüntüler düzelir. Bütün romatizmal hastalıklarda yüksek doz immün süpresif etki ile  kortizon ve benzeri ilaçların kullanımına olan ihtyacı belirgin oranda azaltır. Romatizmal hastalıkların takibinde çok önemli bir kriter olan CRP değerlerii bir ayın  içinde gerileme gösterir. Kemoterapi gören kanser hastalarının bu süreçlerinin kolay geçmesine yardımcı olur. Diyabette ozon kullanımı, kullanılan ilaç ve insülin miktarlarını düşürmektedir. Diyabetik ayak tedavisinde hem major ozon uygıulaması hem yara üzerine uygulama kapanmayan yaraların hızla kapanmasını sağlayabilmektedir.

Ozon,  yara ve yanıkların iyileşmesinde  hem metabolik regülasyonu, hem mikrodolaşımı sağlayarak  hem de epitelizasyon ve granülasyonu tetikleyerek etkili olmaktadır. Migrende akupunktur noktalarına  ozon uygulaması tedavi basarısını arttırmaktadır. Bütün eklem hastalıklarında, karpal  tunnel ve De Guervian hastalığında, bursitlerde major ozon kadar lokal ve eklem içi ozon uygulamaları tedavi  edici olmaktadır. Özellikle ağır metal problemi olan otistik çocuklarda ozon uygulamalarını takiben konsantrasyon ve iletişimde artış başlar. Devam eden süreçte  dikkat ve öğrenmede çok hızlı bir iyileşme görülür.

OZON UYGULAMA YÖNTEMLERİ

Major Ozon, kan alınıp içine ozon konularak geri verilme yöntemine verilen isimdir. Minör ozon, ozonlanmış küçük hacimdeki bir kan miktarının kas içi yapılmasıdır. Aşılama olarak geçer. İmmün sistem sensitizasyonu için kullanılır. Topikal Ozon, uygulamaları torbalama  yöntemidir. Özellikle yara ve yanık  tedavisinde uygulanır. Intradermal Ozon, cilt problemlerinde tercih edilir. Rectal ozon özellikle otistik çocuklarda ve barsak problemlerinde besin intoleransı olanlarda kullanılmaktadır. Gluten ve laktoz intoleransında barsak problemlerini azaltır  ve kronik yorgunluğu engeller.

Eklem içi ozon uygulaması her türlü  eklem problemlerinde kullanılır. Bel fıtıklarında hem major hem lokal ozon uygulamsı gerekmektedir. Ayrıca intradiskal ozon tedavisi bir metod olarak kullanılmaktadır. Geçmeyen vajinal enfeksiyonlarda intravajinal ozon uygulaması ,ozonlu su uygulamasını takiben yapılmalıdır. Sinüzitte nazal ozon uygulaması tedavi edici olmaktadır. Balneoterapi gene ozonlanmış suyla yara tedavisidir. Ozonlu kupa tedavisi yapılabilir. Lokal ozon tedavisi hemen tüm ağrılı problemlerde kullanılabilmektedir.

 

Tırnak Mantarı Nedir?

El yada ayak tırnaklardaki değişiklikler insanlara tırnak mantarı olduğunu düşündürtür. Genelde mantar enfeksiyonlarının kötü hijyene sahip yada düşük IQ’lu insanlarda olduğu düşünülebilir. Oysa ki Batı ülkelerindeki insanların yüzde 10 unda tırnak mantarı bulunmaktadır. 60 yaşın üzerinde bu oran yüzde 20’ye çıkar. Tırnak mantarı gibi düşünülen tırnağın farklı görüntüsüne sebep olan herşey, tırnak mantarı değildir.

Aşağıdakiler tırnak mantarı ile karıştırılabilir:

1- Tırnak üstü çizgileri çok sıktır, normal oldukları düşünülebilir; hamilelikte kötüleşebilir. Bazı insanlarda bu olay kemoterapi sonrasında ortaya çıkar.

2- Yaşlı tırnağı; yaşlandıkça tırnakların kırılganlığı artar ve tırnaklarda bitiş noktasında kat kat ayrılmalar başlar. Bunu engellemek için temizleme solüsyonları kullanılmalı ve tırnaklar suya sokulmamalıdır.

3- Beyaz yada sarımsı tırnaklar; tırnağın tırnak yatağında ayrılması sebebi ile görülürler. Tırnağın altında boşluk vardır. Tedavide tırnağı kısa kesmek gerekir. Altı temizlenmemelidir, rengi saklanmak isteniyorsa cilalanmalı ve iki üç ay beklenmelidir.Bu durum; onikolizis olarak adlandırılır. İnatçı onikolizis tırnağı mantar enfeksiyonuna uygun hale getirir.

4- Kırmızı yada siyah tırnaklar; genelde tramvaya bağlı olarak ortaya çıkar. Hemotomdan kaynaklanır. Bozulmuş alan tırnakla beraber büyüyecek ve kesildikçe tırnaktan uzaklaşacaktır. Eğer tırnağın altında geçmeyen ve tırnak kesildikçe düzelmeyen sabit bir siyah nokta varsa ve bu bir tramva sonrasında oluşmamışsa mutlaka bir demortolojiste gözükmeli ve basit bir biyopsi yapılarak kanser olup olmadığı teşhis edilmelidir.

5- Yeşil tırnaklar; genelde pseudomonas bakterisinden kaynaklı olur. Tırnağın altında ürer, tırnakta koku yapar. Tırnak 4 haftada bir çok kısa kesilmelidir. Tırnağın altına su kaçırmamaya ve mümkün mertebe tırnağı kuru tutmaya dikkat edilmelidir.

6- Noktalı tırnaklar’ın sebebi psoriasis veya tırnak matriksini etkileyen bir hastalık olabilir. Tırnak matriksi tırnağın büyüdüğü yerdir. PSoriasis’ in etkilediği tırnaklar kahverengileşebilir.

7- Tırnak etrafındaki şişlik ve kırmızılıklar paronychia olarak adlandırılır. Tırnağın dibinden kaynaklanır, enfeksiyon akutsa yani hızlı bir başlangıç varsa; sebep bakteridir. Ilık banyoya cevap verebilir fakat doktor tarafından direne edilmelidir. Tırnak kutikili zamanla enflomasyona uğrayabilir. Bu olay; kronik paronychiaya sebep olur. Bazen hasarlanmış ve enfekte olmuş ciltten avantaj alarak tırnak mantarı ureyebilir. Tedavi cildi kuru tutarak ve sudan cikartarak baslar.  Genelde antibiyotik kullanilmaz fakat agir enfeksiyonda gerekli olabilir.

8- Kronik tırnak tramvası; sürekli yapılan spor aktivitelerine maruz kalanların tırnakları etkilenir ve tırnak mantarı enfeksiyonu gibi gözükür. Dar ayakkabılar en büyük sebeptir.

Normal, sağlıklı insanlarda tırnak mantarları en çok nemli ve ıslak ortamlardan kaynaklıdır.  Ortak banyolar ve yüzme havuzları en büyük tırnak mantarı sebebidir. Steriletenin iyi olmadığı salonlara gitmek, tırnak mantarı taşıyan insanlarla beraber yaşamak risk faktörüdür. Koşucularda, atletlerde dar ve terleten ayakkabılar giymek, sürekli tramvaya maruz kalmak tırnak mantarı riskini arttırmaktadır. Atlet ayağına sahip olmak tırnağın daha çok etkileneceği anlamına gelir. Sürekli tekrarlanan tramva mantar enfeksiyonuna zemin hazırlamaktadır. Hastalıkları olan yaşlı insanlar risklidir. Çünkü bağışıklık sistemleri düşüktür. Ayrıca AIDS, diyabet, kanser, psoriasis hastaları veya kortizon gibi sürekli immün supresif ilaç alanlar kolaylıkla tırnak mantarı rahatsızlığına yakalanabilirler,

 

Dudak Dolguları

Dudak dolgusu ince dudakları kalınlaştırmak , dudak kenarlarını kalınlaştırmak, dudak üstü V biçimini oluşturmak yada daha belirgin hale getirmek yada mümkün mertebe silmek ,daha etkili bir gülümseme yaratmak, ağız bölgesine daha genç bir görüntü vermek için kullanılabilir. Dudak dolguları ruj çizgilerini azaltmak ve ağız etrafındaki sigara çizgilerini azaltmak içinde kullanılmaktadır.

İnsanların dudak şekil ve büyüklüğünden mutsuz olması için pek çok sebep vardır. Öncelikle yaşlanmayla dudak incelir ve belirginliğini kaybeder. Bazıları için gençken de çok incedir. Alt ve üst dudak oransızlıkları çoğu için rahatsız edicidir.Dudak horizantal çapının darlığı ağzın küçüklüğü ile karakterizedir ve özellikle büyük yüzlerde yüz oranlarını olumsuz etkileyen bir faktördür.

Makyajla daha volume’lu dudaklar yapılmaya çalışılsa da; hiç bir zaman çok başarılı olmamaktadır.

Dudak dolguları sadece şekil ve hacim değiştirmek için değil ,dudak köşelerini yukarıya doğru çevirmek ve mutsuz yaşlı dudak ifadesini ypketmek içinde kullanılabilir.Tedavinin invaziv olmayışı ,iyileşmek için zamana ihtiyacı olmaması, işlemden hemen sonra hastanın normal aktivitelerine dönebilmesi dudak dolgusunun en önemli özelliklerindendir. Hayvansal içerikli olmadığı için veganlar tarafından da kullanılabilir.

 

Dudak Dolgularının Yapılmadan Önce Bilinmesi Gereken 12 Madde:

Bir ömür boyu kalıcı  olmamakla beraber dudak dolgusu insanların önem verdiği, görünüşü ilk aşamada değiştiren ciddi bir işlemdir. Dudak dolgusu yapılmadan önce bilinmesi gerekenler vardır.

1- Dudak dolguları neden yapılır?

Hacmi ve şekli büyütmek amacıyla hyaluronik asit kullanılması genellikle tercih edilmektedir. Calciumlu dolguların dudakta kullanılması çok tavsiye edilmemektedir.Hyalurinik asit dolgular su tutarak dudağın doğal bir biçim almasını sağlarlar.

2- Hangi dolgu en iyisidir?

Değişik firmaların değişik özellikte dolguları vardır. Şekil vermek için,daha dikkat çekici olması için yada doğallığı korumak için değişik kalınlıkta dolgular kullanılmalıdır.Genelde dolguların CE yada FDA omayı almış olmasına özen göstermek gerekir.

3- Ne kadar dolguya ihtiyacımız var?

Dolgu yaptıran insanlar bir gecede istedikleri dudak dolgunluğuna erişemeyeceklerini bilmelidirler. Eğer dudaklarınız çok inceyse; çok dolgun ve doğal bir dudak isteniyorsa, bunun bir kaç seansta yapılabileceği ve pahalı olacağı bilinmelidir.

Anahtar husus; dolguyu tabaka tabaka lineer enjeksiyon tekniği ile yapmaktır. Bu şekilde; zaman içinde hem büyüklük hem de şekil yeni bir hale getirilecektir.

4- Dudak dolgusu acılı bir işlemmidir?

İşlemi yapan doktora göre acıma değişir. Lokal anestetik kullanılarak iğne girişinin hissedilmesi engellenebilir. Hiçbir his duyulmak istenmiyorsa dental blok yapılabilir fakat daha sonra uzun süren dudak hissizliği bu durumda rahatsız edici olmaktadır.

5- Dudak dolgusunun kalıcılığı ne kadardır?

Kullanılan maddeye ve hastanın yaşına göre değişir. İstenilen volume’u sağlayabilmek için 4 ila 6 ayda bir tekrar gerekir.

6- Dolgulu dudak hissiyati normal dudaktan farklı mıdır?

Düzgün şekilde yapılırsa; dudak dolguları normal dudaktan farklı olmayacktır.

7- Sonuçlar hemen mi ortaya çıkar?

İşlemden hemen sonra dudaklar biraz şişecektir. Dudaklara buz koymak ve arnica krem sürmek bunu hafifletecektir. 24 saat ila 72 saat arasında şişme tamamen geçip; gerçek sonuç gözükecektir.

8- Dudak dolgusundan sonra hangi problemler görülebilir?

Hyalurinik  asit dolgularıyla allerji oranı oldukça azdır.Allerji genellikle dolguların içine konulan bölgesel anestetiklerin etkisi ile olmaktadır.İşlem yapılan yerde kanama gözükebilir.Dudak yada etrafında  soğuk enfeksiyon odakları uçuklar canlanabilir..Dudaklarda asimetri ortaya çıkabilir,varolan asimetri yapılan dolguyla daha belirgin hal alabilir.Dudaklarda şişilik ve düzensizlikler ortaya çıkabilir.Sterilite  şartlarının sağlanması zor bir bölge olduğu için enfeksiyon ortaya çıkabilir.Kan damarının içine yanlışlıkla yapılan dolgu  dudak kendi dokusunda kayıba yol açabilir.Dudakta ülserler,kistleşme görülebilir.

9- Eğer beğenmediysek dolguyu yok edebiliyor muyuz?

Kullandığımız  dolguların diğer dolgulardan üstünlüğü, doğal olarak erimeden önce antidotu olan eritici bir enzimle yok edilebilmesidir. Bu sebeple bir yanlışlık oluşursa sürat ile düzeltilebilecektir.

10- Fiyatlandırılması nasıldır?

Ml başına değişir, kullanılan ürüne göre Ml fiyatı da değişecektir.Dudak dolgusunun fiyatı doktorun deneyimine ve  yaşadığınız yere görede değişicektir.Sağlık sigortaları tarafından işlem ve işlmeden dolayı oluşabilecek komplikasyonların tedavi ücretleri karşılanmayacağı akıldan çıkarılmamalıdır.